Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PARA VE EMİR

Başbakan basın toplantısı düzenledi.

Aslında herkesin bildiği fakat ne hikmetse burun kıvırdığı gelişmeleri anlattı.
Turizm sektöründeki büyüme dikkat çekiciydi.
Bir milyon turist hayaline hızla yaklaşılıyor.
Gelen turist sayısının bir milyona çıkması demek, ülkenin sakat olan belini doğrultması demektir.
Aynı şekilde gelen öğrenci sayısında da artış var.
Şimdilerde üniversitelerin gelişmesiyle birlikte öğrenci sayısı elli beş bine çıktı.
Yüz bin öğrenci hedefi var.
Yüz bin öğrenci demek zor koşullar altında ayakta kalma savaşı veren piyasanın canlanması demektir.
Bir milyon turist ve yüz bin öğrenci devlet bütçesini de önemli ölçüde rahatlatacaktır.
Hani şimdilerde hemen herkesin daha fazla pay almak için kavga ettiği devlet bütçesi belki o zaman herkesin istediği noktaya gelebilir.
Başbakan’ın basın toplantısından sonra aslında bunları tartışıyor olmamız gerekirdi.
Fakat kamuoyuna yansıyan basın toplantısı sırasında öğretmen sendikasının düzenlediği eylem ve bu eylemde polisler arasına sıkışan bir kadın öğretmenin Başbakan tarafından kurtarılması oldu.
Elbette konuları birbirinin önüne koyup birini değersizleştirme gibi bir amacımız olamaz ama sonuçta o öğretmenlerin talep ettikleri hakları da gelip devlet bütçesine dayanmaktadır.
Ve devlet bütçesi yetersiz olduğu için bunca kavga şamata çıkmaktadır.
Bu kavga şamata da aslında esas görevi ekonomiyi geliştirmek, mal ve hizmet üretimini artırmak ve pastayı büyütmek olan hükümetin yaptıklarını veya yapmadıklarını perdelemektedir.
Üstelik bu seçim ortamında…

***

Türkiye ile imzalanan protokollere yani paketlere karşıyız.
Türkiye'den para alınmasına da karşıyız.
Haklarımızın verilmesini ve kimsenin mağdur edilmemesini istiyoruz.
"Para yok" diyenlere de öfkeleniyoruz ve tasarruf yapmalarını istiyoruz.
Fakat sendikalar dahil hiçbirimiz de ekonominin geliştirilip pastanın büyütülmesini dert etmiyoruz.
Bununla ilgili hükümetin peşine düşüp hesap sormuyoruz.
Neden gerekli icraatları yapmadıkları noktasında sesimizi yükseltiyoruz.
Geçtiğimiz gün yapılan eylem özelinde hazırlık ödeneğinin verilmesi, işe yeni başlayan öğretmenlerin maaşlarının eşitlenmesiyle sorunların ortadan kalkacağını sanıyoruz.
Ve çok fena yanılıyoruz.
Üretmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdurlar.
Kendi parasını kazanamayıp da para alanlar emir de alırlar.
Bu gerçekler acı bir şekilde ortada dururken ve Kıbrıs'ın Kuzeyi'nde oluşturulan statüko aynen sürerken, zümresel çıkarların ön planda olduğu bir mücadele ancak statükonun aynen sürmesine hizmet eder.
Bir de hükümetin yanlışlarını perdelemeye.
Toplumsal çıkarımıza olan bu değildir…