EğitimKöşe Yazarları

Öğretmenler dikkate alınmazsa eğitim ve KKTC kurtulmaz!






Eğitimdeki kaosu kim görüp çözecek, gerçekten merak konusu. Buraların eğitim sistemi iki büyük sınava odaklı ve sonuçta öğrencileri seçme-elemeye. Bu sınav sistemi, yoksulluklarla boğuşan ailelerin çocuklarını eleyip, sistemin dışına atar ama kimsenin umurunda değil ki yoksullar. Sınavların birisi kolej sınavı birisi de üniversite sınavı.

KKTC öğrencileri seçip eleyen sınav odaklı geleneksel eğitimle geleceğe ışık tutamaz. Bu eğitim sistemi sadece toplumdaki üst sosyal tabaka ve orta tabakanın biraz üzerindeki ailelerin çocukları içindir. Parası olanlar çocuklarını nitelikli eğitim almak için özel kolejlere yolluyor, bu ailelere bir şey denemez. Nasıl ki sağlığı istediği gibi satın alabilirler eğitimi de almaları normal.

Ancak esas problem alt sosyal tabaka ailelerin çocuklarının fırsat eşitsizliğinin ne olacağı ile ilgilidir. Yoksullukla boğuşan ailelerin çocukları yukarıya doğru sosyal hareketlilik yapabilmek için, KKTC devletinin nasıl önlemler alması gerektiğidir.

Şimdilerde toplumun yönetiminden sorumlu olanların birçoğu buraların eğitim sisteminden mezun olanlardır. Peki ülke ne durumda? Kalkınmış ülkeler ligine girildi mi? Sosyal, ekonomik, teknolojik yapı ne durumda? Bu soruların yanıtını herkes istediği gibi yanıtlayabilir bize göre durum hiç iç açıcı değil. Hemen her alanda alt liglerde top koşturan bir ülke.

Bunun nedeni sınav odaklı ve sonuçta seçip elenmeyen ve hep iyi okullara sonrasında da nitelikli üniversitelere giderek mezun olup, toplumdaki yönetici konumundaki statüleri kapanlardır.

Demek ki genel olarak 47 yıllık KKTC eğitim sisteminin (ki KKTC sistemsiz eğitimi demek daha doğru olur) seçme-elemeye odaklı yapısı işe yaramadı; toplumu kurtaramadı diğer bir deyişle seçip yetiştirdiği bireyler toplumu kalkındıramadı aksine toplumun gerilemesine neden oldu.

Şimdi çalışmayan, çürümüş sistemsiz KKTC eğitiminin yeniden yapılandırılması şart oldu. İnsani değerler, farklılıkların zenginlik olduğu ve özellikle alt sosyal yapıdaki ailelerin çocuklarının da yukarı doğru sosyal hareketlilikte elenmeyecekleri, sınavlarda yoklanmayan bilgi ve becerilerin dışında, diğer pek çok alanda başarılı öğrencilerin de şans bulacakları bir eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması gerekir.

Bu noktada KKTC eğitim bilimi ile ilgili alanlardan mezun kendi akademisyenlerine ve kendi öğretmenlerine güvenmeli. Kesinlikle akademisyenleri ve öğretmenleri reformlarda en önemli rolü üstelenmeli.

Öğretmenlerin örgütlü olduğu sendikalarsa birinci başvuru kaynağı olmalı. Onlardan gelecek önerilerle işe başlanmalı. Çünkü öğretmen demek sendikalar demektir. Sendikaların olmadığı bir dönüşüm eksik olacaktır. Eğitimin 47 yıllık hafızası sendika demektir çünkü.

Bu yolda siyasetten eğitim sistemini de arındırmak gerekir. Çünkü KKTC gibi gelişmekte olan ülkelerde siyaset, geleneksel olarak çok etkilidir. Eğitimde alınacak kararların tamamı siyaset tarafından yani politikacılar tarafından verildi. Verildi verilmesine ama KKTC hala daha gelişmekte olan bir ülke konumunda kaldı.

Çünkü eski siyasetin oyuncağı olan eğitim sistemi siyasi partilerin ‘ideolojilerine’ kurban gitti. Siyaseti eğitimden ayırmak şart. Çünkü KKTC bunu 47 yılda yaşayarak gördü.

Öğretmene güvenmek lazım. Öğretmenlerin ve akademisyenlerin eğitim meslekleridir çünkü. Pandemi süreci de akademisyen ve öğretmenlerin dikkate alınmadığı kararların uygulamada işe yaramadığını yine yaşayarak gördü.

KKTC eğitim sistemi sınav odaklı seçme-elemden kurtarılmadı. Üretime dönük meslek liselerinin hayata geçirileceği ve herkesin üniversite mezunu olup işsizlikle boğuşacağı geleneksel eğitimden bir an önce kurtulmalıdır.

Gelişmiş ülke istatistikleri üniversiteye gitme yaş oranının çok yüksek olduğunu ve herkesin üniversitenin kapısına yığılmadığını göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde meslek liselerinin okullaşma oranlarının da düz liselere oranla çok daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Pandemi süreci bir şansa dönüştürülmeli. Çağdaş, üretime dönük, teknoloji ile barışık ve KKTC’li öğretmen ve akademisyenlerin eğitimin yeniden yapılandırılmasında tüm sorumluluğu alması, kalkınmış ve çağdaş ülkelerin de izlediği yoldan kalkınmışlığı yakalamanın ön koşulu olduğunun artık farkına varılmalı. Başka çıkış yolu yok; eğitim siyasete bırakılırsa kalkınmanın hayal olacağını KKTC yaşayarak gördü zaten…







Başa dön tuşu