Sevgili okurlarım bu hafta sizlere aynı mahalldebüyüdüğüm,oynadığım,birlikte paten turlarına çıktığım dünyalar güzeli,altın sarısı dalgalı saçlı,masum yüzlü tatlılar tatlısı çocukluk arkadaşım SevgiliUzm. Klinik Psikolog Meryem Karaaziz ile yaptığımız röportajıma yer verdim.Ben hep söylerdim Sevgili Meryem’e bir gün sen hangi işi yaparsan yap çok başarılı olacaksın diye ve bu bölümü okuyacağını duyduğum gün çok doğru bir karar verdiğini ve bu işte bir o kadar daha başarılı olacağına hep inandım şu an çok başarılı işlere imza atan gurur duyduğum ve her zaman taktir ettiğim Meryem Karaaziz bizlere son dönmelerde yaşanan olumsuz olayların toplumda yarattığı psikoljik etkilerini anlatıyor.Herkes gibi benimde temennim savaşların bittiği barış dolu bir dünya diliyorum İyi okurlar, mutlu haftasonları diliyorum.
Öncelikle söyleşimize sizi tanıyarak başlayalım..
1990 Lefkoşa doğumluyum. 2007 yılında Girne Anafartalar Lisesinden mezun olduktan sonra psikoloji eğitimine Yakın Doğu Üniversitesi Psikoloji Bölümünde başladım. Psikoloji lisans eğitimini 2012 yılında Fen-Edebiyat Fakültesi birincisi olarak tamamladım. Aynı yıl Yakın Doğu Üniversitesi Uygulamalı Klinik Psikoloji yüksek lisansına başladım. 2014 yılında yüksek lisans bitirme tezini Doç. Dr. Ebru Tansel Çakıcı’nın danışmanlığında “KKTC’deKadınlarArasındaEşİlişkilerindeŞiddetinYaygınlığı, Risk FaktörlerivePsikolojikBelirtiler” konusundayaptımveaynıyıl 4.00/4.00 ortalamaileyükseklisansımıtamamladım. Şuan Yakın DoğuÜniversitesiuygulamalıklinikpsikolojidoktoraprogramınıbitirmeküzereyim.
2012 yılından beri özel bir hastanede Uzm. Klinik Psikolog olarak çalışmakta ve Pozitif Psikoterapi Danışmanlığı yapmaktayım. 2012-2013 Güz Dönemi’nde Yakın Doğu Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde araştırma asistanı olarak çalışmaya başlamıştım daha sonra da 2013-2014 Yaz Dönemi’nden itibaren ise Yakın Doğu Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2014 yılında Prof. Dr. Mehmet Çakıcı ve Doç. Dr. Ebru Çakıcı ile birlikte “KKTC'de Kumar Davranışının Yaygınlığı, Risk Faktörleri ve Kültürlenme Tutumları ile İlişkisi” isimli araştırma ile 50. Ulusal Psikiyatri Kongresi Araştırma Bildiri Ödülü’nü kazanmıştık.
2013 yılındanberiKıbrıs Psikoterapi Derneği’nde yönetim kurulu üyesiyim. 2014 yılından beri çeşitli gazetelerde Uzm. Klinik Psikolog olarak yazılar yazmakta ve birçok tv programlarında, sohbet toplantıları ile konferanslarda psikolojiyle ilgili çalışmalar yapmaktayım.

Sizce Türkiye’de ve dünyanın diğer ülkelerinde son dönemlerde yaşanan olumsuz olaylar toplum psikolojisini nasıl etkiliyor?
Şiddet eğlimli olaylardan şiddette maruz kalan birey kişilik yapısına göre hafif, orta ya da ağır düzeyde travma yaşayabilmektedir. Travma kelimesinin psikolojideki anlamı şöyledir; “psikolojik yaralayıcı olay, kişinin günlük yaşam deneyiminin oldukça dışında, dayanabilme gücünü aşan, çaresizlik, korku, dehşet duyguları yaratan, ölüm, ağır yaralanma, cinsel saldırı, şiddet gibi olaylarla deneyimlenen duygu durumudur.”
Travma deneyimleyen bireyler, ne gibi eğilimler içerisine girebiliyor?
