Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Öncelik DAÜ Yasası

Nadire BAHADİ

DAÜ’de Örgütlü DAÜ-SEN ve DAÜ BİR-SEN yetkilileri, süratle demokratik bir DAÜ Yasası’nın yaşam bulması gerektiğini dile getirdi.
Sendika yöneticiler, süratle senatonun atama ile gelen üyeleri yerine seçim yapılarak, atanmışlardan değil, seçilmişlerden bir senato oluşturulması gerektiğini söyledi. Rektörlük seçimimin ise bu sürecin ardından Vakıf Yöneticiler Kurulu tarafından başlatılabileceği vurgulandı.
DAÜ-SEN eski Başkanlarından Hasan Altıok, şu anda 19 bin öğrenci olan okulda, verilen burslar nedeniyle rakamsal karşılığın 12 bin olduğu üzerinde durdu.
Okul görevlilerinin 12 bin öğrencilik gelirle, 19 bin öğrenciye hizmet ettiği gerçeğinin bilinmesini isteyen sendika yetkilileri, burada özellikle ülke ekonomisine ciddi bir katkı sağlandığını ancak, DAÜ’nün de düşünülmesi gerektiğini gündeme getirdi.
Her iki sendika da şu anda Parlamento’nun gündeminde bulunan tasarının yasalaşması için güçlü destek verileceğinin altını çizdi.
Havadis ekibi ile bir araya gelen sendika yetkilileri, rektörlük seçiminde çalışanların etkili olması yöntemine sonuna kadar sahip çıkacaklarını belirtti.
DAÜ’de, süreç içerisinde seçimlerle değil, atamalarla bölüm başkanlarının değiştirildiği ve senatonun yapısının da atamalarla değiştirildiğini belirten sendika yetkilileri, “Sadece yedi kişi seçilmiş senato üyesi. Bu sağlıklı bir yapı değil” ifadesini kullandı.
Eski rektör Abdullah Öztoprak döneminde, bozulan senato yapısı nedeniyle demokratik ortamın da ortadan kalktığını ifade eden sendika yetkilileri, “Senato rektöre danışma görevi yapan bir kurum. Bizim arzumuz ise tam tersine, rektöre de yön verecek bir senato yapısı” diye konuştu.
Öztoprak’ın senatoya defa defa haksızlık yaptığını anlatan yetkililer, “Senatodan çıkan karara bugün senato üyeleri dahi sahip çıkmıyor. Korsan tüzükle okul yönetilmeye çalışılıyor” ifadesini kullandı.

Özkaramanlı: Yanlış bir süreç yaşandı
DAÜ-SEN eski Başkanlarından Hüseyin Özkaramanlı, okula bu günlerde kaosun hüküm süreceğini, Mayıs 2014’te yaptıkları uyarıyla gördüklerini söyledi.
“Mayıs 2014’te bugünlere kaosla girileceğini DAÜ-SEN olarak öngördük” ifadesini kullanan Özkaramanlı, “İşveren, yani VYK münhal açmadan, süreci başlatmadan, rektörlük adım attı. Biz VYK’yı da rektörlüğü de bu konuda uyardık” dedi.
Özkaramanlı şu ifadeleri kullandı:
“Süreci başlatanlar, senatonun seçeceği rektörün VYK tarafından atanacağına dair en ufak bir bilgiye sahip değildi.
Başlatılan süreçte, yeni rektörle ilgili ne maaş, ne lojman ne de başka bir hakla ilgili en ufak bir bilgi yoktu. Bu duruma hiçbir akademisyen gelip başvuru yapmaz. Yapmadı da.
Senato münhal ilan etme yetkisine sahip değil. Münhali ancak Vakıf açabilir. Bunların hiçbirine yanıt alamadık. Bu tam anlamıyla baskın seçimdi.
Rektörlük seçimi ile ilgili duyuru 10 gün önce siteden duyuruldu. Saçma sapan bir sürecin üzerine irade oluşturuldu. Neden tek adaylı oldu? Çünkü VYK’nın ne yapacağı belli değildi. Bu nedenle kimse güven duymadı.
Nitekim VYK da 14 Ekim’i bekledi, Öztoprak’ı atamadı. Osam o göreve getirildi. Mahkemeden dönen bir süreç yaşadık. Ancak bugüne kadar hiçbir rektör vekili senato önerisi ile atanmadı.”

Garip: Önce DAÜ Yasası
DAÜ-SEN Mali Sekreteri Yrd. Doç. Mehmet Garip, vakit kaybetmeden demokratik bir DAÜ Yasası için, tüm paydaşların masa etrafında toplanmasını istedi.
DAÜ-SEN eski başkanı Yrd. Doç. Hasan Altıok ise DAÜ Yasası geçmeden yeni rektör seçimine gidilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Altıok: Rektör yetkileri çok abartılı
Altıok, sebebini ise şöyle açıkladı:
“Eğilim yoklaması ile gelen rektör diktatör yetkileri ile donatılıyor. Rektör tek adam olmamalı. Bu nedenle yasa değişmeli ki, yeni gelen rektör demokratik bir ortamda yönetim gösterebilsin.
Kısa sürede vakıf ve senato uzlaşarak bir vekil atayabilir. Burada bir kriz var. Öğrenci mezun edemeyecek noktadayız. Diplomaları kim imzalayacak? Bu isim şu anda yoktur. Bu kaos hemen çözülmelidir.
Senatonun önereceği, VYK’nın ödeyeceği uzlaşıcı bir isim vekil olarak atanabilir. Dert ille de Abdullah Öztoprak’ın atanması değilse, DAÜ’de yasa geçene dek bir uzlaşıcı isim göreve gelebilir.”

“Para talebi yok”
Altıok, gelinen aşamada, çalışanın yönetimden “para” talebi olmadığının da altını çizdi.
Para taleplerinin olmadığını, yeni TİS’in de para artışı öngörmediğini belirten Hasan Altıok, kesintilerin de devam etmesine yönelik bir talepleri olduğunu vurguladı.
Altıok, sadece kesinti ile ilgili bir son tarih talepleri olduğuna vurgu yaparak, “Günü geldiğinde, eğer DAÜ’de sıkıntı devam ediyorsa, kesintiye devam edilmesine sendikalar olarak itirazımız olmayacak” ifadesini kullandı.

Mustafa: Bizim için fırsat
Prof. Dr. Omar Mustafa ise bölgesel gelişmeler nedeniyle, DAÜ’nün daha da bir önem kazandığını belirterek, okulun krizle boğuşmak yerine, kendini yenilemesinin en doğru yöntem olacağı üzerinde durdu.
Omar Mustafa şunları söyledi:
“Tüm üniversiteler için kritik bir süreç. Suriye ve İran’da üniversiteler kapanıyor. Bu belki de bizim üniversitemiz için fırsat. Bunu fırsata çevirerek güçlü bir üniversite kurmamız gerekiyor. 1 milyon öğrenci yeni okullar arıyor. DAÜ bu açıdan önemli bir merkez.
Koşulsuz ve şartsız burs verilmesi okulun ekonomik olarak zayıflamasına neden olmaktadır. Demokratik bir DAÜ ile şu anda okul arayan çok sayıda öğrenci için çekim merkezi olabiliriz. Bana göre, bir an önce rektör sorununu aşarak, geleceğe yönelmeliyiz.”