Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Peki gelir artırma niyetiniz var mı?

Maliye Bakanı eleştirilere cevap vermiş, “Ne hükümet, ne de Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu, ‘halkın cebine elini sokmak’ gibi bir gaile taşımaz”…

Ama yapılan bu…

Yapılacak onca şey varken, bütçeyi denkleştireceğim diye ilk akla gelen bu…

Peki soralım o zaman…

Hükümet ya da Maliye Bakanı’nın, devlet gelirlerini artırmak niyeti var mı bari?

Varsa nedir?

Devletin milyonlarca vergi gelirinden vazgeçmiş olması durumuna da neşter vuracak mısınız?

Devletin cebinden çıkan sübvansiyonlara, korumacılığa son verecek misiniz?

20 küsur maddede ayrı ayrı muafiyetlerle zenginliğine zenginlik katanları desteklemeye devam mı edeceksiniz?

Devletin ensesinden birkaç kişi trilyoner olurken, devletin bundan hak ettiği payı almasını sağlayacak mısınız?

Kayıt dışı ekonomiyle mücadele konusunda yol haritanız nedir?

Keşke bunlarla ilgili bir icraatla işe başlasaydınız.

O zaman bu tepkiyi görmeyecektiniz.

Mesela biz ailece, evimize girmeyecek, elimizden alınan aylık 400 lira gibi bir paranın peşine düşmeyecektik.

Size güvenecektik, doğruyu yaptığınızı düşünecektik.

Ama öyle değil.

Dakka bir gol bir, vatandaşın cebine el attınız.

Yanlışlık var veya yok, önemli değil.

Önemli olan, o bahsettiğiniz “iktisadi akıl” öncelikle çalışan kesimin devede kulak alacağına el atmayı mı öngörür?

Yoksa trilyonlarca kaybın yerine konmasını mı?

Niyetiniz gerçekte nedir?

Söyleyin de bilelim…

 

 

ANASTASİADİS’E İLK TEPKİ…

Füze olayının ardından, ada halklarının Kıbrıs’ın silahlanmasını engelleme görevleri olduğunu yazmıştım.

Tabii özellikle günümüzde, Anastasiadis yönetiminin çılgınca silahlanma çabasının ve yaptığı askeri ittifakların adayı barut fıçısına döndürme tehdidine dikkat çekmiştim.

İlk ses “Kıbrıs Barış Konseyi”’nden geldi.

Kimse “AKEL de söylüyor” falan demesin. AKEL’i Kıbrıs konusunda samimi bulmuyorum.

1949’da kurulmuş olan ve Dünya Barış Konseyi’nin üyesi olan Konsey, Anastasiadis hükümetine “Kıbrıs’ın askersizleştirilmesi hedefine uymayan, tehlikeli askeri anlaşmalarını iptal etme ve işbirliklerini sonlandırma” çağrısı yaptı…
Açıklamada Anastasiadis hükümetinin, Kıbrıs’ın geleceğini NATO tankına, İsrail, Fransa, ABD ile askeri anlaşmalarla, AB’nin askeri kanadına bağlamaya karar verdiği andan beri, askersizleştirme hedefinden uzaklaştığı, bölgedeki emperyalist savaş girdabına girdiği belirtildi.
Anastasiadis açısından, silahlanmanın çözüm yerine konduğu, bu yolla Türkiye’nin etkisini yok edeceği yanılgısına düştüğü de ayrıca vurgulanıyor.

Ayrıca, halk da barış adına başkaldırıya çağrılıyor.

Aklın yolu bir…

Başlatılacak bir silahlanma hamlesinin, tek taraflı olmayacağı, misliyle karşılık göreceği açık.

Bu da herşeyden önce adanın iki halkını endişelendirmeli.

Bakalım arkası gelecek mi… Çünkü tek bir örgütün çabası bir işe yaramaz…

YERİN KULAĞI VAR

EK PROTOKOL’DE NELER VAR?:

UBP-HP hükümetinin Türkiye ile hafta sonu imzalaması beklenen Ek Protokolün şifreleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bir gazetemizde yer alan habere göre ek protokolde birçok kurumun özelleştirilmesi (kamu-özel işbirliği) yanında, hayat pahalılığı ödeneğiyle ilgili madde yanında, yıl sonuna kadar istihdam yapılmayacağı, fon ve harçlara artış getirileceği en dikkat çeken maddeler arasında…

 

KOMİTE KİLİTLENDİ:

Hüseyin Özgürgün’ü soruşturacak komitede başkanlık için ısracı olan ortaklar sonuç alamıyor. Komite başkanlığı için hem UBP, hem de ortağı DP aday gösterince iş çıkmaza girdi. Hükümet kurma konusunda uyum içinde çalışan UBP ve HP burada suçu başkalarına atacaklarına oturup anlaşsınlar.   5 oya sahip iktidar 2 oya sahip CTP’yi suçluyor. Herkes CTP’nin tavrını eleştiriyor da, ortakların bu kadar basit bir konuda neden uzlaşamadıklarını sorgulamıyor. UBP’nin o başkanlığı niye istediğini anlıyorum da, HP başkanlık konusunda niye ısrar ediyor, ortağına mı güvenmiyor acaba? Kusura bakmasınlar ama, UBP ile hükümet kurarken bunların olacağını tahmin etmeliydiler…

 

İNŞALLAH ELİMİZDE PATLAMAZ:

UBP-HP hükümetinin sürpriz bir şekilde ortaya attığı Maraş açılımı,  Rum Yönetimini harekete geçirdi ve diplomatik ve hukuki savaş başlattı. Maraş konusunda alınmış BM kararları ortada dururken Türk tarafının, daha doğrusu UBP-HP hükümetinin kapalı Maraş’la ilgili attığı bu adım, inşallah elimizde patlamaz…

 

KANIMIZA İŞLEMİŞ:

YDP Genel Sekreteri Büyükyılmaz, “yıllardır partizanlık çukurunda yuvarlanan UBP’nin, eski alışkanlığının ve popülist partizanlığının yeniden depreştiğini üzülerek görüyoruz” demiş. Bence bu “partizanlık” sadece UBP’ye mahsus bir olay değil. Önemli olan o zihniyeti ortadan kaldıracak adımlar atmak. Yoksa, koltuğa oturan ilk iş yandaş kayırmaya başlıyor. Bunun istisnası yok.

ASGARİ ÜCRET ÇEŞİTLEMESİ:

Asgari ücretin sektörel bazda belirlenmesi olumlu bir karar. Şu an için sadece bir sendika talepte bulunuyor, Başbakan da kendisinin sıcak baktığını, gündeme getirmeyi düşündüklerini söylüyor. Dünyada artık sadece iş koluna göre değil, coğrafi bölgeye göre bile değişen asgari ücretler var. Mesela Çin’de 100 değişik asgari ücret var. ABD’de, Avustralya’da yapılan işin ağırlığına göre değişen onlarca asgari ücret var. Geçen yıl Serdar Denktaş’ın ortaya attığı ve orada kalan bu önerinin hayata geçmesi, kaçağı önlemede etkin olabilir. Ancak tek şartı var, devlet otoritesi ve denetim…

 “İŞ BİRLİĞİ”DERKEN:

Dışişleri Bakanı Kudret Özersay diyor ki; “Hem kendi değerlendirmeme, hem de hükümetin değerlendirmesine göre federal ortaklık modeli tükenmiştir. Bunun yerine federal iş birliğine dayanan farklı ortaklık modelleri denenebilir”…İşte bizim de takıldığımız nokta tam da bu. Farklı modelden kastınız ne? İş birliği derken neyi kastediyorsunuz açık açık söyleyin…

 

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Birkaç sene evvel yazmıştım. ‘Ulusal’cı hükümet 2011’de Başbakanlık Denetleme Kurulu’na bir üye atamıştı, 2013’te görevden alındı, müşavir oldu… 2.5 sene sonra kadın ‘müşavir’ beklerken, kocayı aynı göreve çağırdılar. Böylece ‘partili çift’ aynı makamın sahibi oldu. Biri ‘müşavir’ diğeri ‘aktif’ olarak en tepeden maaşı aldı, alıyor. Sonra ikisi birden müşavir oldu. İlgili kişi dün de Devlet Planlama Örgütü’nün başına atanmış. Devleti planlayacak! ‘Etik’ demiştik yazıya başlarken…Sahi neydi?”…

 

DİPTEKİLER

Sosyal Devlet:

Büyük acı, 15 yaşında bir çocuk, trafikte can verdi. Tamam, aracı süren arkadaşının ehliyeti yok… Ortada ciddi bir kabahat var. İhmal var. Ancak, kanlar içinde bulunan ve sürücü olan 17 yaşındaki çocuğun, üstünde arkadaşının kanına bulanmış tişörtüyle yaka paça içeri atılması da vicdanları yaralıyor. Böyle bir durumda bu çocuğun özel bir muamele görmesi, polisin sosyal hizmet memurlarıyla birlikte hareket etmesi gerekmez miydi? Cezası neyse çekecek zaten, ama bir parça duyarlılık lütfen…