Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Olmayan paranın bitmeyen kavgası

Öyle adam olacağımız falan yok.
Gerçekten…
Zira bu her şeyi “normalleştirme” huyumuz var ya…
Oysa nesi normal bu yaşadıklarımızın?
Hiçbiri.
“Anormal” bir düzende, normal insanlar olarak devam ediyor yaşamımız.
Olmayan bir paranın bitip tükenmeyen bir kavgası içerisindeyiz.
Kamuda, kamu kaynağı üzerinden bitip tükenmeyen bir kavga.
Kamuda çalışan, önce maaşının artması için kavga eder, sonra da ek mesaisi için.
“Kazanılmış hak” ya sonuçta…
Nasıl kazanıldı? Kazanılırken bir mantığı var mıydı?
Üretiyor musun? Hak ediyor musun? İşinin başında mısın? Sorumluluğunu yerine getiriyor musun?
Ne bir performans ölçüyor sistem, ne de hak edene bakıyor. 
Yıllarca bu ülkede, “seçim rüşvetleri” olarak kamu kaynağı peşkeş çekildi.
Şimdi durdu mu?
Bir çoğu “hak” olarak alınmaya devam ediliyor.
Sadece kamu çalışanı değil elbette “olmayan paranın bitmeyen kavgası…”
Bir bakınız etrafınıza, tüm kesimler devletten alacaklı.
Böyle bir sistem olabilir mi?
“Liberal”, “serbest piyasa ekonomisi” falan deniyor ama bildiğiniz “komünist bir” düzen var aslın.
Otobüs şoförü…
Gemici…
Kamyoncu…
Çiftçi…
Hayvancı…
Narenciyeci…
İmalatçı…
Üretici…
Müteahhit…
Özel hastaneler…
Müteahhitler…
KDV alacaklı şirketler…
Küçük Orta Boy İşletmeler, esnaf grubu hariç, herkes kamu kaynağı üzerinden sağlanan avantajlarla bir düzen tutturmuş gidiyor.
“Haksızdırlar” demiyorum elbette.
Ama bu işte bir tuhaflık yok mu?
Diyor ki Zeran Mungan:
“Diğer taraftan cari harcamalarda Türkiye Cumhuriyetinden alınan kaynakları da ciddi oranda azaltıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nden kamu maliyesine cari amaçlı alınan katkı; 2014 Bütçe Yılında 285 Milyon TL düzeyinden 2015 yılında 216 Milyon TL düzeyine azalacaktır. Başka bir söyleyiş ile Türkiye’den cari harcamalar için halk ağzında söylendiği şekli ile maaş ödemek için 70 Milyon daha az kaynak kullanacağız. Dört yıl içerisinde Türkiye Cumhuriyetinden car…i harcamalar için, yani maaş ödemek için artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümetleri borçlanmak durumunda olmayacak, ama ne olacak? Türkiye Cumhuriyetinden bu parayı almaya devam edeceğiz. Ne için? Reel sektör için, esnaf için, sanayici için bu ülkenin gelişmesi için, piyasanın büyüyebilmesi için, istihdamın artması için, ekonominin büyümesi için ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti insanının önünün açılması için bu kaynakları kullanacağız”…
Karar vermemiz gereken nokta da budur…
Ürettiğimiz kadar mı yaşayacağız?
Daha fazla üretip, daha mutlu mu yaşayacağız?
Yoksa, bir yandan, “Para veren emir de verir, ne paranı ne emrini” mi diyeceğiz…
Diğer yandan da, “E ama askeri var bu adada Türkiye’nin ödemek zorunda” rahatlığına mı yatacağız…
Ki böylece, “askeri de meşrulaştıracağız” ama üstüne de, “Askersiz ada” diye nutuk sallayacağız…
Ya “biz” olacağız…
Ya da, “ben ben da gene ben” diye diye yok olacağız.
Olmayan paranın, bitmeyen kavgası, aslında hepimizi kemiriyor.
Adil bir paylaşımla, daha güzel bir kara parçası yaratmak mümkün…