Sayın Başaran Düzgün;
Ben Londra’dan Osman Tango, KTHY mağdurlarından biriyim. Toplam 500 kişi Londra’da aynı konudan mağdur var. Bu rakam hayali değildir. KKTC Londra Temsilcisi olan Oya Tuncalı’nın hükümete verdiği rakamdır. Cumhurbaşkanı Eroğlu buraya geldiğinde söz verdi. İrsen Küçük’ün sözü var, Serdar Denktaş’ın sözü var, Hasan Taçoy’un sözü var.
En son Londra’ya gelen Meclis Başkanı Sibel Hanım’ın ve 4 milletvekilinin verdiği sözler “Gidince halledeceğim, haklısınız herkesi Atlasjet’le taşıdılar. Neden size bu haksızlık olsun?” Ben de sorarım Sayın Düzgün bu kişilere.
Hem yüz yüze hem de halka açık toplantılarda verdiği sözlerdir bunlar. Bu kadar yalana gerek yok. Devleti yöneten bu kişilere ben bir vatandaş olarak nasıl güveneyim? Buralara gelip yiyip içip gidiyorlar. Londra’da pahalı otellerde kalıyorlar. Bizi de aptal sanarak nutuk atıp gidiyorlar.
Sevgili Başaran Düzgün, bu yukarıda adı geçen şahsiyetlerle direkt temasım var ama maalesef bugüne kadar bir yer varamadım. Ayrıca KKTC Londra Temsilcisi de bu konuyu sürekli sözde bu yetkililerle görüşür. Bu konuyu defalarca birçok gazeteci arkadaşlarla da paylaştım ve gündeme getirmelerini rica ettim. Kimse bir satır yazı yazıp gündeme getirmedi. Kimse kusura bakmasın her zaman söylendiği gibi Londra’da yaşayan vatandaşları sağılacak inek görmeye devam ediyorlar.
Sayın Düzgün, bu yazımı okuyunca aklına şu soru gelebilir; Kıbrıs’taki mağdurların hakkını verdiler de Londra’dakiler kaldı. Evet onlar da haklı ama en azından onların sendikası var onları gazeteler gündemine taşıyor ama burada yaşayan vatandaşlar sanki üçüncü sınıf muamelesi görür. Acaba buraya geldiklerinde biz de gidip protesto etsek mi?
***
Sayın Başaran Düzgün;
Malumunuzdur ki bu günlerde Anayasamızda da bir değişim söz konusudur.
Ülkemiz eğitim seviyesi her yıl yükselmektedir. Üniversite mezunu bireyler fazlasıyla toplumuzda bulunmaktadır. Esasında şunu vurgulamak istemekteyim. Böyle bir ortam halihazırda bulunmakta iken bizim Anayasamızda belediye başkan olma koşulları arasında ilkokul ve dengi okuldan mezun olma şartı aranmaktadır. Kanımca bu aday olma koşulu yetersiz kalmaktadır. Zira toplum bu kadar eğitimli halde iken bir belde yöneticisinin eğitim seviyesinin de yüksek olması gerekmez mi?
Bu bağlamda bu koşulun toplumun eğitim seviyesi de göz önünde bulundurarak değişmesi zaruridir. Bu konuda gerekli hassasiyeti göstermenizi temenni eder saygılarımı sunarım.
Mete Özsezer
***
Sayın Başaran Düzgün;
Kıbrıs sorunuyla ilgili yazılarınızı yakından takip etmekteyim. Yazılarınızda ihtiyatlı bir gerçekçilik vardır. Zaman zaman “bu kadarı da fazla” dediğim oldu. Özellikle ABD Başkan Yardımcısı Biden geldiğinde müzakerelerin çökmekte olduğunu yazmanız ve “Biden’dan hayat öpücüğü” başlığını kullanmanızı yadırgamıştım.
Biden’dan sonra liderler bir araya geldi ve gördük ki görüşmeler gerçekten çökmek üzeredir.
Sayın Düzgün;
Türk tarafı Rum tarafına toprak verecek karşılığında da eşitlik ve ortak yönetimi alacak. Bu çok nettir. Benim kanımca bizim liderimiz hiç bu noktaya gelmeyecek. Yani toprak pazarlığını hiç başlatmayacak. Zaten milliyetçi örgütlere (ki ben de onlardan bir tanesine üyeyim) özel görüşmelerinde “toprak konusu gelince masayı dağıtacağım” diyormuş.
Bu doğru mu değil mi bilmiyorum. Yalansa günahı söyleyenin boynuna.
Sizden bir ricam vardır. Lütfen Kıbrıs sorununda teşvik edici olun. Vatandaşın kafasının karıştırılmasına ve umutsuzluğa düşürülmesine asla izin vermeyin.
Radyo Havadis’in birinci yaşını kutluyorum. Önemli işler yapıyorsunuz ve bu toplumun size ihtiyacı vardır.
Saygılarımla
Ahmet Aktıl
































