Okullardaki covid-19 vakalarının artabileceğini geçen haftaki yazımızda değinmiştik. Yayınlanan haftalık rakamlar ailelerde, okul yönetiminde, öğretmenlerde, sendikalarda endişeye neden oluyor.
İki hafta önce okullardaki vaka sayısı 632 idi. Cuma gün yayınlanan son rakama göre bu rakam 929’a çıktı. İki haftada artış %50 civarı… Pozitifleşme oranı %1.2’lerden %2’ye yaklaştı. Birilerini buna “dur” demesi gerekmiyor mu?
Aynı dönemde öğretmenlerde görünen covid-19 vakası 111’den 145’e çıkıyor. Burada da %30’u aşkın bir artış var. Peki bu vaka artışlarına daha ne kadar tolere edebileceğiz? Okullardaki vakaların %50 artması dikkate alınmayacak bir oran değildir. Oturup üzerinde düşünmek gerekiyor.
Bu satırların yazarı olarak bu pandeminin başladığı ilk günlerde aynı şeyi söyledim ve söylemeye de devam ediyorum: “Önlem alın ve okulları açık bırakın”. Biz uzun süre okulları kapattık, çocuklar doğru dürüst eğitim alamadı. Şimdi de okulları açtık, tüm çocuklar okula gidiyor ancak öyle görünüyor ki yeterince önlem alamamışız. Bu konuda hem sendikalar hem de veliler önlemler konusunda uyarılarda bulunuyorlar.
Tabii bu arada vakalar sadece okullarda değil, toplumda da artıyor. Günlük vakalar 500’ün üzerinde seyredir, Son 10 gün içinde bir ara 900’e kadar yükseldi sonra tekrar 500 civarlarına indir. Belli ki ortada bir düzensizlik, vurdumduymazlık, sorunun bittiğini zannetme gibi sorunlarımız var.
Son haftanın raporuna göre 900’ün üzerinde çocuk okula gidemiyor. Bir şekilde noksan bir eğitim alıyor veya hiç alamıyor.
Neredeyse tüm önlemleri kaldıran İngiltere’de de benzer sorunlar var. Bugün okullardaki vakalar nedeniyle yaklaşık 200 bin civarında çocuk okula gidemiyor. Bunun üzerine okul müdürleri endişelerini dile getiriyorlar.
Eğitim kayıplarının giderilmesi için yeni öğretim yılında gün içerisindeki sürenin uzatılması konusunda tartışlar var. Bakalım bu tartışmaların sonu nereye varacak. Eylül ayında okulların gün içindeki süresi uzatılacak mı? Bunların cevaplarını Eylül ayında göreceğiz.
KKTC en uzun süre okulları kapatan ülkelerden biri oldu. Yadsınamaz bir gerçek var ki ciddi ders kayıpları yaşandı bu sürede… Ne yazık ki bu geçen sürede kayıpların giderildiğini söylemek mümkün değil…
Öyle anlaşılıyor ki bu kayıpların giderilmesi için de bir uğraş yok, plan yok, program yok. “Kayıp kayıptır” denilerek yola devam ediliyor. Zaten zaman ilerledikçe kayıpların giderilmesi de pek mümkün olmayacak.
Bu kayıpların acısı ileriki yıllarda ortaya çıkacak. Her geçen yıl çocukların üzerindeki yük daha ağır olacak. Tabii ki bu süreçte performansını yükseltemeyen çocuklar arada harcanıp gidecek. Ne acıdır ki bu da çok da fark edilir olmayacak. Birçok şeyi kanıksadığımız gibi bunu da “normaldir” deyip kabulleneceğiz.
Eğitim ciddi bir iştir. Bir uzmanlık alanıdır. Bir ekip işidir. Tüm paydaşların ortak çalışması ile ileri gidebilir. Çarklar tam işlemezse tökezleriz. Bugün geldiğimiz noktada eğitim paydaşlarının uyumsuzluğu sorunların çözülmesinde en önemli etkenlerinden biridir. Eğitim öyle üzerinden kazanım elde edilecek bir alan değildir. Bunu hiç unutmamak gerekir.
Hele özne çocuklarımız ise…
































