Bizim kuşağın ÖSS dediği ve sonrasında çokça isim değişen ve şimdilerde YKS denilen Yükseköğretim Kurumları Sınavı geçtiğimiz ay içinde yapıldı. Bu sınav eskiden çok daha fazla gündemimizde olurdu ama son yıllarda halkın pek de ilgisini çekmiyor. Ancak Türkiye’de durum öyle değil. Bu yıl tarihi bir rekora imza atıldı. Geçen yıl sınava 2 milyon 607 bin 903 kişi girerken, bu yıl 3 milyon 243 bin 425 kişi girdi. Yani %24.30 oranında bir artış oldu.
Uzun yıllardır sınavda bu durum pek de olmuş bir şey değil… Elbette bu artışın nedenleri olmalı… Uzmanlara göre artışın en önemli sebebi, bizim kuşağın “Birinci basamak” dediği sınavın yani alt barajın kaldırılmış olmasıdır. Sınavda kaç puan alırsanız alın başvurabileceğiniz ve sizi alabilecek bir üniversite bulma şansınız var.
İkinci ve çok daha önemlisi de şudur. Bu sınava çok ilginç bir şekilde 30 yaşın üstünde 578 bin 163 kişi başvuru yapmış… Sınava girenlerin %18’i 30 yaş üstü…
30 yaşın üstünde bir insan neden üniversiteye gitmek ister? Bu durumla ilgili Türkiye Eğitim-İş Sendikası Başkanı Kadem Özbay şöyle diyor: “Bu durum ülkede yaşanan derin ekonomik kriz nedeniyle insanların nasıl umutsuz ve karamsar olduklarını göstermesi açısından çarpıcıdır. İş bulma kaygısı, kıdem alma vb. sebeplerle birçok kişi, kendilerine iş imkanı açacak alandan ilgisi/yeteneği olsun olmasın üniversite diploması almak istemektedir. İnsanlar üniversite eğitimini, daha iyi bir iş imkanı elde etmek ve böylece yaşamlarını garanti altına almak için umut kapısı olarak görmektedir. Gelecek kaygısı, üniversite eğitimi ve istihdam arasında bir ilişki kurulmasına neden olmuştur.”
Eğitim uzmanı Prof. Dr. Erhan Erkut ise ABD’den örnek vererek konuya şöyle açıklık getiriyor: “Ekonomi depresyona girdiği zaman insanlar okula geri dönerler. Çünkü adam çalışamıyor. İşi gücü yok. O süreçte hazırlanmaya çalışıyor. Amerika’da da böyle… Amerika ne zaman resesyona (ekonomik durgunluk) girse yüksek lisans başvuruları uçar gider. İnsanlar kendilerini yeniden eğitmek için bir fırsat olarak görürler resesyonu…”
Özbay ve Erkut’un değerlendirmeleri elbette ki önemli… Bu bağlamda KKTC’ye de bakarsak bizde üniversiteye girme sorunu yok. Herkes bir üniversiteye girebilir. Dolayısı ile işin bu kısmını geçtik ancak iş değiştiren, mezun olduğu bölümle alakasız işlerde çalışanlar çok sayıda genç var. Son bir yıl içerisinde özellikle Güney Kıbrıs’ta çalışmaya başlayan yüzlerce üniversite mezunu var ki, kendi meslekleri dışında işlerde çalışıyor.
Pandemi sonrasında ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar gençleri farklı arayışlara itiyor. Dünyada da benzer bir hareketlilik var. Ekonominin kötü olduğu yerlerden, ekonomisi daha iyi olan ülkelere doğru bir insan hareketi var. Hatta İngiltere’nin AB’den çıkmasının nedenleri arasında AB’den İngiltere’ye doğru olan insan hareketliliğinin de etkili olduğunu söyleyenler de var.
KKTC’de de son yıllarda gençlerin yurt dışına göç etmek için fırsat kolladığını görüyoruz. Özellikle yurt dışında eğitim alanların ise ülkeye gelmedikleri, gelmemek için de aileleri tarafından teşvik edildiğini üzülerek anlatılanlardan dinliyoruz.
Bu ekonomik koşullar gençleri bir süre daha yeni arayışlara iteceğini düşünüyorum. Sadece üniversitede okuyanlar değil, bugün lisede okuyanlar bile gelecekle ilgili ciddi kaygılar yaşıyor. Üniversite eğitimini hangi ülkede alacakları konusunda kafa yoruyorlar. Kısacası gençlere iyi bir dünya bırakmış değiliz. Önümüzdeki dönem onlar adına zor geçecek.
































