EğitimKöşe Yazarları

Okullarımız ne kadar ergonomik?






Tam 10 yıl önce yazmışım bu yazıyı… Milli Eğitim ve Kültür Bakanı’nın önümüzdeki birkaç yıl içinde 18 yeni okulun eğitime katılacağını müjdelemişti geçtiğimiz günlerde… 10 yıl sonra yeniden gündeme getirmek istedim. Çünkü değişen bir şey yok…

Ergonomi, Yunanca ”ergon = iş, çalışma”, “nomos = yasa” anlamına gelen sözcüklerin birleştirilmesiyle oluşur ve insanın biyolojik, psikolojik özelliklerini göz önünde bulundurarak insanın verimini artırmayı,  çalışma ortamlarını da insanı mutlu edecek ortamlara dönüştürmeyi hedefler… Birçok bilimsel disiplinin ortak çalışmasını gerektiren bir yaklaşımdır. “Fiziksel çevrenin insana uyumlaştırılması sürecidir” de denilebilir aslında…

Son yıllarda verimlilik üzerine kafa yoranlar, ergonominin önemine kavramış ve çalışma ortamlarını nasıl daha çok ergonomik duruma getirebiliriz uğraşı içerisindedir. Çağdaş toplumlarda eğitim ortamlarının ergonomik olması için önemle dikkat edilir. Öğretmenin performansı ve öğrencinin başarısı eğitim ortamını ergonomik olup olmaması ile ilgilidir. Bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalar bunun bize göstermektedir.

Bu noktadan hareketle okullarımız ne kadar ergonomik? sorusunu sormak gerekmektedir. Okul binalarımız çocuklara uygun olarak mı dizayn edilmiştir? Kanımca estetik güzellikten yoksun, tek tip, tekdüze ve çağın gerektirdiği özellikleri taşımamaktadır.

Ülkede artan nüfus ve buna bağlı olarak artan öğrenci sayısının yarattığı yoğunluk, mevcut okul bahçelerinin sürekli yeni sınıf binaları ile doldurulduğu bir dönem yaşıyoruz. Çocukların oyun alanlarının işgal edildiği, onların yerine hiçbir bilimsel veriye dayanmadan yerleştirilen sınıf binalarının yükseldiği okullar yarattık ne yazık ki…

Halbuki ergonomik bir okulda binanın ne kadar yer tutacağı, ne kadar oyun bahçesi olacağı, metrekareye kaç öğrencinin düşmesi gerektiği, kaç öğrenciye kaç tuvaletin olması gerektiği bellidir. Okuldaki kantinin vereceği servis bile önemlidir.

Bugün birçok okulumuzda gerek kantinin fiziksel yetersizliği, gerekse zaman darlığı yüzünden kantin ihtiyacını gideremeyen öğrencilerimiz mevcuttur. Okullarda artan nüfus nedeniyle tuvaletlerin yetersizliği yüzünden ihtiyacını gideremeyen çocuklar vardır. İş sadece mevcut okul bahçesine kutu kutu sınıf binası yapmakla olmuyor işte…

Aslında yapılması gereken bilimsel verilere dayalı, ergonomik yaklaşımda yeni okullar yaratmaktır. Benim 45 yıl önce okuduğum ilkokul toplam 6 sınıftan oluşan iki katlı bir binaydı. Bugün ayni arazi üzerinde ana binanın karşısına iki katlı bir başka sınıf binası ve onun yanına tek katlı bir başka bina yapılmış.

Yani bir buçuk kat büyümüş. Binalar gelişigüzel yerleştirilmiş, ne ışığın geldiği yön dikkate alınmış ne de öğrencilerin oynayacak alanı kalıp kalmamasına bakılmış. Büyük iki beton kütlesi arasında çocuklar eğitim yapmaya çalışıyor.

Bugün çağdaş toplumlarda okulların hangi renk boyanacağı bile bilimsel verilere dayandırılıyor. Birçok bilimsel araştırmaya göre bazı renklerin çocukları rahatlattığı, şiddetten uzaklaştırdığı ve daha az disiplin sorununun yaşandığı ortaya çıktı. Özellikle okul dış cepheleri için sarı ve turkuaz tonları önerilmektedir. Bizde kaç okul bulabilirsiniz bu şekilde ki!

Tüm bunlardan sonra çocuklarımızın her gün önemli bir zamanının geçirdiği okullarımıza bir de ergonomik açıdan bakmamız gerekmiyor mu?

******

Umarım yeni yapılacak okulların ergonomik durumu da ele alınır ve 21’inci yüzyıla yaraşır okullara kavuşuruz.







Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu