Fransa’daki saldırılarda onlarca kişi öldü.
Ölmeyenlerin birçoğu ölü taklidi yaparak kurtulduklarını açıkladılar…
…
Doğrusu iyi bir taklittir.
Ölmüş gibi yapıp kurtulmak mümkün…
…
Bizde de ölü taklidi çok yapılır!
Üstesinden gelinemeyecek bir mesele karşısında,
Ölü taklidi yapanlar var…
…
Biz bu konularda daha ilerideyiz!
Bazı olaylar karşısında tekmil bir kurumu ölü evine döndürürüz.
Matem havasına bürünür,
Kimseden ses çıkmaz.
Onları öldü sananlar bir müddet sonra,
Yaptıkları hizmetler hakkında konuştuklarını duyarlar…
…
Yaşadıklarını anlarsınız…
…
Ezan meselesinde öyle olmuştu.
Siyasilerimiz ölü taklidi yaparak kurtulmuşlardı.
Zor meseleydi.
İyi atlatmışlardı…
…
Surlariçi Lefkoşa’da bir mahalleli ile buluşmuş ve bana “hatırlar mısın su kanallarına girer, hisardan dışarı çıkardık” demişti.
Hatırlamamıştım…
…
O gün bugün aklımda.
Niye hatırlamıyordum?
Dün yaylanıp doğru eski kentin içine vardım.
Minnoş’un oğlu Hüseyin’de bir kahve molası verip muhabbet ederken,
Hüseyin de “Su kanallarında oynardık” demez mi?
…
O benden çok küçüktü.
Kendi kendime kızarak suraltlarını yoklamaya başladım.
Doğruydu.
İki yerde kanalların ulaştığı noktayı görünce rahatladım.
Ki bir tanesi bizim çocukluğumuzun hisar altıydı…
…
Kimi yazarlara göre İngilizler Lefkoşa’ya geldiğinde 11 tabyalı kent sessizlik içindeydi.
Günlerden Cuma’ydı ve herkes camideydi.
Zaten Cuma’ları da tatil günüydü.
Kimilerine göre de cemaatin durumdan haberi yoktu.
Bana kalırsa bunların hiçbiri doğru değildir!
İngiliz, hani bir isyan falan olursa diye önlem almış eli tetikteydi.
Ama bizim cemaat ölü taklidi yaparak ne olacağını görmek istiyordu!
Bu yüzden Horoz Ali dışında yerinden kıpırdayan olmamıştı…
…
Yani,
Ölü taklidi yapmayı yabancılardan daha iyi biliyoruz…
…
Bilmediğimiz çok şey de var.
İngilizler kör zamanda su kanalları yapmışlardı,
Ve Surlariçi Lefkoşa’nın tek bir sokağında bile su birikintisi kalmıyordu…
…
Hüseyin anlatmaya devam ediyor ve
“Çok yağmur yağdığında,
Her sokağın başında kanallar için logarlar bulunur,
Ve ev kadınları ellerindeki süpürgelerle taşkın suyu o kanallara yönlendirirdi.
Doğduk büyüdük Lefkoşa’nın içinde su taşkını görmedik” diyordu…
…
Sanırım 1973 yılıydı.
Olayı sekiz milimetre filme almıştık.
O film hâlâ zulamızda.
Gökten boşalabildiği kadar yağmur yağıyor,
Kimseler dışarıya çıkamıyordu.
Gölek tekmil su dolmuştu.
Ancak kısa bir süre sonra sular kaybolmuştu.
Belli ki İngiliz döneminde yapılan su kanalları işe yarıyordu…
…
Bu hafta yağmurlar fena geliyormuş.
Bakalım kaç yetkili daha,
Ölü taklidi yapacak…
































