Özyiğit, yazılı açıklamasında, referandumların ardından geçen 10 yılın toplumların barışması adına ciddi adımların atılabileceği, sivil toplumun tamamen çözüm odaklı değil, aynı zamanda barış odaklı çalışması gereken bir dönem olabileceğini, ancak bunun iyi değerlendirilemediğini savundu.
“İZLENEN POLİTİKALARIN SOMUT GETİRİSİ OLMADI”
2004 yılından sonra Kıbrıslı Rumların AB şemsiyesi altına girmenin siyasal avantajlarını kullanmaya çalıştıklarını, Kıbrıslı Türklerin de “Evet”’in karşılığını yalnızca izolasyonların kaldırılmasına bağladığını savunan Özyiğit, günün sonunda, her iki politikanın da somut bir getirisi olmadığının ortaya çıktığını ileri sürdü.
Özyiğit, petrol ve doğal gaz neticesinde, uluslararası aktörlerin de devreye girmesiyle, sürecin tekrardan canlandığını kaydetti.
Nisan referandumlarının yanı sıra, 23 Nisan tarihinin de kapıların açılmasının yıldönümü olduğunu hatırlatan Özyiğit, “O dönemde oluşan heyecan maalesef yıllar içinde kaybolmuştur. Bu heyecanların yeniden yaratılması adına gerekenlerin yapılmadığı inancındayız. Kitlesel barış hareketlerine ihtiyaç duymaktayız” dedi.
“Çözümün tamamen Kıbrıslıların elinde olmasa da, barışın Kıbrıslıların elinde olduğunu ve liderler ile müzakerecilerin buna daha çok odaklanması gerektiğini” söyleyen Özyiğit, olası bir referandumda 2 “Evet” çıkması adına çaba göstereceklerini vurguladı.
































