Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÖLÜMÜNE GÖÇ

İnsanların daha iyi yaşam koşulları bulmak için, bir ülkeden başka bir ülkeye göçünü anlamak kolay. Ancak, canını bile tehlikeye atarak,  ölününe kaçışlarının karşısında sessiz durmak zor.
Özellikle son birkaç yıldır, Suriyeli insanların, kitleler halindeki BATI’ya kaçış çabaları, Akdeniz’in soğuk sularında, kendilerinin, küçücük yavruların ölümleri,bir çığlık halinde, tüm insanlığı yaralıyor.
Göç, başlı başına bir felakettir. İnsanın doğup büyüdüğü yeri, yaşam biçimini, doğal çevresini bırakıp, başka bir ülkeye ölümüne kaçışı ise, göçten de öte bir trajedidir.
Bu trajedinin ana kaynağı,  YÖNETENLERİN ayrımcılık ve baskı politikasıdır.
Demokratik gelenekleri olmayan İslam ülkelerinden birçoğu , Birinci ve İkinci dünya savaşlarının sonucu olarak, kapitalist ülkelerin  PAZAR ALANLARI olarak bölünürken, yönetime gelenler, bu ülkelerin çıkarlarını dikkate alan bir politika izlediler.
Arap ülkelerindeki Şeyhlikler, Kırallıklar ,Emirlikler, esas olarak Amerikan Emperyalizminin kuklaları oldular.
Askeri darbelerle bu çemberin dışına çıkan ülkelerde ise, Rusya’nın dolaylı desteğiyle, Rusya’ya yakın iktidarlar oluştu.
Her iki grupta yer alan ülke yöneticileri, kendi pozisyonlarını korumak için, demokrasi yerine baskıyı esas alan politikalar uyguladılar.
Orta-Doğu merkezli göç akımının son birkaç yıldır artmasının kaynağında, Amerika’nın BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ’nin uygulanabilmesi için, Orta Doğu’daki yönetim rejimlerini değiştirme siyaseti belirleyici olmuştur.
Suriye’de, Rusya’ya yakın Esad rejiminin düşürülmesi ve Irak’ın parçalanması stratejisi, Bir yanda IŞİD, diğer yanda ise Suriye içerisinde etnik ayrımcılığı kışkırtan süreci hızlandırmıştır.
Orta-Doğu artık, farklı olanın yaşayamayacağı bir bataklıktır.
Bu bataklıkta, yok olmamak için, insanların ÖLÜMÜNE GÖÇÜ tek umut olarak kalmıştır.
Bu ölümüne göçün sınır komşusu olan Türkiye’nin de, bu olaydan yeteri kadar ders aldığı söylenemez.
Göç dalgasını daha demokratik uygulamalarla  kendi içindeki çelişkileri yumuşatarak atlatmak yerine, Kürt sorununu ZORLA ÇÖZME siyasetine dönüş, bir müddet sonra, Türkiye içinde daha büyük parçalanmalara ve göçlere neden olacaktır.
Göçlerin yöneldiği merkezlerin de AVRUPA ülkeleri olması ayrı bir sosyolojik olaydır.
Ölümüne göç, etrafındaki yıkım çemberiyle, sadece göç edenleri değil, TÜM DÜNYAYI, derinden etkileyecek ve yeni süreçleri başlatacak bir potansiyeli taşır.
Dünya, bu sorunu çözecek siyasetleri de , eşitsizliği gidererek sağlayabilir..