Amerika Birleşik Devletleri’nin her yıl yayınladığı İnsan Kaçakçılığı raporu ne zaman çıksa, kamuoyunun ilgisi bir süreliğine adada faaliyette bulunan gece kulüplerine odaklanır. Bu dönemde medya’da bazı araştırmalar yayınlanır ve gittikçe büyüyen ve bir sektöre dönüşen fuhuşla ilgili bazı yazı ve raporlar ortaya konur. Bu bağlamda bu dönemlerde öne sürülen görüşleri kabaca üçe ayırabiliriz. Bir kesim, fuhşun yasallaştırılarak, fuhuş yapanların sosyal ve insan haklarının kollandığı bir kurumsal düzenden söz eder. Bu görüştekiler fuhuş yapanları birer seks işçisi olarak tanımlarlar ve onları başka emekçiler gibi haklarının yasal bir zemine oturtulmasını ve korunmasını talep ederler. Ayrıca, aynı görüş herhangi bir “aracı kesime” (örneğin pezeveklik kurumuna) karşı çıkarken, kişilerin eğer isterlerse kendi vücutlarını satabileceklerini savunurlar. Fakat bedenini satan ve fuhuş faaliyetini gerçekleştiren kişilerin bu faaliyeti yasal bir çerçevede yapabilmesini talep ederler.
