Kendi kişilik yapılarına göre farklı tepkiler verebilmektedirler. Travmayı deneyimlemek için şiddetti bire bir yaşamaya gerek yoktur. Bu durumda şiddet olayını gösteren ya da şiddete maruz kalan bireyi hiç tanımayan bir vatandaş bile bu olayı gazatede, televizyonda vb. medya araçlarıyla öğrendiği zaman kişilik yapısına göre bellirli bir derecede travma yaşayabilmektedir.
Bu durumdan etkilenme düzeyine göre bireyler farklı tepkiler verebilmektedir.
Bireyin dayanma gücünü aşan, kontrol edemediği ve edemeyeceğini hissettiği her türlü yaşam olayında travma tepkileri deneyimlenebilmektedir.
Bu tepkiler; olayı çağrıştıran rüya görmek, olayla ilgili anıların akla gelmesi, kişinin tehlike anının içindeymiş gibi hissetmesi, kişinin hiçbir duygusu yokmuş gibi davranması (olaya dönük). Kişi bu durumlarda aniden öfke patlamaları yaşayabilirken bazı durumlarda ise tepkisini dışarıya vuramaz ve içine kapanabilir, sosyal hayattan uzaklaşma yoluna da gidebilir.
Bu noktada kişinin kendini fark edip bir uzmana başvurmasında fayda olacaktır. Terapiye ne kadar erken başlanırsa tedavi o kadar erken sağlanacaktır.
Şu anda yaşanan belirsizlik ortamı toplum psikolojisini nasıl etkiliyor?
Belirsizlik kaygıya yol açan en önemli unsurdur. Bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki, toplum olarak somatik (kaygının sözel olarak ifadesi yerine bilinçdışına bastırılarak bedensel olarak ifade edilmesi) bir toplumuz. Kaygımızı yaşayamıyor ve gerçek hedefine yöneltmek yerine bedenimize yöneltiyoruz (ör: baş ağrısı, mide ağrısı vb.). Bu durum yaşadığımız çözümsüzlük ortamının psikolojik bir belirtisi. Tabiki tarihimizde bu durumu tetikliyor. Günümüzde ülkemiz vatandaşları artık bu çözümsüzlük durumuna alışmış ve adapte olmuş gibi. Ülkemizdeki birçok genç “bizim torunlarımız da bu çözümsüzlük durumunu deneyimleyecek” gibi bir bakış açısıyla bu konuyu ele alıyor. Aslında geçmiş deneyimlerimizi ele alarak düşündüğümüz zaman geleceğe karşı ümitsiz olmamız çok anlaşılır bir durum.
2014 yılında tamamlamış olduğum yüksek lisans tezimde kadına yönelik eş şiddetinin KKTC’deki yaygınlığı, psikolojik belirtileri ve etkileri üzerine çalışmıştım. Psikolojk belirtilerde depresyon, kaygı, fobi, paranoid düşünceler ve bunun gibi psikolojik etkiler ortaya çıkarken, somatik etkilerin ortaya çıkmadığı bulunmuştu. Bu bulgu oldukça enteresandı çünkü birçok ülkede somatik tepkilerde beklenmektedir. Ancak bizimki gibi travmayı çok yakın tarihte deneyimlemiş (1963, 1974 savaşları) bir toplum olduğumuz için somatizasyonla yaşamaya alıştığımız görünüyor.
Travmada bir diğer çarpıcı bulgu ise kuşaklar arası ileti ile nesilden nesile aktarılmasıdır. Örneğin benim annemin deneyimlediği bir travmayı bana aktarması çok anlaşılırdır.
Mesela bizim ailede ev alışveriş zulalama derecesi de fazla yapılır. 1 süt yeterken alışverişe gidilince 1 koli süt alındığını bilirim. Bir çok Kıbrıs ailesinde bu durumu gözlemlemek mümkündür. Savaş zamanı zulalama alışkanlığı, neneme ondan anneanneme ondan da anneme geçtiğini görmek benim için pek şaşırtıcı değil sıranın bana geldiğini tahmin etmekte öyle
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Son olarak kişilere hayatlarında zorlandıklarını hissettikleri noktalarda bir uzmandan yardım almaktan çekinmemeleri gerektiğini vurgulamak istiyorum.. Travmalar her kişinin hayatında mevcuttur, önemli olan bunlarla nasıl başetmemiz gerektiğini öğrenmemizdir. Terapi süreci bunu öğrenmeyi sağlayan bir süreçtir. Bu bakış açısı ile yaklaşmak işleri kolaylaştıracaktır.
































