EğitimKöşe Yazarları

Finlandiya’da bile intiharlar ve aile içi şiddet arttı!






Son zamanlarda Covid-19 pozitif vakaları artıyor ve artmaya da devam edeceğe benziyor. Bunun sonuçları ne olacak? Ne gibi önlemler alınmalı? Bu noktada bazı siyasi aktörlerin iş ola ‘Böyle giderse pozitif vakalar artacak.’ Söyleme gerçekten çocukları bile güldürmektedir.

Sizler artış olması durumunda nasıl önlemler alınacağını açıklayınız. Pozitif vakaların artacağını herkes biliyor.

Covid – 19 sürecinde pek çok ülke değişik konularda önlemler alıyor. Eve kapanma, ekonomiyi durdurma, tam kapanma gibi pozitif vakaları azaltma gibi önlemler alındı. Bunlar biyolojik açıdan korunma tedbirleri olarak görüldü. Bunlar dışında psikolojik ve psikiyatrik önlemlerin de alınması şart.

Buralarda yetkililer veya karar vericiler Covid-19’un insanların psikolojilerinde yarattığı olumsuz sonuçları da dikkate alıp, gereken önlemleri de almaları elzem. Çünkü Dünya’da gelişmiş ülkeler bile bu konuda ciddi problemlerle karşılaştılar ve karşılaşmaya da devam ediliyor.

Dünya’nın en mutlu ülkelerinde insanlar psikolojik travmalar yaşıyor. Örneğin Finlandiya bu konuda çok problemler yaşamakta. Finlandiya ulusal polis kurulunun 2020 rakamlarına göre, Finlandiya’daki intihar sayısı bir önceki yılın Mart ve Nisan ayına göre %15 arttı*.

Ancak ilginç olan intihar rakamları var. Finlandiya’da intihar oranı genellikle oldukça yüksek olarak biliniyordu ve Avrupa Birliği oranlarının üzerindeydi. Yine rakamlara göre intiharlar son on yılda %20 oranında azalmıştı.

Peki covid-19 sürecinde Finlandiya’da intihar oranları ne olmuş? Son on yılda azalan intihar oranları Covid-19 sürecinde birden bire artmış**.

Ruh sağlığı uzmanlarına göre artışın nedeni mutlaka virüsün kendisi olmayabilir ancak bakıma ihtiyacı olanların bakım alacakları sağlık kuruluşlarını aramaması olduğu belirtilmektedir*. Finlandiya’da sosyal yaşamın normal seyrettiği, toplumsal kaosların görülmediği zamanlarda, bahar mevsimi daha fazla insanın intihara teşebbüs ettiği veya intihar ettiği zamandır.

Covid-19 sürecinde 2020 yılında kliniklerin sessiz kaldığı belirtilmekte. Helsinki ve Uusima şehirlerinde kliniklere başvuran hasta sayısı normal zamandan %20 daha az olmuş*.

Covid-19 süreci yalnızca intihar olayını değil aynı zamanda aile içindeki ilişkileri de etkiledi. Finlandiya’da aile içi şiddet da çok artmış.

Ülkenin her yerinden polis ve benzer örgütler 2020 yılının ilk üç ayında aile içi şiddette artış kaydetti ve bu dönemde evde şiddet şikayetlerine gönderilen birimlerin normalden yaklaşık 3.000 daha fazla artmış.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de dünya çapında milyonlarca insanı etkileyebilecek koronavirüs salgınının yol açtığı olası bir ruh sağlığı krizi tehdidi hakkında uyarı yaptı. Dünya Sağlık Örgütü artan ölümlerin, izolasyonun, korkunun ve yoksulluğun insanların ruh sağlığına büyük tehditler oluşturacağını belirtti ve dünya çapındaki hükümetleri psikiyatrik bakımı konusunda önlem almaya çağırdı.

Covid-19 insanlığa bir takım yeni yaşamları öğretti ve öğretmeye devam ediyor. Ülkeler yalnızlık, izole olma korku ve yoksulluğun altında yaşadıkları psikolojik yıkımlardan kurtulmaları için çaba sarf ediyor.

Peki KKTC ne yapıyor? İnsanların covid-19 nedeniyle yaşadıkları psikolojik ve psikiyatrik problemlerle başa çıkmalarında başvurabilecekleri önlemleri aldı mı? Alınan önlemler yeterli mi? Biz söz konusu önlemleri göremedik.

Kapalı ortamlara pcr sonucu pozitif olmayan kişilerin giremeyeceği kararı sonrası pcr yaptırmak da bir işgenceye dönüştü; mehşeri kalabalıklar oluştu. Bu konuda bile önlem alınamadı.

Öte yandan vatandaşların aile içerisinde şiddete maruz kalıp kalmadıklarını belirlemek için bir çalışma yapılmadı. Eğer şiddete maruz kalanlar varsa başvurabilecekleri merkezler veya iletişim sağlayacakları kanallar yaratılmadı.

Covid-19 sürecinde evine yiyecek götürmeyen onlarca aile karşımıza çıktı. Onlara yardım edenlerimiz oldu, yardım edilemeyecek duruma düşünce de diğer aileler perişan oldu; örneği çok.

Yiyecek bulamayan, geliri olmayan insanlar Maslow’u ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en önemli ihtiyaç olan fiziksel ihtiyaçlarını gidermedi. Emin olunuz ki bunun sonucunda pek çok birey psikolojik problemler yaşaması olası.

Devlet olmak ciddi bir iştir. İnsanını her durumda koruma altına almaktır. Özellikle şiddete maruz kalma, psikolojik ya da psikiyatrik problemlerde vatandaşın yanında olmaktır. Şiddet eğitimle de alakalı bir olgudur. Eğitim sistemi bu konuda devreye girmeli. Yaşam boyu öğrenme de bu amaçla kullanılmalıydı ancak böyle önlemleri de göremedik ne yazık ki.

Devlet kaynaklarını bu yönde harcamaktır. Buralarda da devletin artık vatandaşın yanında olmasının zamanı geldi. En azından Covid-19 sürecinde yine ayrıcalıklı sınıfa hizmet etmemektir. Aşıda bile torpil yapmamaktır!

*https://www.euractiv.com/section/all/short_news/helsinki-suicide-spikes-amid-covid-19/

**https://yle.fi/uutiset/osasto/news/suicide_in_finland_up_by_nearly_15_this_spring/11354884

 







Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu