Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Önce Sen Birleş

Şimdi ne olacak diye hayıflanmaya gerek yoktur.

Belki de çözüm yeteneği şimdiki nesillerde yoktur,

Koşullar onları bu yetenekten uzaklaştırmıştır,

Ya da uzun vadeli planlar bu nesillerin tükenmesinden sonraya bırakılmıştır.

Kim bilir.

Bunlar öngörü veya fantezi görüşlerden ibaret…

Son şans diye bir şey de yoktur,

Şans dediğiniz gelir apansızın sizi yakalayabilir,

Talih kuşu gibi bir şey.

Çözüm meselesi hiçbir kişinin siyasal formatına da bağlı değildir,

Hiçbir kimseyle son bulacağı da yoktur…

Çözüme, buna hiç inanmayan görüşmeciler zamanında da,

Yürekten inanan görüşmeciler zamanında da çok yaklaşılmıştır,

Lakin her seferinde hüsran olmuşsa,

Bu derenin suyu nereden gelir hatırlamakta fayda var…

Yıl 1958.

Dönem dibelik karanlık.

Aşk ve sevda ve tekmil güzel günler mavzerin ucunda.

Geceler hain,

Çeteler pusuda.

Her kafadan bir ses çıkmakta.

Ölen ölüyor, kalan kalıyor, gelecek zifiri karanlık.

Durum bu haldeyken, dışarıdan pişirilen planlar dünyaya üfürülmekte.

Bozkurt gazetesinin 14 Temmuz 1958 tarihli nüshasında Hürriyet gazetesinin bir haberi yayınlanıyor.

Haber şöyle:

“Kıbrıs için Taksim zaruridir. İrlanda’yı bölen İngiltere, Kıbrıs’ı da bölebilir. Irklar ve dinler düşmanlığı ancak Taksimle giderilecek.”

Öteden beri Rumlara öfkelenen İngiliz, Türklerin kulağına bunu fısıldıyordu.

Onlar da yollara dökülüp Taksim istiyorlardı…

Rum komşuda hâlâ Taksim fobisi varsa, bu korkular yüzündendir.

Onlar Enosis’i gerçekleştirememişler, bunun bedelini ödemişler sayılır; Kıbrıslı Türklere olan borçları baki olsa da.

Ama Ada, Taksimin tehlikesinden kurtulamamıştır.

74’le birlikte bu durum fiilen gerçekleşmişse,

Komşunun böyle bir fobisinin olması değil, olmaması anormal…

Hatırlayalım:

Bütün kurumlar 1950’lerin içinde ayrılmaya başladı.

Kunduracı örgütlerden tutunuz işçi örgütlerine, işçi örgütlerinden tutunuz ticaret erbabına, belediyelere kadar.

Aslında ayrılık o dönemlerden başladı ve bir daha birleşme gerçekleşemedi.

Lefkoşa’da tel örgüler o yıllarda çekilmiş,

63 olayları ile birlikte BM tarafından o sınırlar yeniden zapturapt altına alınmıştı.

Ada, İngilizlerin, Amerikalıların ve dahi top yekun BM’nin gözetiminde giderek ayrılıyordu…

Mesele görüşmelerin seyrinde değil,

Sendedir kardeşim.

Aşağıda birleşme olmayınca,

Yukarıda neyi bileştireceksin?

Rum ve Türk.

Eğer bir federal sistemde bütün siyasi örgütler,

Bütün sendikalar,

Bütün sivil toplum örgütleri,

Ve aklınıza ne gelirse,

Ayrı ayrı kalacaklarsa,

Folklör örgütleri bile birleşemeyecekse,

“Birleşik” dedikleri birleşmenin harnup taşımacılığından başka ne anlamı olacak?

Böyle ayrılığın gayrılığın olduğu bir sistemde,

Yine size kalkıp,

Irklar ve dinler düşmanlığı ancak Taksimle giderilecek” denme ihtimali yüksek olmaz mı?

Diyeceğim,

Bekleme,

Önce sen birleş.

Sığınacak liman odur…