Ergonomi, Yunanca ”ergon = iş, çalışma”, “nomos = yasa” anlamına gelen sözcüklerin birleştirilmesiyle oluşur ve insanın biyolojik, psikolojik özelliklerini göz önünde bulundurarak insanın verimini artırmayı, çalışma ortamlarını da insanı mutlu edecek ortamlara dönüştürmeyi hedefler… Birçok bilimsel disiplinin ortak çalışmasını gerektiren bir yaklaşımdır. “Fiziksel çevrenin insana uyumlaştırılması sürecidir” de denilebilir aslında…
Son yıllarda verimlilik üzerine kafa yoranlar, ergonominin önemine kavramış ve çalışma ortamlarını nasıl daha çok ergonomik duruma getirebiliriz uğraşı içerisindedir. Çağdaş toplumlarda eğitim ortamlarının ergonomik olması için önemle dikkat edilir. Öğretmenin performası ve öğrencinin başarısı eğitim ortamını ergonomik olup olmaması ile ilgilidir. Bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalar bunun bize göstermektedir.
Bu noktadan hareketle okullarımız ne kadar ergonomik? sorusunu sormak gerekmektedir. Okul binalarımız çocuklara uygun olarak mı dizayn edilmiştir? Kanımca estetik güzellikten yoksun, tek tip, tekdüze ve çağın gerektirdiği özellikleri taşımamaktadır.
Ülke dışından sürekli akan nüfus ve artan öğrenci sayısının yarattığı yoğunluk, mevcut okul bahçelerinin sürekli yeni sınıf binaları ile doldurulduğu bir dönem yaşıyoruz. Çocukların oyun alanlarının işgal edildiği, onların yerine hiçbir bilimsel veriye dayanmadan yerleştirilen sınıf binalarının yükseldiği okullar yarattık ne yazık ki…
Halbuki ergonomik bir okulda binanın ne kadar yer tutacağı, ne kadar oyun bahçesi olacağı, metrekareye kaç öğrencinin düşmesi gerektiği, kaç öğrenciye kaç tuvaletin olması gerektiği bellidir. Okuldaki kantinin vereceği servis bile önemlidir.
Bugün birçok okulumuzda gerek kantinin fiziksel yetersizliği, gerekse zaman darlığı yüzünden kantin ihtiyacını gideremeyen öğrencilerimiz mevcuttur. Okullarda artan nüfus nedeniyle tuvaletlerin yetersizliği yüzünden ihtiyacını gideremeyen çocuklar vardır. İş sadece mevcut okul bahçesine kutu kutu sınıf binası yapmakla olmuyor işte…
Aslında yapılması gereken bilimsel verilere dayalı, ergonomik yaklaşımda yeni okullar yaratmaktır. Benim 35 yıl once okuduğum ilkokul toplam 6 sınıftan oluşan iki katlı bir binaydı. Bugün ayni arazi üzerinde ana binanın karşısına iki katlı bir başka sınıf binaları ve onun yanına tek katlı bir başka bina yapılmış. Yani bir buçuk kat büyümüş. Binalar gelişigüzel yerleştirilmiş, ne ışığın geldiği yön dikkate alınmış ne de öğrencilerin oynayacak alanı kalıp kalmamasına bakılmış. Büyük iki beton kütlesi arasında çocuklar eğitim yapmaya çalışıyor.
Mesela sınıfların ısısı da çok önemlidir. Sınıflar hep belli bir sıcaklık derecesinde olmalıdır. Genellikle 22 dereceden bahsediliyor. Bizde özellikle Nisan, Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim ayları genellikle sıcak aylardır. Sıcaklığın 30’un üstünde olduğu dönemlerdir. Bu dönemlerde sınıflarda veya dışarda ders yapmak çok kolay değildir. Sınıflarda kullanılan klimaların ne kadar sağlıklı olduğu da tartışmalıdır. Bu klimaların bakımların düzenli yapılmadığını yaşayarak görüyoruz.
Bugünlerde İngiltere’de son yılların en sıcak günleri yaşanıyor. Sıcaklık 30 derecenin üzerine çıkıyor. Okulların kapatılması konuşuluyor. Bizim oğlanın okulundan gelen elektronik postada Pazartesi ve Salı günü öğrenciler okula sadece 9-12 arası gidecek. Bazı belediyeler okulların kapatmayı düşünüyor. Aşırı sıcaklarda çocukların okula güneş kremi, güneş gözlüğü, bolca su getirmesi öneriliyor. Üniforma konusunda çok fazla taviz vermeyen İngiltere’de birçok okul çocukların okula şort ve t-shirt ile gitmesine izin verdi.
Kısacası okulların ergonomisi çok önemlidir. Her ne kadar da biz bu konularla pek ilgilenmesek de, önemsemesek de dünya bunları konuşuyor.
































