Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Platform ve kazı gündemde

MASAYA DÖNMEZLERSE: Kıbrıs Rum tarafının Nevtex varken müzakere masasına dönmeyeceği açıklamasını yorumlayan Ergün Olgun, “Yarın oraya platform geldiğinde ve kazı başladığında düşünmesi gerekecek” sözleri yeni bir tartışma başlattı, Türk tarafının platform kurabileceğini ima etti

DEĞİŞİMİ OLACAK: Kıbrıs müzakerelerinin hidrokarbon krizi nedeniyle ortadan kalkması ile oluşan krizin değişimleri beraberinde getireceğini söyleyen Olgun, “Bu krizin ortaya çıkmış olması bana göre Kıbrıs’ta değişimin de kapısını açabilecek bir sonuç doğurabilir” dedi.

AYRILIKÇI DEĞİL ORTAK: NAVTEX’in güneyde kalan bölgelerde olmasını yorumlayan Olgun:  Barbaros Hayrettin Paşa eğer kuzeyde arama yapsaydı, ayrılıkçı denilecekti. Güneyde yapılan arama ortaklık isteğinin göstergesidir. Statükoyu değiştirecek en büyük güç budur

Baykan Gürses Özdağ

Cumhurbaşkanlığı müzakerecisi Ergün Olgun, Türkiye’nin KKTC adına araştırma yapmak amacıyla Barbaros Hayrettin Paşa gemisi ile bölgede bulunmasının, Kıbrıs Rum tarafını masaya getirmek için bir fırsatı olduğunu söyledi. 

Kıbrıs Rum tarafının yıllardır koruduğu statükoyu değiştirmenin tek yolunun Navtex ve Barbaros Hayrettin Paşa olduğunu söyleyen Olgun, “Şu anda statükoyu değiştirme yönünde tek dinamik fiili güç katan ve değişmesi gereğini ortaya çıkaran Navtex ve Barbaros Hayrettin Paşa oluyor. Barbaros Hayrettin Paşanın ve Navtex’in açıklandığı bölge de bunu teyit eder niteliktedir” diye konuştu.
Kıbrıs Rum tarafının Nevtex varken masaya dönmeyeceği mesajını da yorumlayan Ergün Olgun, “Yarın oraya platform geldiğinde ve kazı başladığında düşünmesi gerekecek” sözleri ile değerlendirdi.
Kıbrıs Rum tarafı ile müzakerelerde uzun yıllar görüşmecilik ve Cumhurbaşkanlığı müsteşarlığı yapan Ergün Olgun, Kıbrıs müzakere sürecinin Hidrokarbon krizi nedeniyle askıya alınmasından, masanın yeniden kurulma ihtimale, Kıbrıs Türk tarafının atacağı adımlara kadar Havadis’in sorularını yanıtladı.

Soru: Uzun yıllar müzakere süreçlerinde aktif bir rol aldınız. Yeniden müzakerecilik görevine atandınız. Geçen zaman diliminde Kıbrıs sorununda nasıl bir değişim yaşandı. Göreve başladığınızda ne buldunuz?
Olgun:
İki açıdan bakmak lazım. Birincisi geldiğimde kurumsal olarak enteresan değişimler oldu. Müzakere heyetinin bir arada çalışmasına olanak sağlayan bir bina yapıldı. İkincisi de müsteşarlıktan görev ayrıldı. Daha önce ben hem müsteşardım hem de Kıbrıs Türk tarafının görüşmelerini yürüten teknik elemanıydım.
Ayrılmış olması bence çok olumlu bir gelişme oldu. Şimdi daha önce çalıştığımız kadroya ilave daha da güçlü bir kadro ortaya çıktı. Şu anda çalıştığımız isimler, yıllardır bu konuda deneyim sahibi olmuş kişilerdir.
Müzakere sürecinde ne değiştiği konusuna gelince, genel olarak bir farklılık bulunmuyor. Önümüzdeki esas engel, o zaman da buydu, şu anda da çok bariz şekilde görülmeye başlandı ki bu, Kıbrıs Rum tarafının statükoyu koruma çabasıdır.
Değişmeyen tek şey Rum tarafının bu durumu kalıcı olarak algılaması oldu. Rum tarafının içinde bulunduğu durum geçicilik içeren bir durumdur. Ama bunu devamlı kılmak için bir çaba içindeler çünkü belli avantajlar elde ettiler. Karşı karşıya olduğumuz bu dirençtir. Rum tarafı bundan hiçbir şekilde vazgeçmedi.

Soru: Bu değişimi sağlamak için kime görev düşüyor?
Olgun:
Benim kanaatime göre, müzakere masasının dinamikleri buna yeterli değil. Bu değişimi sağlamak için dış etkene ihtiyaç var. Dış bir katalizöre ihtiyaç var.
1993 yılından beri bu sürecin içinde fiilen yer alan birisi olarak bunu rahatlıkla söylüyorum. Süreçte önümüze değişik fırsatlar çıktı ama hiçbiri doğru yönetilmedi. Bunların en büyüğü Avrupa Birliği süreciydi. Bu süreçte iki tarafa da şart koşulmuş olsaydı statükonun değişmesi mümkün olabilecekti.
Mükafat anlaşma sonrasında olacak denilmeliydi. Bunu Avrupa Birliği’nin öngörüp koyması lazımdı.

“Hidrokarbon bir fırsat”
Şimdi önümüzde yine birkaç katalizör konu var. Bir tanesi ve en güçlü olanı hidrokarbon keşfidir. Bundan tarafların yararlanabilmesi için benim kanaatime göre, iki yol vardır. Ya bunu birlikte yapmanın gereklerini gözetilmesi ve uluslar arası camianın da bunu teşvik etmesi gerekmektedir ki bu arayış ortak açıklama metnindeki birlikte hareket etme ve federal ortaklık hedefi ile de uyumludur. Bunu da güçlendirecek bir adımdır.
Kayıp şahıslar konusunda ya da kültürel miras konularında nasıl ki heyetler işbirliği yapıyor, bu konuda da bir iş birliği mekanizması oluşturmak varılmak istenen hedefte bir artı sağlayabilecektir.
Ya da bütün çalışmaları askıya almak gerekiyor. Bu böyle devam ettiği sürece bölgede istikrarsızlık yaratıyor, kamplaşmalara yol açıyor ve tek yanlı hareketleri teşvik ediyor.
Rum siyasi partilerinin son yaptığı açıklamada ilk üç madde statükolarını korumaya yönelikti. Şu an bunu değiştirecek tek güç Navtex ve Barbaros Hayrettin Paşa’dır.

Soru: Rum tarafının hidrokarbon arama çalışmalarına Kıbrıs Türk tarafının Navtex ve Barbaros Hayrettin Paşa ile yanıt vermesi Güney Kıbrıs’ı endişelendirdi. Değiştirecek bir güçten çok, süreci krize iten bir konu olarak görülmeye başlanmadı mı sizce?
Olgun:
Onlar öyle değerlendirebilir. Bunun kışkırtıcı olmadığı şundan kaynaklanıyor, Kıbrıs Türk tarafının iki önerisi var. Birincisi bunu birlikte yapalım önerisidir. 2011’den beri Kıbrıs Türk tarafının bunu birlikte yapalım önerisi devam ediyor.
Ortak açıklama metninin 11 Şubat 2014’te imzalandığı dönemde tarafların bu anlaşmanın gerçekleştirilmesine zarar verecek, ortamı bozacak adımlardan kaçınması ile ilgili bir taahhütname ortaya konuldu. Hidrokarbon fiyatları son derece düşmüşken, bu ekonomik akıldan da uzak. Bulunsa bile bunun sağlıklı şekilde işletilmesi taraflar arasında işbirliğine bağlı.
Sadece Kıbrıs Türk tarafı değil, bölge içinde bunun en ekonomik yöntemle piyasalara ulaştırılması bakımından bir iş birliği ortamının oluşmasına ihtiyaç var. Her şey bütünlüklü ve kapsamlı bir çözüme dayanıyor.
Bunu bize karşı koz olarak kullanmak son derece çağ dışıdır ve ortak açıklama metni hedefi ile de uyum göstermiyor. Şu anda statükoyu değiştirme yönünde tek dinamik fiili güç katan ve değişmesi gereğini ortaya çıkaran Navtex ve Barbaros Hayrettin Paşa oluyor.
Barbaros Hayrettin Paşanın ve Navtex’in açıklandığı bölge de bunu teyit eder niteliktedir. Bu Kuzeydeki alanlarda yapılmış olsaydı Kıbrıs Türk tarafı ayrılıkçı bir politika izliyor denilecekti. Bunun Güney’de yapılması, ortaklık anlayışı hedefiyle yapılıyor olması, Kıbrıs Türk tarafının ortaklık arayışı içinde olunduğunu göstermektedir.
Kıbrıs Türk tarafının gerçekten ciddi bir amaç açısından koyduğu ilkeler, tek yanlılığı caydırma, statükonun pekiştirilmesine hizmet edecek girişimlere karşı mücadele etme, ortaklık hedefini koruma ve işbirliğini teşvik etmek için yol haritası vardır. Bu yol haritası toplum tarafından da benimsenmiştir.

