Kıb- Tek büyük bir organizasyon.
Bu ülkenin en büyük ihalelerinden birisi yakıt ihalesidir.
Yıllarca, iktidara yakın kişiler faydalandı.
Santral ihaleleri…
İletim ihaleleri…
LED sokak aydınlatma ihalesi…
Deniz temizleme ihalesi…
Sayamayacağım kadar çok ihale…
Biz hep, “çalışanlar” diyoruz ya…
Maaşlar yüksek…
Özlük hakları yüksek…
Kıb- Tek’in sırtındaki en büyük kambur rantçılardır…
Yukarıda saydığım ihalelerin neredeyse tamında “aracılar” ve “hatırlılar” vardır.
Her iktidar döneminde, bazı işadamları devreye girer.
İlk hedefleri Kıb- Tek Yönetim Kurulu’dur…
Yönetim kuruluna adam sokmak için herkes birbirini ezer.
Başarırlar da…
Bakın ihalelere…
Yönetim Kurulu’nda görev yapan isimlerin görevi Kıb- Tek içerisinde iş takibidir.
Dahası var.
Yönetim kurulunda olmayan ama iş takibi yapanlar daha fazladır.
İhaleleri önceden bilirler…
Genelde Türkiye’den o işi yapan bir işadamı bulurlar…
Kat kravat, Kıb- Tek koridorlarında, müdürle, yönetim kurulu başkanı ile iş bağlamak için akla karayı seçerler…
İhale açılır…
Kazanan kazanır…
Kaybedenler çıkar sahneye…
***
Medya ve Kıb- Tek…
Bir kere, hiçbir gazete bedava elektrik kullanmaz…
Hiçbir gazeteci Kıb- Tek’in danışman kadrosunda değil…
Hiçbir gazetecinin evine bedava elektrik verilmez…
Hiçbir gazete Kıb- Tek reklamları ile beslenmez…
Gazetecilerin ilişkileri ihale kaybeden işadamları ile başlar…
Nerden mi biliyorum?
Çünkü ihale kaybeden ve bununla ilgili yayın yapılmasını isteyen o kadar çok işadamı ile karşılaştım ki…
“Bunu yaz” diyen ama benim yazmadığım konuyu yazan “meslektaşlarıma" rastladım defa defa.
Ve maalesef, “rantçılar adına ihale takipçiliği yapan bu meslektaşlarımız” cümlelerine de şöyle başlar:
“Hiçbir gazeteci bunları yazamaz ki… Çünkü Kıb- Tek ile çıkar ilişkileri var…”
Demiyor ki, “ben rantçıların temsilcisiyim…”
Her kim ki kendisini “cesur” başkasını da “korkak” olarak lanse eder, anlayın ki bir kusuru var.
***
Sadece çalışanların değil…
Maalesef Kıb- tek sadece çalışanların değil hepimizin sahip çıkması gereken bir değerdir.
Çünkü biz aynı zamanda “ödüyoruz…”
Şu anda 300 milyon TL borcu olan bu kurumun faiz yükü, bizim faturalarımıza yansıyor.
Borç, erime sürecine girmiştir.
Cesur bazı adımlarla, kurum güçlenirken, Kıb- Tek de uluslar arası bir oyuncu haline gelebilir, bu vizyona bağlı.
Ama birilerinin medyayı kullanarak, medya çalışanlarının da çalıştıkları kurumu kullanarak yaptıkları ihale takipçiliği, rant savunuculuğunun bedelini biz ödemek zorunda değiliz tüketici olarak.
Biri gelir akaryakıtı pahalıya bağlar bu senelerce sürer.
Obiri LED ihalesini alır, sokaklar karanlığa bürünür.
Diğeri şehirlerarası aydınlatma ihalesini alır, yüne gözüne bulaştırır…
Kıb- Tek üzerinden bu rant kavgası da devam eder gider.
Kıb- Tek ne çalışanların, ne de ihaleleri ile beslenenlerindir.
İnsan olan utanır…
Bir daha ihaleye katılmaz…
Rant bekçisi gazeteciler kalem bırakır…
Zerre kadar bu topluma saygınız olsa…
***
40 Dervişiz, birbirimizi bilmişiz…
Özetle sevgili dostlar…
“Kim neyi neden söylüyor” çok önemlidir.
Ne demişlerdi:
“Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım kimdi diye…”
Dahası da…
Yaşayarak öğrendik bazı şeyleri…
40 yaşındayım, bir bu kadar daha yaşlar mıyım Allah bilir…
Bir çok insanı tanıyacak kadar da medya camiası içerisinde yer aldım.
Gazeteci de, işadamı da, bürokrat da siyasetçi de…
Epi topu 40 dervişiz…
Ak koyun kara koyun, yalancı dürüst, hepsi kısa sürede meydana çıkar.
Ha çıkar da ne olur?
O da başka bir sorun…
“Kim kime dum duma” süreci devam eder.
Kıb- Tek’i yönetenler susar…
“Daha çok bağıran ve medyayı kullanan” da haklı olur…
Olan da Kıb- Tek’in kaynaklarına olur…
Biri gelir rantçıdan korkmaz, o gider başkası geliri, kaynakları rantçılara açar…
O değil, her şeye müdahil olan sendika da bu günlerde sus pus…
































