Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Okullarımız depreme dayanıklı mı?

Türkiye’de yaşanan depremle birlikte Adıyaman’da kaybettiğimiz öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve velilerimiz sonrasında depremi ciddiye almamız gerektiğini umarım anlamışızdır.

Kıbrıs’ın üzerinden de bir fay hattının geçtiğini sürekli akılda tutmakta yarar var. Şimdi bakıyorum da okulların ve devlete ait binaların tamiri veya yeniden yapımı için hummalı bir çalışma var. Umarım bu çalışmalar sonuç verir.

İngiltere’de de Türkiye’de yaşanan deprem sonrasında yedi büyük eğitim sendikası Eğitim Bakanlığı’na gönderdiği mektupta okul binalarının durumu ile ilgili uyarılarda bulundu.

KKTC’de ilk ve orta öğretimde devlet veya özel okulların toplamı 180 civarında… Devlet okullarının bir kısmı 1974 öncesinden kalma okullar. 50 yıldır bu okulları yamalayıp yamalayıp eğitime devam etmişiz. Bu okulların ciddi bir şekilde elden geçirilmesi lazım… Zaten Yeni Boğaziçi İlkokulu ve Erenköy Lisesi ile ilgili olarak bakanlık bu okul binalarında eğitimi sürdürmenin tehlikeli olduğu ve bu okullarda öğrenim gören çocukları başka okullara aktarılmasına karar vermiş…

Geçtiğimiz yıllarda Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin hazırladığı bir raporda bu iki okul dışında 12 tane daha okulun riskli ve eğitimin devam etmesinin sakıncalı olduğu belirtilmiş. Buna rağmen bu okullarda eğitime devam edilmiş.

Bir de şunu söylemekte yarar var. Sorunumuz sadece eski okullar mı? Yeni yapılan okulların durumu nedir? Bu konuda ciddi denetime ihtiyaç olduğunu kabul etmek gerekir.

Bu ülkede yeni yapıp sonra da yıktığımız okullar var. Hafızam beni yanıltmazsa 1990’da Göçmenköy’e yapılan yeni Bayraktar Ortaokulu binasını 2016’da yıkmak zorunda kaldık. Çünkü binanın temelinde çökmeler meydana gelmişti. Bir yıl içinde yeni bir okul binası yapılarak eğitime o günden bugüne kadar devam edilmiştir. Mesele bu okulun yıkılan binasını yapanlar, izin verenler, onaylayanların durumu ne oldu, bir cezai uygulama oldu mu? Pek sanmıyorum.

Son yıllarda bağışçıların katkısı ile ülkede okullar yapılmaktadır. Sırada yapılmayı bekleyen çok sayıda okul da vardır. Tüm bu yeni okulların depreme dayanıklılığı, sağlamlığı acaba ne durumdadır? Yani ülkedeki okulların yenisinin de eskisinin de ciddi bir denetimden geçmesi zorunludur.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Adıyaman’daki felaket sonrasında Adıyaman’a giderek acıyı en yakından ve en derinden hissetmiş olması gerekir. Bundan dolayı bu deprem konusuna ekstra bir duyarlılık göstereceğini umut ediyorum.

Bu işin şakası yok. Yitirdiğimiz canlar bize bunu anlatıyor. Dolayısı ile bu riskli okulların en kısa zamanda tamir edilmesi, edilmezse de yıkılması zaruridir. Kıbrıs’ta olası bir depremde binlerce çocuğu kaybetme riski olduğunu anlamamız için daha ne olması gerekiyor.

Şimdi bu yüzyılın felaketi sonrasında bu ülkede sorunlu olduğu bilinen okullarda eğitime devam eden çocukların psikolojisi ne durumdadır? Böylesi bir ortamda sağlıklı bir eğitim öğretim faaliyeti yapılabilir mi?

Ben olsam “ha bugün yıkıldı başıma ha yarın yıkılacak başıma” diye düşünmeden edemem. Kaldı ki bazı okulların sınıflarında tavandan çocukları olduğu bölgeye parçaların düştüğünü de basın aracılığı ile gördüğümüzü de hatırlıyorum.

Dolayısı ile bu iş öyle hasıraltı edilecek bir durum değil. Olayın ciddiyetini farkına varalım ve önlemlerimizi kısa sürede alalım. Ha sakın ha! “Bu iş kaderdi” deyip önlemleri geciktirmeyelim. Aksi durumda olacakları düşünmek bile istemiyorum.

Aman ha!