Köşe Yazarları

PİSA sonuçlarını nasıl okumalı


Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) her 3 yılda bir, 15 yaşındaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerilerini değerlendiren PISA sınavının 2018 yılı sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklandı. Doğal olarak Kuzey Kıbrıs listede yok ama bizi yakından ilgilendiren Türkiye, Güney Kıbrıs ve İngiltere değerlendirmede yer alıyor.

OECD bu sınavı üç ana başlık altında yapıyor: Okuma, Matematik ve Fen Bilimleri. Bir kere Güney Kıbrıs adına durum hayal kırıklığı diyebiliriz. Güney Kıbrıs okumada listede bulunan 48 ülke arasında son sırada, Matematik’te 43’üncü, Fen Bilimleri’nde ise 45’inci sırada yer aldı. Bu sonuçlar 15 yıldır AB ülkesi olan Güney Kıbrıs’ın eğitim sisteminin milliyetçilik kıskacından kurtaramadığı ve AB normlarını yakalayamadığının göstergesi olsa gerek…

Türkiye ise üç yıl öncesine göre biraz ilerleme gösterdiyse de hala OECD ortalamalarının altında görünüyor. Türkiye üç alanda da 38-40’ıncı sırada görülüyor. Elbette Türkiye’de eğitim yıllardır kanayan bir yara. Sorunların üstesinden kısa sürede gelmek zaman alacak gibi görünüyor.

İngiltere ise genellikle OECD ortalamalarının üzerinde görünse de uzun yıllardır ilk 10 içerisinde yer alamadı. Özellikle Muhafazakar Parti iktidarı döneminde, bu günlerde eğitim sistemi ve eğitimde yapılan kesintiler ciddi eleştiri alıyor.

******

Bu arada OECD’nin yaptığı PİSA sınavı çok ciddi de eleştiri alıyor akademi çevrelerinden… İngiltere’nin saygın gazeteleri de bu eleştirilere de yer veriyor. PİSA sınavının aslında başarıyı istenilen düzeyde ölçemediği, çocuklar ve aileler üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin varlığından söz ediliyor.

Buna rağmen yine de PISA sınavını dikkate almakta yarar var. OECD’nin sıralama listelerine baktığımız zaman eğitimde iki önemli yaklaşım öne çıkıyor. Birincisi Uzakdoğu ülkelerinin temsil ettiği daha gelenekselci, disiplin ve çok çalışmayı öne çıkaran eğitim anlayışı/yaklaşımı, ikincisi de daha çok oyun ile öğrenmeyi gerçekleştiren, çocukların daha az ekstra çalışma yaptığı, sınavların az olduğu sistemin öncüleri Finlandiya ve Estonya gibi İskandinav ve Kuzey Avrupa ülkeleri dikkat çekiyor.

Son yıllarda Uzakdoğu ülkeleri de çocukların yoğun programından şikayet edip bazı değişiklikler yapmaya gitseler de o geleneksel yapıları devam ediyor. Bu yapıya rağmen hem Okuma, hem Matematik hem de Fen Bilimleri’nde ilk beş ülke arasında hep Uzakdoğu ülkeleri var.

Finlandiya’nın 2018 sonuçları, geçmiş yıllara göre biraz daha gerilemiş görünüyor. Avrupa’nın şu anda eğitimde yükselen ülkesi küçük Estonya. Eski SSCB ülkesi Estonya kendisine Finlandiya’yı örnek almış ve son yıllarda ciddi bir atılım göstermiştir.

Öyle görünüyor ki bu PİSA sınavında her iki yaklaşım da başarılı olmaktadır. Burada sorulması gereken soru şudur. PİSA sınavına yönelik ciddi eleştiriler olsa da eğitim sistemlerini PİSA sınavına göre şekillendirmeli miyiz? Bu konuda her üç yılda yapılan bu sınava göre eğitim sistemlerini küçük rötuşlar ile değiştirmek isteyen ülkelerin varlığını biliyoruz. Elbette bunun ne kadar sağlıklı olduğunu da tartışmakta yarar var.

Bunları yazarken kendi kendime de soruyorum. Biz ne yapacağız? Bu listelerde pek yer alamayan Kuzey Kıbrıs’ta eğitimin durumu ne olacak? PISA sınav sonuçlarına bakarsak ne güney komşumuzun ne de kuzey komşumuzun durumu pek iç açıcı değil… Acaba yüzümüzü nere dönelim. İskandinav ülkelerini mi, yoksa Uzakdoğu’yu mu örnek alalım.

Açıkçası “Eğitimde Vizyon 2030”un sonuçlarını dört gözle bekliyorum.

Bakalım eğitimde neyi hedefliyoruz?

 




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı