Kapılar 2003’te açıldı.
Bizi sıkı takibe aldılar.
Hatırlayın karşılıklı tel örgüler, gancelliler sökülüp kırılmıştı.
İki tarafın cemaati de birbirine nasıl koşmuştu!
…
Dünya kameraları hayret içindeydi.
Birbirleri ile savaşan bu insanlar nasıl da birbirlerine hasretti!
Şaşırıp kalmışlardı…
…
Sonra bizi takibe aldılar.
Daha fazla temas kuralım diye, karşılıklı önlemleri genişletmeye çalıştılar.
Amaç,
Hasretin dinmesi, bir araya gelip muhabbetin artırılmasıydı.
Böylece dünya görecekti.
Liderler haksız çıkacak, ahalinin birbirine olan aşkı kanıtlanacaktı.
…
Sene 2014.
Aradan 11 uzun yıl geçti.
Hâlâ takipteyiz.
Raporlar birbirine izliyor ama satırlar hayal kırıklıkları ile dolmaya başladı.
…
Uluslararası Kriz Grubu, durup durduğu yerde kriz niye çıkarsın ki?
Ne görüyorlarsa, raporlarını öyle yazdılar!..
…
Meğer, anlamışlar ki, bunlar birbirlerinin taraflarına geçiyorlar ama, öyle sanıldığı gibi birleşme falan yok.
Kapıların açılması, iki cemaatin muhabbetini artırmamış.
Öylesine gidip geliyorlar!
Hatta endişeliler!
Biri çift harfli araba plakası gördüğünde ürkmekte, diğeri üç harfli!
Sanki bir taraf Londra’ya, diğer taraf Lübnan’a gider gelir gibi yapıyor!
…
Koskoca 11 yıl.
Biri kumarhaneye gelir, tekrar evine döner kapanır!
Diğeri Home Store’a gider, bahçesi için çit makası, havuzu için klor alır. Kimisi de organiğe meraklı olduğundan domatesini hıyarını, börülcesini alır sonra eve döner kapanır!
…
Baktılar, yortu günlerine rağbet eden Türk yok!
Komşuların birbirlerine boyalı yumurta getirdiği yok!
Baktılar, ramazanlarda sahura kalkan Rum yok!
Dahası, ne biri kızını vermekte diğerine, ne diğeri erkeğini.
Arada bir birbirlerine aşık olan Türk ve Rum gençlerinin durumu da mesele oluyor!
Hadi bunlar olacak iş değil diyelim,
Yılbaşlarını bile ayrı ayrı kutluyorlar!
Ne bir saz çalan Rum oldu, ne bir buziki çalan Türk!
…
Halbuki kapılar açıldığında, her iki tarafın insanını gören yabancılar dona kalmışlardı.
Bu insanlar Rum’u Türk’ü aynı ırktan mıydılar?
Herkesin neredeyse bir benzeri vardı!
Aynı gövde, aynı renk, aynı surat!
Ayırt etmek mümkün değildi kendilerini.
Mehmet’i Niko ile Andreya’yı Hasan ile karıştırmışlardı!
Eleni de Ayşe’nin hık demiş burnundan düşmüştü sanki!
Tek tornadan çıkmış gibiydiler!..
…
Bu iş çok çabuk olacak derken, aradan 10 yıl geçti cemaatler kaynaşamadı.
Artık bardak taşmak üzereydi.
Bu kaçıncı rapor!
Bu yüzden C Planını hazırladılar.
Bunlar Venedik bozması ama, aralarına töre girmiş fikrine kapıldılar!
…
Rapor budur!
































