Köşe Yazarları

RAKAMLARIN DİLİ VE POLİTİKACILAR


Matematik, sadece belli öğrencilerin zorluğundan şikayet ettiği bir alan değildir.

Matematik, gerçekte birçok olayı objektif olarak analiz etmemizi sağlayan,  bir araçtır.

Bu objektif aracı doğru kullanan uluslar, her alanda daha başarılı bir noktaya gelmektedirler.

Bugünkü yazımızda , matematiğin diliyle, Türkiye ve Güney Kıbrıs’ın KORONA HİKAYESİNİ inceleyeceğiz:

Türkiye’de 2 Haziran gününe ait Korona tablosundan görülen değerler şunlardır.

Yapılan test sayısı 32. 325.

Vaka sayısı 786

Ölüm sayısı 22

Güney Kıbrıs’ta 2 Haziran gününe ait Korona tablosunda görülen değerler:

Yapılan test sayısı 1473

Vaka sayısı 3

Ölüm Sayısı  0

Türkiye’yi incelemeye devam edelim:

32325/786= 41.125

Güney Kıbrıs’ta bu değerler

1473/3=491

Bunun halk dilindeki anlamı nedir?

Türkiye’de ortalama olarak her 41,125 kişide 1 Korona hastası çıkma olasılığı vardır.

Güney Kıbrıs’ta her 491 kişide 1 Korona hastası çıkma olasılığı vardır.

Bu analizi bir de yüzde olarak ifade edelim:

Türkiye’de, 41,125 te 1 demek, % 2.4316 oranında ortalama Korona çıkma olasılığı  demektir.

Güneyde ise, 491 de 1 demek,  % 0.203 oranında ortalama Korona  çıkma olasılığı demektir.

Siz bu rakamların anlattığından, Türkiye ile mi, Güney Kıbrıs ile mi, ÖNCELİKLE gidiş gelişlerin açılmasını doğru buluyorsunuz?

Üstelik, Güney Kıbrıs’ta çalışıp ekmeğini kazanan insanların birkaç güne kadar, işlerine dönmemesi durumunda, işlerini kaybedeceği gerçeğini de bir faktör olarak hesaba katmalıyız.

Gazinolar ve  oteller de, Güney ile olan kapıların açılmaması durumunda, açılmayacaklarını, açılsalar bile ayakta duramayacaklarını birkaç gün önce açıklamışlardı.

Ekonomik faktörler, milliyetçilik mikrobundan daha gerçekçidir.

Kuzey Kıbrıs’ın  EKONOMİK OLARAK ayakta durabilmesi için, TURİZM,  TİCARET , GAZİNOLAR ve YÜKSEK ÖĞRETİM sektörlerinin tam kapasite ile çalışmasına ihtiyaç vardır.

ARASTA çarşısının , PETROL İSTASYONLARININ ve diğer küçük işletmelerin ekonomi tekerleğinin de özellikle Güney Kıbrıs’tan gelen turistler ile Rumlara bağımlı olduğu ayrı bir noktadır.

Özellikle Güney Kıbrıs ile olan kapıların açılmasını en fazla Rum ırkçıların istemediği unutulmamalıdır.

Bu kapıların açılmasını en fazla Kuzey Kıbrıs yetkililerinin istemesi ve bu konuda BM ve AB yetkililerini devreye sokması gerekmektedir.

Ekonomi, duygusal tavırlarla ve subjektif isteklerle yönetilemez.

Duygusal ve ideolojik yaklaşımlarla ekonomiyi yürütmeye çalışanlar, Sovyet blokunun çökmesinden ders almalıdırlar.

 

Kapıların açılmasına çeşitli gerekçelerle karşı çıkanlar, bunun bedelini mutlaka SİYASİ olarak da öderler.

Yukardaki rakamların anlatmaya çalıştığı gerçek BUDUR.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı