Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Parmaklarımızda Mavi Mürekkep Lekeri

Böyle havalardı.

Yağmur aylarca beklenirdi.

Sonra birdenbire toplanırdı bulutlar geceleyin ki sabah kalktığınızda ince bir yağmur tül perde gibi serilirdi şeherin üstüne.

O havalarda Lefkoşa yuf deliklerine sığınmış güvercinlerin kanatları gibi ıslaktı.

Aynen böyle havalardı sene bir diğerine devrileceğinde pencerelerde, kapılarda mahzun bir gülüş vardı…

Kaç yeni yıla girmişti bu kadim şehir takvim yapraklarından ibaret miydi kim bilir?

Böyle zamanlardı kimisini böyle havalar mahvederdi.

Böyle havalarda aşık olanlar vardı, böyle havalarda hayatı terk edenler, böyle havalarda hayata gelenler vardı.

Bir penna bir defter, böyle havalarda mektup yazanlar vardı son mektubu yılın ya yılın ilk mektubu parmaklarımızda mavi mürekkep lekeleri…

Yağmur ince ince yağardı, kerpiç duvarlar ıslak ve yılın ilk gününde gözünü yeni bir yıla açan insanlar, biraz ürkek biraz korkak, böyle bir hale bulaşmış belli belirsiz sevinç, geçen yıllara yanmalı mıydılar yoksa gelecek yıllar ne getirecekti neyin adı “umut”tu!

Böyle havalardı…

Böyle zamanlardı bölünmüş sokaklarda kum torbalar ya da varilden barikatlar ne anlatırdı, ne düşünürdü serçeler tel örgülere konduklarında şaşkın bakışları arasında…

Su kanallarından akan sular geniş ağızlı logarlardan düşerdi hisar atlarına, su birikintileri göl olurdu böyle havalarda ki hisar üstlerinde nöbet beklerdi efkaliptolar.

Yılın ilk gününde Hamal’ın meyhanesi sabah ezanıyla kapanırdı, ne seyyar satıcı vardı sokaklarda ne bir kuş kımıldardı yerinden, Kuğulu Park terk edilmiş gibi ve Çağlayan bahçesi, yollar caddeler dibelik sessiz, Arasta boş, Ayasofya kendi yalnızlığında, Dikili Taş her zamanki gibi mağrur…

Sessiz bir çığlık gibi uyanırdı yeni yılın ilk gününe Lefkoşa.

Yedidalga da böyleydi, Baf da, Mağusa da.

Diyeceğim her yeri memleketin.

Hatırlarım böyle günlerde,

Yeni yılın ilk günü yani,

Henüz küçük bir kasaba iken Girne,

Şafağın şavkı vurmadan dağlara,

El ayak çekilirdi her yerden,

Ürkütücü bir sessizlik,

Yalnız, sokaklar yürürdü denize…

Anlatmak istediğim,

Böyle havalarda,

İnce ince bir yağmur yağardı,

Bazan soğuk ustura gibi kesmekte,

Bazan ılık bir rüzgar bir kadın eli kadar yumuşak,

Ve yıllar geçip giderdi,

Hesabını tutmadan…