Soru: Kıbrıs Rum tarafı bunu sizin hedeflediğiniz doğrultuda algılamıyor, krize neden olarak gösteriyor.
Olgun:
Algılamama nedenleri hala sahip olduklarını koruyabileceklerine inanıyorlar. Ama bu artık zorlaşıyor.

Soru: Navtex ve Barbaros Hayrettin Paşa ile nasıl bir değişimden söz ediyorsunuz?
Olgun:
Barbaros Hayrettin Paşa, şu an Mağusa’dadır. Biz bir fırsat daha veriyoruz. Hep de orada kalamaz. Bu kısa bir süre için fırsat penceresidir, iyi değerlendirmek lazım. Bu fırsat sadece Güneye değil, BM’ye ve Eide’ye de bir fırsattır.
Bu fırsatı değerlendirip bu dönemde bir şey yapılabilir mi bakmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Bizim hareketimizle, Rum tarafı sadece kendinin egemenliği altında olduğu bir alanda tek egemen olmadığını fiili olarak görüyor.

“Rumlar BM’ye kafa tutuyor”
Soru: Navtex ve Barbaros Hayrettin Paşa’nın Gazimağusa’da bekletilmesiyle bir fırsat sunduğunuzu söylüyorsunuz. Eide’nin ziyaretinde bu beklediğiniz şekilde algılandı mı?
Olgun:
Birleşmiş Milletler algıladı da Güney Kıbrıs farkında değil, sıkıntı da burada… Bizim Navtex’imiz 30 Aralık’ta sona eriyordu, onların da platformun taşınmasının başlama tarihi 6 Ocak olarak belirlenmişti.
Bizim bitiş tarihimizle onların 9. Parseldeki çalışmalarının bittiği tarih üst üste gelmişti. Kazılarda bir şey bulamamışlardı, platformu başka yere taşıyacaklardı. Bu onlar açısından teknik bir duraksamaydı.
Eide bizi arayarak bir teknik duraksama olduğunu söyledi, bizimkinin de 30’nda sona erdiğini hatırlattı, bu dönemde bana şans verin dedi. Bu dönemde iki alanda da faaliyet yokken tarafları bir araya getirmek istedi.
Biz tamam dedikten sonra bir girişim başlattı. Kalktılar 3 Navtex alanını genişlettiler, süresini uzattılar. Ayrıca bu yetmiyormuş gibi 6’sında başlayacak faaliyeti 2’sine aldılar. Rumlar, Birleşmiş Milletler’e de kafa tutmaya çalışıyorlar.

“Eide kolaya kaçıyor demiyorum ama…”
Soru: BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’nin ziyaretinden ne bekliyordunuz?
Olgun:
Eide’nin ziyareti çok enteresan. Arabuluculuk görevini üstlenen şahıs iki hedef arasında gider gelir. Eide’nin sıkıntısı da bence budur. Birinci hedef iki tarafı bir araya getirebilmek için ilkelerden uzaklaşma eğilimi, ikincisi de ilkeleri koruma eğilimidir.
Bir şey başardı diye görünebilmek için, iki tarafı bir araya getirdim demek için kolaya kaçabilir. Kolaya kaçtığında güçlü tarafın yanında durur, zayıf tarafın üzerine baskı yapar ve kendine göre hedefine ulaşmaya çalışır. Bu kolaya kaçmaktır.

