ÖZELLEŞTİRMELER SIKINTILI: 2016- 2018 TC- KKTC Yapısal Reform Protokolü taslağında özelleştirme öngörüsü sivil toplum örgütleri tarafından endişe ve öfkeyle karşılandı. Sivil toplum örgütleri Türkiye’nin, telekomünikasyon ve limanlarda tamamen, Kıb-Tek’tin ise “dağıtım” ayağında ısrar ettiği “yap- işlet- devret” modelinin peşkeşe dönüşeceğinden endişe ediyor
PEŞKEŞ OLMAMALI: Kıbrıs Türk İşadamları Derneği Başkanı Metin Şadi, olarak özelleştirmelere karşı olmadıklarının ancak, özelleştirmelerin alelacele değil, zaman yayılarak yapılması gerektiğini belirtti. Şadi, “Özelleştirme birilerine peşkeş için yapılmamalı. Belli bir sürece yayılması gerek. Ercan konusunda içimiz yanıyor” dedi
“KURUMU SAVUNACAĞIZ”: El-Sen Başkanı Çağlayan Cesurer ise Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun dağıtım bölümünün özelleştirilmesini kesin dille reddetti. Cesurer: Kıb-Tek şu an yüzde 97 tahsilat oranıyla işleyen, yatırım kapasitesi oldukça yukarılarda olan bir kurum. Her türlü özelleştirmeye karşı kurumu savunacağız
KTAMS VE KAMU-SEN’DEN TEPKİ: Kamu-Sen ile KTAMS Türkiye ile yapılacak 2016-2018 mali protokolünde Devlet Planlama Örgütü’nün (DPÖ) kapatılacağı yönünde bir ifade olduğunu, bugün bunu basından üzüntüyle öğrendiklerini kaydederek, “Bu ibare mali protokolden derhal çıkarılmalı” dedi
Bertuğ TOPAL
Başbakan Ömer Kalyoncu’nun 2016- 2018 dönemi KKTC Yapılsak Reform Protokolü’nde Türkiye ile yapılan görüşmelerin son aşamaya geldiğini açıklamasının ardından Havadis’in dün gündeme getirdiği konular, sivil toplum örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı.
Elektrik, Telekomünikasyon ve limanlar konusunda Türkiye yetkililerinin özelleştirme taleplerine hükümetin olumlu yaklaşması nedeniyle sivil toplum örgütleri tepkilerini ortaya koydu.
Özellikle El-Sen ve Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim, Kıb-Tek’te gerçekleştirilecek özelleştirme işlemlerine karşı dik duruş sergileyeceklerini belirtti.
3 konuda özelleştirme
2016- 2018 TC- KKTC Yapısal Reform Protokolü taslağında yer alan ve Türkiye kanadının isteği olan telekomünikasyon ve limanlarda tamamen, enerjide ise “dağıtım” konusunda KKTC yetkililerinin dik duruş sergileyememesi nedeniyle özelleştirmeler kapıda gözüküyor.
Telekomünikasyon ve Limanlar konusunda hiçbir tereddüt yok
Türkiye ve KKTC yetkililer arasında sürdürülen görüşmelerde özelleştirilmesi beklenen telekomünikasyon ve limanları konusunda hiçbir tereddüt yer almıyor. Hatta görüşmelerde uygulanacak modelin bile konuşulduğu ifade ediliyor.
“Kamu- özel ortaklığında… Yap- İşlet- Devret…”
Özelleştirmelerin yapılacağı alanlarda uygulanacak modelin yap-işlet devret modeli bir özelleştirme olacağı konuşuluyor.
Topluma hizmet vermekte zorlanan alanlarda “özel sektör ile işbirliği” formulünün öne çıktığı kaydediliyor.
Bu uygulamaya göre; “Özel bir şirket ihtiyaç duyulan yatırımı yapacak. Belirli bir zaman dilimi içerisinde parasını “tahsilattan” toplayacak. Sonra da devlete devrederek, o alandan çıkacak.”
Enerjide sıkıntı var
Türkiyeli yetkililerin Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda tahsilat ve dağıtım noktasında bir özelleştirme ısrarı olduğu ifade edilirken, KKTC makamları bu kurumun özelleştirilmesine sıcak bakmadı.
Türkiyeli yetkililerin sürekli bir şekilde “siz yatırım yapamıyorsunuz, tahsilat yapamıyorsunuz” sözlerine karşı bu yıl ve geçen yıl kurumun elde ettiği rakamlar KKTC hükümetinin elini güçlendiriyor.
“Tahsilat” çıktı, “dağıtım” kaldı
Bugüne kadar Ekonomik Protokol görüşmelerinde Kıb- Tek neredeyse TC- KKTC arasındaki en büyük kavga oldu.
Yeni taslağa göre Türkiye “tahsilat” kısmının özelleştirmesinden vazgeçmiş gözüküyor. Bunun nedeninin ise Kıb-Tek’in tahsilat oranını yüzde 97’lere kadar çekmesi olarak değerlendiriliyor.
Dağıtım kısmında ise Türkiye halen daha ısrarcı.
DPÖ sürprizi
2016- 2018 TC- KKTC Yapısal Reform Protokolü taslağında yer alan en sürpriz nokta ise Devlet Planlama Örgütü’nün kaldırılması noktasında. KKTC’de müsteşarlık düzeyinde olan Devlet Planlama Örgütü’nün görevlerinin bakanlıklara devredilmesi gündemde. Bu konuda da tam anlamıyla bir mutabakat bulunmuyor.
***
Cesurer: Kurumu savunmaya devam edeceğiz
El-Sen Başkanı Çağlayan Cesurer, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun özelleştirilmesi konusunda Havadis’e yaptığı açıklamada özelleştirmeyi kesinlikle kabul etmeyeceklerini ifade etti.
Cesurer, Kıb-Tek’in herhangi bir şekilde bölünüp satılmasına müsaade etmeyeceklerini kaydederek, her protokol dönemi Kıb-Tek’in pazarlanmasının gündeme geldiğini belirtti.
Geçen dönemde tahsilatın özelleştirmesinin gündeme geldiğini kaydeden Cesurer, “tahsilatın yerini bu dönemde dağıtım aldı. Bizim sorunumuz yoktur. Her türlü yatırım planlandı ve yapılıyor. Rüştümüz ispatladık. Biz ne hükümetten ne de TC Yardım Heyeti’nden yardım almadan sadece tahsilatla yatırımlarımızı yaptık. Elektronik sayaçlara geçilmesi tamamlandı. Planlanan yatırımlar devam ediyor. Biz sürecin takipçisiyiz. Protokolde bunlar yer almamalı. Protokolde bu tür düzenleme yapılırsa çalışma barışı bozulur. Böyle bir hareket yapılırsa biz ne gerekirse yaparız. Kurumumuzu korumamız gerekir” diye konuştu.
***
Şadi: Özelleştirmeler peşkeş şeklinde olmamalı
Kıbrıs Türk İşadamları Derneği Başkanı Metin Şadi ise açıklamasında genel olarak özelleştirmenin büyük faydaları olabileceğini belirterek, özelleştirme yapılırken bunun bilinçli yapılması konusunda uyardı.
Şadi, “özelleştirme için bir süreç yaşanmalı. Ben yarın sabahtan özelleştireceğim diye özelleştirme yapılmaz. Bu durum yanlış olur. Çözüm sürecindeyken ve Avrupa Birliği’ne gireceğimizi varsaydığımızda özelleştirmeden kaçamayız. Bu iş baskılarla dayatmalarla olmaz. Özelleştirme birilerine peşkeş için yapılmamalı. Belli bir sürece yayılması gerek. Ercan konusunda içimiz yanıyor. Bu konuda tatmin olmuş değiliz. Birçok bilinmeyen noktalar çıktı. KTHY’nin batırılışı da özelleştirme olarak lanse edilmesi yanlıştır. Biz özelleştirmeye karşı değiliz, ancak vahşi özelleştirmeye karşıyız. Özelleştirmenin unsurları vardır. Bazı yerlerde yıllar sürer. İnsanların düşüncesi yanlış ama politik liderliğin bunu insanlara anlatması gerek. Özelleştirmeden kaçamayız. Özelleştirmelerin doğru şekilde yapılması bize kazanç sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
***
Akim: Konuşulması bile yanlış
Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim de Kıb-Tek özelleştirilmesine karşı çıkanlar arasında. Akim Kıb-Tek’te özelleştirmeye hiçbir şekilde gerek olmadığını ifade ederek, “Dağıtımın özelleştirilmesini istiyorlar. Her türlüsüne karşıyız. Kıbrıs Türk toplumunun yegane kaynağı olan kurumları yaşatmak istiyoruz. Bu kurum da kapatılırlarsa gitsinler parlamentoyu da kapatsınlar. Tahsilat oranını yüzde 97’lere çıkardık. Kurumun şu an yatırım yapma kapasitesi vardır. Hem de bu anlamda güven verebilecek bir durumdadır. Elektrik Kurumu elektrik fiyatlarını düşürebilecek noktadadır. Bu noktada hükümetle görüşmelerimiz devam ediyor” diye konuştu.
***
Kamu-Sen ve KTAMS’tan DPÖ konusunda ortak açıklama
“Bu ibare mali protokolden derhal çıkarılmalı…”
Kamu-Sen ile KTAMS Türkiye ile yapılan 2016-2018 mali protokolünde Devlet Planlama Örgütü’nün (DPÖ) kapatılacağı yönünde bir ifade olduğunu, bugün bunu basından üzüntüyle öğrendiklerini kaydederek, “Bu ibare mali protokolden derhal çıkarılmalı” dedi.
Kamu-Sen Genel Başkanı Mehmet Özkardaş ile KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan bugün imzalarının bulunduğu ortak bir basın açıklaması yayınlayarak, kurumun kapatılma talebinin KKTC hükümeti yetkilileri tarafından yapıldığını savundu.
“Akıncı’yı, Siber’i ve siyasileri ziyaret edeceğiz”
“40 yıldır hükümeti yönetenler tarafından ihmal edilen DPÖ’nün etkin çalışmıyor bahanesi arkasına sığınarak kapatılması kabul edilebilir değil” diyen Özkardaş ve Kaptan, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya, Meclis Başkanı Sibel Siber’e, siyasi partilere ve basınına bu konuda ziyaret gerçekleştireceklerini, kararlılıklarını ileteceklerini, destek talep edeceklerini söyledi.
Sendika başkanları, “DPÖ’nün kapatılması konusu mali protokolden çıkarılıp kurumla ilgili gerekli güçlendirmeler yapılıncaya kadar her iki sendika ortak hareket edecek ve tüm yasal haklarını kullanacak” açıklamasında da bulundu.
Ortak açıklamada, DPÖ’nün yıllar içerisinde personel sıkıntısı, gerekli teçhizat ve sistem eksiklikleriyle boğuşmak zorunda bırakıldığı da savunuldu.
































