Globalizm çağında, dünyadaki tüm sınırların katı korunması tarihe karışıyor. Her yer artık, büyük kapitalist şirketlerin egemenlik alanları haline dönüşüyor.
Kapitalizmin gelişiminin kaçınılmaz sonucu olarak globalizmin geleceğini, dünyanın büyük bir TEK PAZAR haline getirileceğini MARKS yazalı hayli zaman oldu..
Son gelişmelerle beraber MARKS’ı yeniden okuyup anlamak gerekecek.
Amerika, Çin’in Uzak-doğu’da ekonomik olarak güçlenmesinin yanı sıra, Rusya’nın da toparlanarak, özellikle Ukrayna krizinden sonra, Batı Avrupa’yı esir olarak tutmakta olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldı.
Amerika ve İngiltere’nin böyle bir gelişme karşısında sessiz kalması beklenemezdi.
Amerika, Rusya enerji kaynaklarına alternatif yeni enerji kaynaklarını AB’nin hizmetine sunamaması durumunda, gelecekte AB’yi STRATEJİK ORTAK olarak yanında bulamayacağının farkındadır.
Pasif bir AB demek, NATO’nun işlevinin ortadan kalkması ve NATO’nun fiili olarak dağılması demektir. Bunu Amerika’nın kabullenmesi mümkün değildir.
Orta-Doğu’da ne zaman bir karışıklık oluyorsa, o zaman, bölgede mutlaka yeni bir ayar yapılmaktadır. Özellikle İngiliz gizli servisleri sessizce fakat etkili çalışmalarıyla bölgenin nabzını DEVAMLI ellerinde tutmaktadırlar.
Saddam Hüseyin olsun, Usame Bin Ladin olsun, bunların kurucularının ve ilk planda yönlendirenlerinin AMERİKA ve İngiltere olduğu mutlaka dikkate alınmalıdır.
Amerika ve İngiltere, bir bölgeyi parçalamak, BÖL VE YÖNET siyaseti için UYGUN ZEMİN yaratmakta çok ustadır.
Soğuk Savaş döneminde ILIMLI İSLAM projesiyle Sovyetler Birliği’nin içini karıştıran ve etrafında yeşil bir kuşak yaratan Amerika, şimdi de yeni bir planı devreye sokmuştur.
Suriye kriziyle birlikte, Suriye’yi yıkıp, kendi egemenlik alanı haline getirmek isteyen Amerika, IŞİD ve benzeri örgütleri güçlendirecek bir politika izlemiştir.
FRANKEŞTAYN’ı yaratan DOKTOR, Amerika ve Batılı bazı ülkelerdir.
IŞİD, mezhep çelişkilerini de kullanarak, Irak Şİİ’lerinin devlet yönetiminde yaptığı baskıcı ayrımı da kullanarak, Saddam Hüseyin’in ekibiyle birlikte, bölgede azgınca bir terör estirerek yayılmacı bir politika izlerken, Amerika perde arkasından ELLERİNİ OĞUŞTURMAKTADIR.
Şimdi, yarattığı bir düşman etrafında, BÖLGE GÜÇLERİNİ kendi etrafında BİRLEŞTİRMEK, Amerika için çok kolay olacaktır.
Sünni Araplar, Şii Suriye, ılımlı İslam Türkiye artık, radikal IŞİD’in hedefleri arasında oldukları için, Amerika’nın dayattığı politikayı doğrudan veya dolaylı olarak desteklemek zorundadır.
IŞİD bölgede boyundan büyük bir role soyunmuştur. Bağımsızlıkları için, nerdeyse bir yüzyıldır savaşan KÜRTLERE saldırmakla, çeşitli ülkelere dağılmış Kürt gruplarını ortak bir kader etrafında hızla birleştirme sürecine sokacaktır.
Türkiye, Suriye’den ve Irak’tan gelen çeşitli uluslardan ve dini gruplardan insanları içine alarak, BÖLGESEL BİR FEDERASYON’un oluşumunda AVANTAJ elde etmeyi hedeflemektedir.
IŞİD’e karşı silahlı mücadelede, Türkiye Ordusunun aktif olarak devreye girdiği gün, Orta-Doğu haritasının yeniden çizileceği GÜN OLACAKTIR.
Amerika, Büyük Orta Doğu projesiyle Orta Doğudaki YARI FEODAL güçleri tasfiye ederken, ARAP BAHARI politikasının yanı sıra, KARIŞIKLIK siyasetini de uygulamaktadır.
Amerika’nın bu bölgesel YENİ AYARI’nda, Türkiye’ye ve İsrail’e çok önemli roller verilmektedir.
Türkmenistan, Azerbaycan ve hatta İran’dan, Irak’tan ve diğer bölge ülkelerinden gelen GAZ ve Petrol Borularının korunması ve BATI’ya Rusya’dan bağımsız yeni ENEREJİ NAKİLLERİNDE kilit ve bekçi iki ülke Türkiye ve İsrail olacaktır.
Özellikle Türkiye BATI’nı ENERJİ SATRALİ yapılacaktır.
Bu yapılırken, 19. Yüzyılda çizilen sınırlar da YENİDEN, farklı şekilde ÇİZİLECEKTİR.

Sonraki Haber

























