Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÖNGÖRÜ YOKSA AYAKTA DURAMAZSIN

Geleceği düşünmeden yaşayan insanlar, günübirlik yaşamanın  faturasını er geç öderler.

İnsanlar yerine toplumlar , devletler de bazen önünü görmek yerine GÜNÜ KURTARMAYA çalışırlar.  Günü kurtarayım derken, toplum bir anda kendini çıkmaz bir sokakta bulur.

İnsanlar yüzyıllardır SOSYAL DEVLET için mücadele etmektedirler. Bu sosyal devlet ihtiyacı, acı tecrübelerin sonunda ortaya çıkmıştır.

Sağlıkta, eğitimde ve hayatın her alanında tüm bireylerin faydalanacağı yapılar oluşturulamazsa, bir müddet sonra toplumlar kendilerini büyük bir yıkım içerisinde bulurlar.

Tüm insanlar için fırsat eşitliğini yaratmak, toplumları yönetecek bireyleri hak oluş temelinde yükseltmek ülkelerin geleceğini doğru temellere oturtmanın birinci adımıdır.

Üretim ve buna bağlı olarak tüketimin de adil sınırlar içerisinde oluşabilmesi, doğru bir ekonominin temel şartıdır.

Üretimde en önemli girdilerden iki tanesini say derlerse, birincisi ELEKTRİK, ikincisi ise SU  dur.

Kuzey Kıbrıs’ta kullanılan elektriğin düzgün şekilde bir sunulumu ne yazıktır ki sağlanamamaktadır.

Düzgün sunulumun dışında elektriğe ayrılan bütçeler, üretimin önünde önemli bir engeldir. Bu engel, üretimin pahalı olmasını, dolayısıyla rekabet gücünün OLMAMASINI yaratmaktadır.

Su ‘ya gelince. Turizmde ve tarımsal alanda en önemli girdi olan su, düzenli olmadıkça ne tarım ne de turizm yapmak mümkün değildir.

Önümüzdeki haftalar içerisinde, Kurban Bayramı nedeniyle gerek yerli halk gerekse dış ülkelerden gelen insanlar TURİSTİK TESİSLERE yöneleceklerdir.

Turistleri ve yerli halkı bu dönemde susuz bırakmak, geleceği karartmakla eş anlamlıdır.

Merkezi dağıtım pompasının arızalanması karşısında, bu susuzluğun kaç gün süreceği hala belirsizdir. Böyle bir ülkede ne turizm ne de üretim yapılabilir.

Et konusu ayrı bir konu:

Kuzey Kıbrs’ta et fiatlarının Güney Kıbrıs fiatlarından daha yüksek olmasının bir açıklamasını hala bulamadık.

Eğitim sektörüne gelince:

Özel okullar her yıl ücretlerini nerdeyse % 120 rakamının üstünde arttırmaktadırlar.

Kıbrıs insanı, yemesinden giyiminden keserek, çocuğunu okutmaya çalışmaktadır. Ancak her yıl yapılan zamlarla, orta sınıf çocuğunu özel okullardan alıp devlet okullarına yazdırmaya doğru  yönelmektedir.

Devlet okullarının alt yapıları artık bu yönelimi karşılayamayacak noktadadır.

Bu yetmezmiş gibi, ülke içerisine yönelen farklı milliyetten insanların çocukları, Türkçe bilmedikleri için, tüm  karma sınıflarda büyük bir karmaşaya ve müfredatların uygulanamamasına yol açmaktadırlar.

Gerçekte, Kuzey Kıbrıs bu haliyle sorunlarının daha da derinleşeceği bir sürece doğru yol almaktadır.

Kuzey Kıbrıs’ın AB normları temelinde yeniden örgütlenmesini sağlaması ve  geçerli bir para birimine dönmesi sağlanmadıkça, günübirlik politikalarla  bir yere varılamayacağı KESİNDİR.