Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PEŞİMİZİ BIRAKMAYAN “YABANCILIK”

Garip bir yabancılık duygusu.

Anıların az oluşundan mıdır?
Yoksa farklı bir kültürün varlığı mıdır?
Belki de anlaşılmayan dilin verdiği iticilik.
Öyle ya birbirimizi anlamıyoruz.
Konuşuyoruz, ortak kelimeler keşfedince mutlu oluyoruz ama aslında birbirimizi anlamıyoruz.
Çünkü ortak dil sadece konuşmak değildir.
Öfkeleriyle, tasalarıyla, sevinçleriyle birey birey birbirini anlamaktır.
Ve bu noktada tıkanıyorum.
“Barış içinde yaşamalı insanlar” (eyvallah), bütün halklar kardeştir (doğru), çözüm için herkes üstüne düşen bedeli ödemeli (hayatımız bedel ödemekle geçti bu yolda) ama…

***
Bir hafta içinde canım Bafımı ikinci ziyaret edişim.
Değil son iki ziyaret, her defasında kaybolduk yollarda.
1 milyon turistte göre dizayn edilen Baf’ta kendimizi turist olarak bile hissedemedik.
Öylesine bir yabancılaşma.
Şükür ki Poli var (Beni her daim kendine hayran bıraktıran muhteşem yer).
Ne mutlu ki Trodos’un dağ köyleri var.
Aidiyet ihtiyacımızı bir miktar gideriyorlar.
Ama o kadar.
Barikattan geçince, kendi çöplüğümüze varmanın huzuru doluyor içimize her daim.

***

Baf Havaalanı’ndayız.
İlk kez böylesi bir macerayı deniyoruz.
4 yıldır favorimiz Türk Hava Yolları idi.
Tabii ki Ercan “bizim köyün havaalanıdır.”
Orası her personele hal-hatır soracak her istediğimizi yapacak denli bizimdir.
Baf’ta Kıbrıslı yoktu.
Ne Kıbrıslı Rum ne Kıbrıslı Türk.
Adeta 72 milletten insanla uçtuk Manchester’e.
Ucuz bir İngiliz hava yolu ve İngiliz olmayan hostesler.
Ucuz bilet ama sonrası para tuzağı.
17 derecede bırakılan pırıl bir gökyüzü ve eksi derecelere gidecek olmanın tedirginliği.
Deniz için yollardayız.
4 yıl önce Havadis’in doğum günlerinde onu Önce Scaharbrough’a sonra da Hull’a bırakmıştık.
Şimdi diplomasını almaya gidiyoruz.
Ne müthiş bir bahtiyarlık.
Anlatamam.
Dilimin döndüğünce anlatmaya çalışacağım…