Magazin

Özge Borak: “Halktan besleniyorum”


HAYRANLARIYLA SOHBET ETMEYİ SEVİYOR:

Ünlü oyuncu Özge Borak mütevazi duruşuyla ilgili: “Ben halktan beslenmeyi, halkın içinde olmayı seviyorum. Sokakta birisi ile karşılaşınca oyunla ilgili sohbet etmekten, düşüncelerini almaktan çok keyif alıyorum.” dedi.

 

Ciddi ama bir o kadar eğlenceli, mesafeli ama bir o kadar samimi ve içten, çok güçlü bir derinliği var ama bir o kadar iç dünyasında duygusal… Hit olan projelerde canlandırdığı karakterlerin izleyici ile bütünleşmesini sağlayabilmiş bir isim: Özge Borak… Çünkü o tüm şöhret kalıplarının ötesinde bir mütevazilikle yaklaşıyor yaşama…

İşte muhteşem bir uyum içinde harmanladığı tüm bu karşıt unsurları gibi içten, samimi, ciddi ama eğlenceli bir sohbetle yansıdı renkli sayfalara Özge Toprak… Bakalım sevenleri için neler anlattı:

Şöhretin baş döndürücülüğüne rağmen böyle mütevazi olabilmenizi neye borçlusunuz?

Sanırım bu şekilde olması gerektiğine borçluyum. Ben genellikle kendini soyutlayan, halktan uzak tutan, ulaşılmaz oldukça marka değeri artar düşüncesini yaşayan birisi değilim. Böyle olan kişilere de saygım var elbette, olanları da eleştirmiyorum. Sadece ben halktan beslenmeyi, halkın içinde olmayı seviyorum. Sokakta birisi ile karşılaşınca oyunla ilgili sohbet etmekten, düşüncelerini almaktan çok keyif alıyorum.

Klişe bir soru… Bir o kadar da kaçınılmaz… Özge Borak için tiyatro mu sinema mı önemli?

Her ikisi de diyebilirim. İkisi de farklı duygular ve heyecanlar barındırıyor. Tiyatroda canlı izleyiciye karşı bir heyecan var. Yapabilecek miyiz, olacak mı, bir hata yapar mıyız gibi heyecanlar oluyor. Sinemanın ise dinamikleri farklı. Çekim süreci, izlenmesi gibi farklı heyecanlar yaşıyorsun. Ama illa ki birisini seçmem gerekiyorsa tiyatro derim. Onun duygusu bende başka çünkü.

 

Başarılarınız gün gibi ortada… Ya başarısızlıklarınız desem?

Öyle rezil oldum, bittim, mesleği bırakacağım noktasına gelmedim hiç. Ama elbette başarısız olduğum zamanlar oldu. Hata yaptığım zamanlar oldu. O zamanlarda da moralim bozuk oluyor. O tür başarısızlıklarda, moralim bozulduğunda, kötü hissettiğim zamanlarda evde durmamaya, yalnız kalmamaya dikkat ederim. Kimleri evde durmak, dışa kapanmak ister ama benim için tam aksi. İşimi etkileme sorunla ilgili; en zor şeylerden birisi de bu durumdayken işinizi yapmanız ve oyun oynamanız. Moraliniz bozukken oyun oynamak çok zor oluyor.

“Sevgi Meslek Yüksek Okulu” açılsa, yetkiyi de size verseler… Bu okula tüm zamanlar içerisinden müdür kimi atamayı seçerdiniz?

Evvela böyle bir okul kurulursa ilk destekçilerinden biri ben olurum. Çünkü benim barış anlayışım biraz ütopik kalabilir ama konuşarak ve sevgiyle her şeyin çözülebileceğini inananlardanım. O yüzden böyle bir okul lütfen kurulsun ve okul müdürünün de geçtiğimiz ay yeni kaybettiğimiz ama yaşarken hayatının odak noktası sevgi ve pozitiflik olan, büyüğüm, değerli oyuncu Candan Sabuncu olmasını isterdim. Özünün sevgisizliğe dayandığı birçok şiddet içerikli olay yaşanırken böyle bir okul kurulmalı bence.

Kendinize dair en’leriniz nelerdir peki?

Mesleki anlamda çok uçlarda yaşamayı sevmiyorum. Bir yerlere aşama-aşama, kademe-kademe gelinmesi gerektiğine inanıyorum. Çok ilginçtir ilk defa burada söylüyorum. Yeni yeni ünlü olmaya başladığım zamanlarda çok iyi bir reklam filmi teklifi almıştım ama kabul etmedim. Üstelik hala o gün yaptığımın doğru olduğuna inanıyorum.

Türkiye’de komedi oyuncusu olmak nasıl bir şey?

Komedi yapmak drama yapmaktan daha zordur. Çünkü insanları, özellikleri bizim insanımızı ağlatmak, güldürmekten daha kolay. Ama özellikle çocuk oyunları çok daha zor oluyor. Çünkü çocukların dikkati çok çabuk dağılıyor. Onları her an zinde tutmak, her an konsantrasyonlarını koruman gerekiyor. Birden salonda birbirleri ile konuşmaya, konuyu dağıtmaya başlıyorlar. Komedi zor, çocuk oyunlarında daha da zor.

Türk sinemasını geçmişten günümüze değerlendirseniz nasıl bir özet geçerdiniz?

Eskiden çok daha az film oynuyordu. Şimdi çok daha fazla film çıkıyor. Bu da rekabeti arttırıyor aslında. Rekabet de kaliteyi arttırır. Bazı insanlar çok geliştiğini bazıları ise daha kalitesizleştiğini düşünüyor. Aslında geçmişe nazaran çok daha büyük yatırımlar yapılıyor sinemaya. Ve çok fazla ürün çıkıyor. Bunun sonucunda da pek çok kalitesiz iş de çıkıyor elbette. Ama bir o kadar kaliteli olan güzel işler de var. Bu biraz neresinden baktığınızla alakalı aslında.

Vazgeçemediğiniz hobileriniz nelerdir?

Dalış diyebilirim. Bir sürü şey var ama mesela hiç kimsenin bilmediği bir şey var. Ben filateristim aynı zamanda. 95-96 senesinden beri Atina’dan günümüze olimpiyat pulları koleksiyonum var. Ama en sevdiğim dalıştır her zaman.

Peki, meraklı biri misin diye sorsam?

Her şeyi merak ederim. Çok tuhaf bildiğim şeyler var. Her şeye açar bakarım hemen. Mesela çok bilinen bir şeyi bilmiyor olabilirim ama bunun şuraya nasıl bağlandığını merak ediyorsam, bulurum onu.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı