Köşe Yazarları

Ortak yanımıza katkıya devam


Yine aynı hataya düşülüyor.

Belki yanlı düşünüyorum ama hataya düşen yine Rum tarafı.

Rumların geçmişten ders almadıkları kesin.

İnsanlık tarihi cahilliğin tarihi dememişler boşuna.

Hatta ayni cahilliğin tekrarının tarihi demek daha doğru.

Doğalgaz konusunda takındıkları tavır 40 yıl, 50 yıl ve 60 yıl önce yaptıkları hatalardan farklı değil.

Toparlayalım.

1950’li yıllarda İngiliz’e başkaldırdılar.

Bu başkaldırı içinde komünizm karşıtı bir örgütlenmeye de müsait unsurları taşıdığı için ABD’nin desteğini de aldı.

İngiliz bunun farkında işin varacağı yeri görüp, “bağımsızlık mı istiyorsunuz” dedi.

Alın hayrını görün bana da iki toprak parçası bırakın.

Deniz kenarında olsun.

Plajı olsun rahat denize girilsin diye değil.

Bir tanesi adanın topuğunda üç tarafı da denizle çevrili.

Siz bile görmeyin ne halt yiyeceğimi dercesine.

İngiliz bize kendi çözümünü dikte ettirirken Rum bir şey elde ettiğini düşündü.

Artık İngiliz Vali de yoktu.

Aklı bizdeydi.

Nasıl olsa azınlık olan Kıbrıs Türkü’nü ben cumhuriyetin içinde eritirim diye düşündü.

Ama hesap etmedikleri adayı ve kendilerini ABD ve Rusya’nın çatışma alanına soktuklarıydı. Bağlantısızlara ve Sovyetlere yaklaşarak ayni anda Türkü yok etme hayalinin er ya da geç nereye toslayacağı belliydi.

Türkiye’nin tarafı ve de birinin yönlendirmesine pek de gerek kalmadan Rum’un bu niyetine kayıtsız kalmayacağı ortadaydı. Rum bunu bugün de doğalgaz konusunda görmek istemediği gibi o gün de görmedi ya da görmek istemedi. Hayal dünyasında o kadar körleşti. “Greek tragedy” denen şey herhalde bu olsa gerek.

Elinde silah olan Rum, lobilerin etkisiyle Türkiye’yi ABD ve Batı aracılığıyla kontrol edebileceğini düşündü. Etraftaki ülkelerden başta Mısır olmak üzere bağlantısız ülkeler topluluğundan destek aldı. Cepheyi geniş tutmanın kendini sağlama almaya yeteceğini düşündü. Kıbrıs sorununu aritmetik bir toplama işlemi olarak gördü.

Sonrası malum.

Adada her iki tarafı da karşı karşıya getirmek çok zor olmadı.

Büyük resimdeki görüntü ve gidişatı fark eden tek tük Kıbrıslı Türkleri ve Rumları da Gladio’nun gölgesinde olduklarından habersiz milli davaya hizmet ettiğini düşünenler ekarte etti.

Olmaya ki farkındalık adına yakılmaya çalışılan ‘’piknik ateşi’’ büyümesin diye.

Hedef Sovyetlerin Akdeniz de Kıbrıs’ı yanlarına çekmeyi önlemekti. Köşe kapmaca savaşıydı verilen. Başkaları için bu kadar basit adadaki iki taraf içinse “milli davaydı.”

Bunun için adada iki toplumu meşgul edecek ve ortak bir tavır ve payda oluşturmalarının önüne geçecek bir meşgale gerekliydi. Onu da Rum’un “üstün gayretiyle” her iki taraf kısa zamanda başardı.

1974’e giden süreçte darbe yapanların varsayımları da Türkiye’yi ABD ve Batı aracılığıyla kontrol edebilecekleri yönündeydi. Rum gaza geldi. Sonunda elindekinden de oldu gitti adanın güneyine.

Dedim ya Rum hiç ders almadı. Güçlü olduğu durumda hep yanlış hamle yaptı.

Şimdi.

Adanın etrafında doğal gaz var.

Mısır ve İsrail ile ortak hareket ederek gövde gösterisi yapmaya çalışıyor Rum.

Biden gelip anlaşma olmasa da Türkiye’ye rağmen bu gaz çıkarılacak dedi.
Biden, Rum muhataplarına, “bölgeyle ilgili enerji planlarının, Türkiye ile de Türkiyesiz de ilerleyebileceğini” söyledi.
Gaz için tam gaz verdi.

1974 öncesinde de kim bilir ABD’nin görünmeyen tarafı cuntacılara ve EOKA’ya nasıl gaz vermiş göz kırpmıştı.

Sonra da arkasında duran olmadı.

Rumlar bunu yine yedi. Akıllarınca İsrail’i de yanların alarak ABD ve Batının desteğini sigortalattıklarını sanıyorlar.

Bunu yapacaklarına firmalarla Kıbrıs sorunu sürerken mi pazarlık yapmak iyi yoksa sorunu çözmüş olduktan sonra mı diye düşünseler. Ya da bu konuyu Kıbrıs sorunundan ayırarak Kıbrıslı Türkleri de içine alacak şekilde ortak pazarlık etme yolunu açmak için hamle yapsalar. Ticarette çok ileri olmaları ile övünen Rumlar ihtilaflı malın er ay da geç ucuza gittiğini bilmiyorlar mı?

Dünya ölçeğinde bu rezerv az da olsa, çıkarması ve satması maliyetli de olsa adadaki her iki halka da fazlasıyla yetecek miktarda. Ada üzerinde tüm yaşanmış mağduriyetleri ortadan kaldıracak büyüklükten fazla.

Bu ufak detayın üzerinde duran yok.

Bunu Kıbrıslı Türk ve Rum olarak birlikte başarmış olma ihtimalinin tadını bile almamıza fırsat yaratılamıyor. Aramızdaki farklılıkları bu zenginliği adam gibi aradaki aracıları devre dışı bırakarak yalnızca kendimize aktarırsak tarihi farklılıkları yenme ve ileriye bakma ihtimali doğacak. Biz Anadolu’ya Rum da AB’ye yük olmaktan kurtulacak.

Birlileri bunu istemiyor da, biz niye bu oyuna gelmeye devam ediyoruz. Hala daha biz çözemiyoruz gelin arabulucu olun bize yardımcı olun diye dil döküyoruz.

Atılan her adım ve verilen her demeç ile ele kalemi alıp alıp tarih yazıyoruz.

Zaman geçse ve başımızdakiler değişse de Rum’un büyük desteğiyle katkı yaptığımız tek ortak yanımızı, “cahilliğin tarihini” yazıyoruz. Farkında mıyız?



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı