Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Öğretmen tek başına ne yapsın 2

Bir dokunduk  bin ah işittik. Neredeyse tüm okulların derdi aynıymış. ‘Öğretmen tek başına ne yapsın?’ Makalesinden sonra bize ulaşan çok değerli öğretmen ve müdürler oldu; ‘Yazdıkların az bile’ dediler. İstenmeyen davranışlar o kadarla sınırlı değilmiş; ‘öğretmenine o….. çocuğu diyenler, sandalyeyi kaldırıp öğretmenine vurmaya çalışanlar var, dediler. Gerçekten burada yazamayacağım pek çok istenilmeyen davranışın, ilkokullarda hergün sürekli  sergilendiğini söylüyorlar. Ayrıca zorbalık davranışlarının da en büyük disiplin problemi olduğuna dair dönütler aldık. Özellikle Girne’deki bir ilkokulda, hergün en az üç aile, ilkokul 1. sınıftaki çocuklarının harçlıklarını zorla alan 4. sınıf öğrenci çetelerinden şikayet ediyormuş.

Bir ilkokulun müdürü değişen demografik yapıdan da bahsetti. Özellikle kendi okulunda hotellerde çalışan ailelerin çocuklarında, istenilmeyen davranışların nasıl ortaya çıktığı yönünde görüşlerini paylaştı. ‘Anne-baba geceleyin hotelin casinosunda çalışıyor, ertesi gün de evde uyuyorlar. Peki çocuk bu durumda ne yapıyor?’ Diye sorguluyor. Bunun sonucunda denetimsiz kalan çocuğun, kendisini sarmalayan çevreden pek çok istenmeyen davranış öğrenmesi, içselleştirmesi doğal oluyor. Tv, sokak, internet cafe ve diğer informal çevre sayesinde öğrendiği pek çok istenilmeyen davranışı nerede uygulamaya koyacak? Tabii ki okulda diyor müdür. Peki bunlar karşısında öğretmen tek başına ne yapsın?

Değişin KKTC demografik yapısının bir diğer unsuru da işçiler ve onların çocuklarıdır. İşçi olarak buraya çalışmaya gelen velilerin 10 saat 14 saat çalıştırıldığını söylüyor okul müdürleri. Sonrasında ise eve döndüğünde, çocuğu ile ilgelenemediğini belirtiyorlar. Çocuk yine denetimsiz kalıyor.

Bazı müdürlere göre hem hotelde çalışan veliler hem de işçi veliler ya çocukları ile çok az ilgileniyorlar ya da aşırı ilgileniyorlar. Bunu da suçluluk duygusu ile yaptıklarını belirtiyorlar.

Okullarda karşılaşılan diğer bir problemin de çocukların herhangi bir nedenden ötürü kahvaltı yapmadan okula gelmiş olmaları gösteriliyor. Bir müdür bazı çocukların kahvaltı yapmadıkları için bayıldıklarını ve onlara kendisinin ve öğretmenlerin yiyecek aldıklarını belirtiyor. Müdür ve öğretmenler tek başına bu yükü ne kadar çekecek?

KKTC’de demografik yapının değişmesi nedeniyle, yukarıdaki olgular eğitimde ortaya çıkan problemlerdeb bazılarıdır. Eğer eğitim, ‘sistemli’ hale getirilmezse, bu problemler toplumu kemirmeye devam edecek. Eğitimin sisteme dönüştürüldüğü çağdaş ülkelerdeyse bu problemler ortaya çıkmadan önlemler alınır. Daha sonra da onun adına ‘Eğitim Sistemi’ denir. Toplumdaki problemler önceden önlenmiş olur ya da problemler oluşmuşsa bile çözülmüş olur.

Örneğin pek çok ülkede işçi çocukları için ayrı okullar oluşturulmuştur. Bu ayrımcılık bağlamında değildir. Çocuk Hakları temelinde, işçi çocuklarına da fırsat eşitliği yaratmak içindir. Dersleri daha iyi öğrenebilmeleri içindir. İşçi çocukları geldikleri ülkenin anadilini yeterli düzeyde bilmedikleri için onlara yardımcı olacak bir öğretim ortamı yaratılıyor. Diğer bir uygulamaysa, işçi çocukları için öğrenim gördükleri dil ikinci dilleri olduğu için, onlara özel ders kitapları yazılır. Bu ders kitapları dilden arındırılmış, daha çok resimler ve grafiklerle desteklenmiş kitaplardır. Böylece yabancı dildeki anlama sorununu bir ölçüde azaltmaya çalışırlar.

Ancak buralarda herşey öğretmenin omuzlarında. KKTC’deki sistemsiz eğitim bu tür problemeleri yok saymakta. Dolayısıyla öğrenciler, demografik nedenlerle yaşadıkları sıkıntılara ek olarak, öğrenim açısından da okullara uzaklaşırlar.

Öğretmen tek başına ne yapsın? Demografik yapının değişmesinden kaynaklanan, öğrencilerin yabancı oldukları okuldaki öğrenme güçlükleri nedeniyle yaşadıkları sorunların ortaya çıkardığı problemlerle mi savaşsınlar yoksa öğrencilere her türlü problem davranışını kazandıran televizyon, internet, internet cafe ve sokağın öğrencilere kazandırdığı küfür, zorbalık, sigara ve uyuşturucu kullanımı, şiddet ile daha nice istenilmeyen davranışları yok etmekle mi uğraşsınlar? Öğretmenlere yüklenen görev çok ağır. Müdürler,  ilkokullarda disiplin yönetmeliği yok, elimiz kolumuz bağlı diyorlar.

Öğretmenler  herşeye rağmen tüm problemlerle tek başlarına savaşıyorlar ancak kazanmaları çok zor. Devlet, eğitimi bir sisteme kavuşturmalı. Tüm paydaşları okula dahil etmeli; aile, kitle iletişim araçları, sivil toplum örgütleri ve diğer paydaşları. Aksi taktirde okular  Milli Eğitimin Amaçları’nı bile kazandıramayacak ve toplumun varlığı da tehlikeye girmiş olacak; bizden söylemesi.