Konfüçyüs bir Çin düşünürü.
Öğretileri sözel olarak yayılmış.
Sonradan derlenip toparlanmış.
M.Ö. 551 – M.Ö. 479 tarihleri arasında yaşadığı geçer kayıtlara.
İyilik ve ahlak üzerinde durur.
Kong ailesinden gelme.
Ve bugün Tayland’a 75. nesil Kong ailesinin yaşadığı söylenmekte.
Bu aileden ölenler aynı kabristanlığa gömülüyor hala…
…
Konfüçyüs:
“Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.”
…
Cinsellik tartışmaları sürüyor.
Doğrusu, cinsellik önemli konu.
Hele bizim gibi toplumlarda.
“Seni seviyorum” demeyi erkekliğine sığdıramayan erkek egemen bir toplumda…
…
Derken,
Gece kulüplerinde çalışan konsomatris yoldaşların (!) konusu gündeme geldi.
Polis baskın yapıyor ya,
O sırada adada kalma süreleri doluyormuş,
Davalar da uzayınca,
Adada kalmak durumunda kalıyorlarmış,
Tekrar kaldıkları yere gidiyorlarmış,
Ama bu istismara açıkmış,
Bunun için sığınma evlerine gönderilmeleri en iyisiymiş…
…
Durum bu…
…
Eğer bu meseleler toplumumuzu ikiye bölecekse, bu sorunları da Kıbrıs sorununun çözümüne bıraksak?
…
Yarın başka sorunlar gündeme gelebilir.
Sığınma evlerine sığınanlar memnun olacaklar mı?
Sığınma evlerine sızmalar olmayacak mı?
Koruma önlemleri alınacak mı?
Ya korumalar musallat olursa?
Sığınma evleri insan haklarına aykırı mı, değil mi?
Bu insanlar, bize sığınmak için mi geldiler?
Bir insanı yasa zoruyla istediğiniz yere sığdırmak doğru mu?
Hadi sığınmaya aldınız, ne yedireceksiniz?
Hepsi devletten mi?
…
Acaba, bunlar ailelerin yanında mı sığınmaya alınsa?
Birkaç geceliğine!
Dönüşümlü!
Vatandaşlığa alsak olmaz mı?
Irkımız güzelleşir diyerekten!..
En azından kemer burunlarımız düzelir!
…
Konfüçyüs bunun neresinde?
…
Kongo ailesi M.Ö. 551 yılından günümüze kadar neslini sürdürüyor.
Bizim neslimiz son 40 yılda yok oldu.
Geçenlerde, Avustralya’dan gelen biri neslini arıyordu.
Yüzüne bile bakmadılar!
Ailesinin mezarını aradı bulamadı!
Bir başkası İtalya’dan geldi.
Neslini aradı, bulamadı!
Artık nesiller birbiri ile kopmuş durumda!..
…
Ceza Yasası’nda değişiklik yapan Meclisimiz mutlaka düşünüp de öğrenmiş, ya da öğrenip de düşünmüştür.
İnşallah konsomatrisler konusunda da durum budur…
…
Her şey Kıbrıs meselesinin çözümüne bırakılabilir mi?
…
Konsomatrislere sığınma evleri bizim işimiz.
Meseleyi çözüme havale etmek tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Araya insan hakları gireceğinden, kızları da kaybedebiliriz!
Zaten, genellikle komşularımız düşünmeden öğrenmekte, ya da öğrenmeden düşünmektedirler!
Uzun yıllar bizi lokmacı ve şamişici olarak bilmediler mi?
Öğrenmiyorlar, öyle düşünüyorlardı!
Ya da düşünmeden öğreniyorlardı!
Kapılar açılınca, bir de ne görsünler?
Ne Lozan otobüsleri vardı ne lokmacılar!
Her yerde mantar gibi üniversite.
Profesörlerimiz bile getir götür işleri yapıyor.
Her dalda o kadar çok olmuştuk ki…
…
Konfüçyüs şöyle diyor:
“Küçükler ot gibidir, büyükler ise rüzgar: Rüzgar ne yöne eserse, otlar o yöne eğilir.”
…
Bu mantığa göre, herkes hayatında ot ve rüzgar süreçlerinden geçmiştir.
Herkes ot olup eğilmiş, rüzgar olup esmiştir…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























