Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÖZGÜRLEŞMENİN TEK YOLU

Aslında bir  binası da yokmuş.

Peşine taktığı öğrencilerine yürüyerek anlatırmış derslerini.

Tüm Atina’yı yürüyerek dolaşırlarmış, bir yandan ders dinlermiş öğrencileri diğer yandan felsefe tartışmaları yaparmış.

Sokrates binlerce yıl önce keşfetti insan dikkatinin 20 dakika ile sınırlı olduğunu.

Sırf öğrencilerin dikkatini sürekli canlı tutmak ve derse olan ilgiyi en üst düzeye çekmek için de yürüyerek ders anlatma yöntemini uyguladı.

Ve bu yöntemle bugün dahi aşılamayan felsefenin engin ufuklarını keşfetti.

Sokrates’in felsefede, dünyayı yorumlamada ve bu bütünsellik içinde insanın amacının ne olduğunu sorgulamada geliştirdiği yöntemler hâlâ kullanılıyor aradan binlerce yıl geçmesine karşın.

***

  Bugünkü üniversite binalarına bakıp da imrenmemek elde değil.

Çoğu zaman eleştirmekte insafsız davranıyoruz ama pırıl pırıl binalarıyla, çağı yakalayan bilgisayar ağıyla kıskanılacak  düzeydedir üniversitelerimizin fiziki yapısı.

Her ne kadar üniversitede üretilen bilgi birikiminin pratik yaşama yansımasını henüz göremiyorsak da on binlerce öğrenciyi kapsamına alan üniversitelerimiz kurumlaşma yolunda önemli mesafeler kaydettiler.

Kaydettiler ama ne oldu?

İnsanoğlunun binlerce yıl önce tartıştığı “altın orta” ve mükemmele varma noktasında üniversitelerimiz ne yapıyorlar?

Cicili bicili binalarda bilgisayar sihirbazlığı yeterli midir değişimi ve kalkınmayı sırtlanacak üniversite mezunları yaratmada?

***

  İnsanoğlunun evrenselleşme bilincini sağlayan en önemli olay bence kozmonot Neil Armstrong’un Ay’dan çektiği Dünya fotoğraflarıdır.

Ulusal sınırlar içinde sıkışıp kalan insan bilinci önündeki tabular o fotoğraflarla yıkıldı. Dünyalılaşma ve evrenselleşme süreci o fotoğraflarla başladı.

Sıradan insan aslında yaşadığı yerin sınırlarıyla kadim değil  kozmosun bir parçası olduğunu daha iyi anladı.

Gelişmiş ülkelerde hemen her evin duvarında bir dünya haritası onun yanında da güneş sistemi haritası asılıdır.

Bu bireyin salt coğrafya bilgilerini taze tutmasını değil geniş bir ufka ve özgür bilince sahip olmasını sağlar.

Ve ancak ufku geniş, bilinci özgür bireyler günlük yaşamın sorunlarıyla ülkesel ve dünyasal sorunlara kadar her türlü açmazla baş edebilme yeteneğine kavuşur.