Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

PARAYI ALACAK VE ÖDEYECEKSİNİZ…

Virüsün yayılması, yerel vakaların artması kimin suçudur?

Veya daha “uzlaşmacı” bir söylemle “virüsün aramızda dolaşıyor olmasının nedenleri nedir?”

Sınırları aşıp gelenlerin olduğu şüphesizdir.

Kuzey’den ve Güney’den gelenler.

Türkiye virüsle mücadelede zor günlerden geçiyor.

Günlük 30 bine yakın yeni vaka ve 300’a yakın ölüm var.

Yönetim, asla onaylamadığı “sokağa çıkma kısıtlaması” yani sokağa çıkma yasağına başvurmak zorunda kaldı.

Buna rağmen beklenen sonuç alınamadı.

Güney Kıbrıs’ta da benzer durum vardır.

Anastasiadis ipin ucunu kaçırdı.

“Açılalım, saçılalım, turist de gelsin yabancılar da gelsin” politikası çöktü.

Günlük 300 vakayı geçtiler.

Her gün birkaç kişi hayatını kaybediyor.

Kiliselerde Noel ayinlerini yasaklayıp büyük alışveriş merkezlerini kapattı ama sonuç alamadı.

Uzmanlar okullardan yayılan virüsün önlenmesi için ı-okulların kapatılması gerektiğini belirtiyor.

Fakat Rum tarafında yürürlükte olan bir yasada okulların kapatılması halinde 15 yaşından küçük olan öğrenciler için bir ebeveynin de evde olmasını şart koşuyor.

Okulların kapatılması demek on binlerce çalışanın da işe gitmemesi demek.

İşe gidemeyenleri hükümetin ödemesi demek.

Anastasiadis hükümeti buna yanaşmıyor.

Emekçileri ödemeyip riski göze alıyor.

Durum böyle olunca da virüs kontrol altına alınamıyor.

 

***

 

Konunun başına dönersek, bizdeki hükümet Türkiye’den ve Güney’den gelişlere izin verdi.

Güney’den gelenler zaten bizim vatandaşlarımız.

Çoğunluğu günlük olarak işlemeye gidenler.

Kuzey’den yani Türkiye’den gelenlerin ne amaçla geldiklerine ilişkin sayısal veriler yok.

Ama 3 günlük karantinasız   girişlerin büyük tehlike yarattığını herkes biliyor.

Nitekim Bilim Kurulu bu türden girişleri engelledi ve karantina süresini de 10 güne çıkardı.

Güney’den gelenleri de tamamen durdurdu.

Birçok sektörün faaliyetlerini durdurması anlamına gelen bir dizi kararlar aldı.

Niye?

Çünkü virüs aramızda hızla yayılıyor.

Önlenmesi için kapanmak gerekir.

Peki bu virüsün aramızda yayılmasının suçlusu kimdir?

 

***

 

Güney’de çalışan işçilerin suçlu olmadığı kesindir.

Meyhane sahipleri de suçlu değildir.

Club, bar işletenler veya mütevazı bir yılbaşı eğlencesine hazırlananlar da suçlu değildir.

Oluşan panikten dolayı kapısından içeri müşteri girmeyen binlerce küçük işletme de değildir.

Peki ne yapmak gerekir?

Mekanları kapatılanlardan, Güney’e geçemedikleri için işsiz kalanlara ve siftah yapmayan binlerce esnafa hükümetin destek çıkması gerekir.

Tümünü değilse bile zararlarının bir kısmını ödemesi gerekir.

Para mı yok?

Rakiplerini “Türkiye’yi küstürüyorsunuz, sizin yüzünüzden parayı bize kesecek” diye suçlayıp da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan bu hükümet değil midir?

Öyleyse görev onlarındır;

Türkiye’den parayı alacaklar ve bu halka dağıtacaklar.

İnsanlar suçlusu olmadıkları bir felaketin ağır bedelini ödüyorlar.

Gönüllü işbirlikçi sizseniz, alacak ve ödeyeceksiniz…