Bizim Kıbrıs Türk basınında da yer alan haberlerde, Güney Kıbrıs’ta yapılan bir araştırmada her üç çocuktan birinin ruh sağlığı sorunu yaşadığı ortaya çıktı. Okul çağındaki çocukların davranışları ile ilgili dünya genelinde yapılan bir çalışmanın Güney Kıbrıs ile ilgili bölümünde haftada birden fazla sinirlilik gösterenlerin oranı yüzde 38, öfke veya sızlanma yüzde 38.7, uyku güçlüğü yüzde 20.8, keyifsizlik yaşayanların ise yüzde 24.5 olduğu görüldü. Araştırmada dünya genelinde de her 3-4 çocuktan birinin benzer sorunlar yaşadığı anlaşıldı.
Bu sadece Güney Kıbrıs’ta olan bir şey değil. Dünyanın birçok yerinde covid-19 salgını sonrasında benzer sıkıntılar yaşandı. İngiltere’de de covid-19 salgını dönemi ve sonrasında çocuklarda ciddi ruh sağlığı sorunları olduğu biliniyor. Örneğin Çocuk ve Gençlere Yönelik Ruh Sağlığı Hizmetleri 2021 yılında, 2020’ye göre %24, 2019’a göre ise %44 daha fazla çocuklarla temas kurdu.
Peki hal böyle iken KKTC’de durum nedir? Tabii ki bu konuda detaylı bir araştırma yok. Ancak eldeki bazı veriler bizlere bazı ipuçları verebilir. Örneğin geçmiş yıllarda Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin Başhekimi Dr. Abidin Akbirgün’ün basına yansıya bir açıklamasında covid-19 salgını döneminde 2020 yılında Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi polikliniğine başvuran hasta sayısının toplam 29 bin 617 ve bunların da 7 bin 406 çocuk olduğunu açıklamıştı. Yani polikliniğe başvuran her dört kişiden biri çocuk… Bir de buna özel hastane ve klinikleri eklerse rakam çok daha fazla olur.
Akbirgün’ün bir başka açıklamasında ise konu ile ilgili şöyle diyor:” Kısaca değinecek olursam; çocukta bir sorun çıkması yetişkinlerde de sorun çıkarıyor. Sinirlilik, tahammülsüzlük ve uykusuzluk şikayetlerinin başvurusu pandemi döneminde arttı. Pandemi döneminde eve kapanan çocukların yaş gruplarına göre veya çağlarına göre yaşadığı sıkıntılar farklılık gösterdi. Özellikle oyun çağı çocuklarının pandemide kapanması kötü etkiler doğurdu. Bu sorunlar aslında tüm aileye de yansıdı.”
Bu verilere bir de gözlem sonucu elde edilen verileri eklersek durumun ciddi olduğunu görürüz. Bugün okullardaki öğretmenlerle konuştuğunuz zaman, covid-19 öncesi ve sonrası arasında çocukların davranışlarında ciddi değişiklikler olduğunu sizlere rahatlıkla söyleyebilir. Hatta bu durumu gözlemleyen ailelerin de olduğunu biliyoruz.
Dolayısı ile hem ailelerin hem de öğretmenlerin covid-19 salgını sonrasında işleri daha da zor… Ancak devleti yönetenlerin bu ve benzeri sorunları gaile edindiklerini pek görmüş değiliz.
Aileler için de zor ancak ruh sağlığı sorunları yaşayan çocuklarla sınıfta tek başına mücadele eden öğretmenlerin covid-19 salgını sonrasında işleri daha da zordur. Sınıfta öğretmene yardımcı olacak yardımcı öğretmen olmadığı gibi, ilkokullarda Psikolojik Danışman ve Rehberlik hizmetleri de yoktur.
Her geçen gün hem öğretmenler hem de çocuklar için ülkedeki eğitim aktivitesi daha da zorlaşıyor. Bugün okullarda yaşanan sorunlar ve okul ortamı, çocukların ruh sağlığını olumlu etkileyecek bir durumda değildir.
Dolayısı ile nasıl ki covid-19 salgını döneminde yaşanan ders kayıpları için eğitimi yönetenlerin pek bir gailesi olmamıştı, bugün de çocukların bozulan ruh sağlığı ile ilgili adım atmaması da çok normaldir.
Aslında konu ciddi ancak biz birçok konuda olduğu gibi bu konuyu da normalleştirip, sorunları hasıraltı ediyoruz.
