Soru: Eide, kolaya kaçan yöntemi mi seçiyor?
Olgun:
Hayır, ben bunu yapıyor demiyorum. Her arabulucu bir yelpaze içinde hareket eder. Tarafları bir araya getirmenin bir hedefi var. Hedef de bellidir, ortak açıklama metnindeki sonuca ulaşmaktır. Amaç sadece tarafları bir araya getirmek değildir, bundan sonuç almaktır. Bunun da yapılabilmesi için bazı ilkelerin gözetilmesi lazımdır. Statüko devam etmeyecek, bu ortak açıklama metninde de var. İşbirliğinin teşvik edilmesi gerekiyor. Peki ama Eide bunu yapabildi mi?
Statükonun devam etmesini caydıracak bir adım atabildi mi? Bana göre Kıbrıslı Rumları statükodan caydırma konusunda Eide’nin çok başarılı olduğunu söyleyemiyorum.

“Masada mini kriz ile karşılaştık”
Soru:
Müzakereler koptu mu yoksa Rum tarafının dediği gibi ‘askıya’ mı alındı?
Olgun: Şu anda mini bir krizle karşı karşıyayız. O da hidrokarbon konusunda ortaya çıkan krizdir. Bu krizler değişime de hizmet edebilir. Bu krizin ortaya çıkmış olması bana göre Kıbrıs’ta değişimin de kapısını açabilecek bir sonuç doğurabilir.
Değişim derken Kıbrıs sorununun çözümünün hapsolduğu duvarları zorlayacak. Bunun da sebebi Navtex ve Barbaros Hayrettin Paşa’dır.

Soru: Kıbrıs Rum tarafı, Navtex varken masaya gelmeyeceğini duyurdu.
Olgun:
Yarın oraya platform geldiğinde ve kazı başladığında düşünmesi gerekecek. Bu değişimi tetikleyebilecek.

***

“Resmi bir görüşme yok”
Kişisel olarak Rum Müzakereci Mayroyannis ile görüştüğünü belirten Ergün Olgun, buna karşın resmi bir müzakere süreci yaşanmadığını belirtti.
Müzakerelerin Rum tarafınca askıya alındığını söyleyen Olgun, Eide’nin kısa sürede yeniden adaya gelerek, bir girişim yapacağını söyledi.
Soru: Müzakere masasının ortadan kalkmasına rağmen Rum muhataplarınızla görüşüyor musunuz? Müzakere heyetlerinin şu anda herhangi bir teması var mı? Siz Rum müzakereci ile görüşüyor musunuz?
Olgun:
Resmi bir görüşme yok, o askıya alınmış durumdadır. Rum tarafından bu görüşmeler askıya alındı. Şu anda ne Cumhurbaşkanlığı ne de müzakere heyetleri düzeyinde bir görüşme var. Ancak kişisel olarak Mavroyannis’le görüşüyorum, sosyal anlamda görüşmemiz oluyor. Mavroyannis’i 12 yıldır tanıyorum.

Soru: Nisan 2015 öncesi müzakere masasının yeniden kurulması olasılığı var mı?
Olgun:
Olasılık yok demem, diyemem. Önümüzdeki dönem Eide bir daha Kıbrıs’a gelecek bu ay içinde… Dolayısıyla bir gelişi daha olacak. Karar sonrasında ne olur, yeni bir adım atılır mı, kafalarda bazı düşünceler var. Üzerinde çalışılan olasılıklar var. Seçimler olabilir ama biz Kıbrıs Türk tarafı olarak müzakere masasındayız. Hükümetle Cumhurbaşkanlığı bu konuda ortak bir görüş içindedir. Müzakere masası devam edebilir, bizim için sıkıntı yok.