Köşe Yazarları

Özel gereksinimli bireyler yasa tasarısı ‘tartışmalı’…


Özel gereksinimli bireylerde ergenlik dönemi, önceki dönemlerden daha farklı ve daha zorlayıcı problemleri olan bir dönemdir. Ergenlikle birlikte özel gereksinimli birey yetişkinlik niteliklerine ulaşmaya başlar. Fiziksel olarak değişim göstermeye başlar ve fırtınalı bir dönemi girer. Normal gelişen bireylerde bile problemler artmakta.

Ergenlik 11- 12 ile 17-18 yaşlarını kapsar. Fizyolojik ve hormonal değişikler ortaya çıkar. Cinsiyet hormonlarının üretiminin artması erkeklerde sperm, kızlarda yumurta hücrelerinin etkinlik kazanmasıyla birlikte vücutta değişiklikler olur (Erden & Akman, 1995). Kızlarda göğüs ve kalçalarda olgunlaşma; erkeklerde vücutta kıllanma, cinsel organlarda büyüme görülen bazı değişikliklerdir.

Bu gelişim nedeniyle normal gelişen ergenlerde de değişik problemler görülmeye başlar. İçine kapanma, dış görünüşünden utanma vs gibi problemler yaşadıkları sıkça görülür. Beğenilme ve kabul görme isteğiyle birlikte dış görünüş çok önemli olur.

Özel gereksinimli bireylerde bu durum daha farklı problemleri de beraberinde getirir. Özel gereksinimli bireylerin özellikle cinsel gelişimle ilgili ihtiyaç duyulan bilgileri kitaplar veya diğer yazılı kaynaklardan edinmeleri çok zor, bazılarında ise imkansızdır. Aile de bilinçlendirme ve nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda yetersiz kaldığında problemler artmaktadır.

Özel gereksinimli bireylerin bilgi eksikliği ve farkındalık yetersizliği nedeniyle kendilerini dıştan gelecek tehlikelerden korumaları zorlaşır. Cinsel istismar durumunda tehlikeleri uzaklaştırmak ya da kendilerini korumak zorlaşır.

Tüm bunlar KKTC’de özel gereksinimli bireyler için bir yasanın yıllardır hazırlanıp hazırlanıp da çöpe atılmasını anlamayı zorlaştırır.

Şimdilerde yeni bir yasa hazırlığı var; ancak hazırlanan yasa tasarısı incelendiğinde beraberinde pek çok problemi getireceği anlaşılmakta. O nedenle yasa meclisten geçmeden Öğretmenler Yasası ve en önemlisi Anayasa’ya uygunluk açısından ele alınması kaçınılmaz.

Hazırlanmış olan ‘Özel Gereksinimli Bireylerin Eğitim Yasası’ süreklilik ve kurumsallaşma açısından yetersizlikler içermektedir. İlkokul döneminde Öğretmenler Yasası’na uygunlukta problem yok gibi; çünkü Öğretmenler Yasası’nda, İlköğretimde ‘Özel Eğitim Öğretmeni’ Özel Ders Öğretmeni tefsiri altında yer almaktadır.

Ancak ergenlik döneminde özel gereksinimli bireylerin öğretiminden sorumlu olacak Özel Eğitim Öğretmeni tefsiri Öğretmenler Yasası’nda yok. Bu nedenle yeni yasa tasarısı yetersiz. Ortaokul ve lisede özel eğitim öğretmeni kadrosu Öğretmenler Yasası’nda yok. Söz konusu öğretmenlerin sözleşmeli mi, geçici mi yoksa kadrolu mu görevlendirileceği belli değil.

Daha önce hazırlanmış ve ortadan neden kalktığı soru işareti olan yasa tasarısı bu konuda süreklilik ve kurumsallaşma konusunda çok daha yeterli idi. Söz konusu tasarıda ‘Özel Eğitim Dairesi’ öngörülmekteydi. Öğretmenler Yasası’na bağlı atıflar da yer almaktaydı. O durumda özel eğitim öğretmenlerinin de yasa ile görev, yetki ve sorumlulukları garanti altına alınmış oluyordu. Böylece özel eğitimde süreklilik ve kurumsallaşma da yasal zemine oturtulmuş olacaktı.

Şimdiki uygulamada özel eğitim öğretmenleri bakanlık personeli olarak kabul edilmektedir. Söz konusu öğretmenler de TC’den kültür anlaşması ile gelenlerdir ve bakanlığa bağlı hizmet vermektedirler. Sayılarıysa yetersizdir.

Yeni yasa tasarısında bu tür yetki problemi de ayrı bir problem olacak. Üstelik KKTC vatandaşı öğretmenlerin nasıl atanacakları ve görev, yetki ve sorumluluklarının hangi yasa altında olacağı belli değil.

Yeni yasa tasarısı ile ilgili çevreler gibi bizlerde de oluşan soru işareti şudur: daha önce hazırlanmış olan ‘Özel Eğitim Yasası’, Öğretmenler Yasası temel alınarak hazırlanmış ve ilgili çevreler tarafından özel gereksinimli çocuklarımız için ‘uygun’ bulunan yasa tasarısı neden temel alınarak yeni tasarı da ona uygun yapılmamıştır? Bu soru pek çok ilgilinin yeni tasarı sonrası zihnini yormaktadır.

Öğretmenler Yasası Özel Eğitim Öğretmenliği konusunda çok önemli bir eksikliğe sahip. Üniversitelerin hangi bölümünden mezun kişilerin özel eğitim öğretmeni olabileceğini içermemektedir. Yeni yasa tasarısında da bu konuda hiçbir tefsir yapılmamıştır. Bu konuda literatürde pek çok ülkenin problem yaşadığı vurgulanmaktadır. Yeni tasarıda en büyük eksik de bu konudadır. Tıpkı Öğretmenler Yasası’nda olduğu gibi yeni tasarıda da hiçbir tanımlama yok. Anlaşılan ‘Özel Gereksinimli Bireyler Yasası’ yine problem olacak.

 



Başa dön tuşu