SİYASET YARGINDAN BİR ŞEY İSTEYEMEZ: Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, anayasanın süs olarak orada durmadığını belirterek, “Yargı bağımsızlığından ve tarafsızlığından asla taviz veremez, vermez. Siyasiler o kadar çok yıpranmıştır ki, onları daha da yıpratacak şeyler söylemek istemiyorum. Yargıdan bazı taleplerde bulunmak çok büyük bir cesaret gerektirir. Bu kolay değildir” dedi
GÜVEN SORUNU VAR: Nolan: Toplumda olumsuz bir algılama var. Her protesto ya da karşı çıkışa hemen bir destek geliyor bazı kesimlerden. Güven kalmadı herhalde. Kimse sorgulamıyor, neden sorusunu kimse sormuyor. Tümüyle toparlanmak lazım… Siyasilerin toparlanması lazım… Hükümet dışındaki diğer örgütlerin de toparlanması lazım
ADALET KALMADI: Ülkede adalet kalmadı söylemine değinen Nevvar Nolan, Adaletin sadece mahkeme binaları ile sınırlı olmadığını söyledi. Nolan, “Ülkede adalet kalmadı söylemi mahkemeler için geçerli değildir” dedi, sorunun başka noktalarda aranmasını işaret etti
YARGIYA 40 YILDA 2 BİNA: 40 yılda yargıya ne yapıldı, siz söyleyin. 40 yılda yargıya ne kazandırıldı. Bir tek İskele ilçesine bir bina kazandırıldı. Lefkoşa’da İlçe Seçim Kurulu’nun kullandığı bir bina vardı, asbestli… Bunun yerine bir düzenleme yapıldı. Bu kadar, başka bir şey yok. Dava sayılarındaki artışa bağlı olarak yargıç sayısını artırmak istesek de bina yok, nasıl görev yapılacak
Baykan GÜRSES ÖZDAĞ
Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, Anayasa değişikliğinden, mahkemelerin işleyişine, hukuk sisteminin içinde bulunduğu sıkıntılara kadar birçok konuda sorularımızı yanıtladı.
Nolan, Anayasa değişiklik maddelerinin Meclis’ten oy birliği ile halka sunulmasına rağmen, referandumda hayır sonucunun çıkmasında acele ile hareket edilmesinin etken olabileceğini kaydetti. “Bu çalışma takvimleme olmadan yapılmış olsaydı sonuç bu şekilde olmayabilirdi” diye konuşan Nolan, 50 sandalyeli bir Meclis’te 48 milletvekilinin olumlu oyuna rağmen bunun reddedilmesinin son derece manidar olduğuna dikkat çekti.
Hayır sonucunun çıkmasında en çok konuşulan etkenin halkın bilgi eksikliği olabileceğini belirten Nevvar Nolan, “Halk ne olduğunu bilmediği bir değişikliğe neden evet desin. Düz mantıkla bu doğru. Belki çok daha uzun süre bu değişiklikler tartışılmalıydı. Hatta birkaç yıla bile yayılabilirdi. Halk belki o zaman daha çok bilgilendirilirdi. Çok acil bir değişiklik ihtiyacı yoktu. Hayır diyenler de olumsuz olduğu için değil, yetersiz olduğunu söyledikleri için hayır dedi. Herkesin doğrusu kendine” ifadelerini kullandı.
48 milletvekilinin evet demesine rağmen hayır sonucu…
Soru: 1985 yılında kabul edilen KKTC Anayasası’ndaki bazı maddelerde değişiklik yapılması konusu Meclis’te temsil edilen 4 siyasi partinin oy birliği ile referanduma sunuldu. Referandumda % 62.75 oranına bir hayır çıktı. Bu sonucu bekliyor muydunuz? Neden hayır sonucu çıktı?
Nolan: Bunun cevabını sosyologlar benden daha iyi bilebilir. Ben hakikaten çözemiyorum, düz bir mantıkla yaklaştığımda çözemiyorum. Bana 29 Haziran’dan 10-15 gün önce sormuş olsalardı Anayasa değişikliği mutlaka evet ile sonuçlanır diye düşünüyordum. Ciddi olarak evet çıkacağına inanıyordum.
Zaten başka türlüsü de yoktu. 50 sandalyeli bir Meclis’te 48 milletvekili bu oylamaya katılıyor ve 48’i de evet diyor. Milletvekili kimdir, adı üstünde milletin vekilidir. Bütün siyasi partilerin bir araya geldiği, aynı konuda hem fikir oldukları ilk defa görüldü. Nasıl olur da halk buna hayır dedi. Ben mutlaka bayağı bir farkla evet çıkacağını düşünüyordum. Hayır, çıkması için propagandalar da oldu. Bu oldu diye bunu eleştirmiyorum.
Halk değişikliğin ne olduğunu biliyor muydu?
Soru: Hayır sonucunun çıkmasındaki gerekçeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Nolan: En klasik en genel cevabı halk zaten değişikliğin ne olduğunu bilmiyordu, bilmediği bir değişikliğe neden evet desin oldu. Düz mantıkla bu doğru. Belki bunun içinde biraz da gerçek payı var. Belki çok daha uzun süre bu değişiklikler tartışılmalıydı. Daha uzun süre tartışılabilirdi. Hatta birkaç yıla bile yayılabilirdi. Halk belki o zaman daha çok bilgilendirilirdi. Ben bunun yapıldığına inanmıyorum.
Bazı milletvekilleri vatandaşlara bilgi aktarmaya çalıştı, iyi de aktardı. Ama öyle görülüyor ki, ya bu yeterli olamadı ya da ne kadar iyi aktarırlarsa aktarsınlar belki de toplumda yerleşmiş bir tepki vardır. Bu tepki de evete yönelmektense hayıra yöneldi. Bunun temelinde güvensizlik mi yatıyor, buna bakmak lazım. Siyasetin dışında birisi olarak bu Anayasa değişiklikleri içinde herhangi bir madde var mı ki, o maddenin ilgili olduğu konuda olayı bugünden daha geriye taşısın. Zaten hayır diyenler de bunun böyle olduğunu iddia edemezler.
Çok mu şarttı bu değişiklikler, belki buna da evet diyemeyeceğim. Çok acil bir değişim ihtiyacı yoktu. 29 yıldır yürürlükte olan Anayasa 1 yıl daha bekleyebilirdi denirse bunu da anlarım. Çok acil bir değişiklik ihtiyacı yoktu. Hayır diyenler de olumsuz olduğu için değil, yetersiz olduğunu söyledikleri için hayır dedi. Herkesin doğrusu kendine…
Tüm siyasi partilerin bir araya gelmesi mucizeydi
Soru: Yeniden bir Anayasa değişiklik çalışması olur mu sonuçtan sonra?
Nolan: Bütün siyasi partilerin bir araya gelmesi görülmüş değildi. Bu olumlu bir mucizeydi. Çok acele etmemek lazım… Belli bir zaman içine yaymak, daha geniş platformlar içine yaymaya çalışmak lazım.
Değişiklik önerilerine yargının yakınması olmadı
Soru: Bu değişiklik gündemi ile sizden görüş alındı mı? Bu değişikliklere yaklaşımınız ne oldu? Sizi rahatsız eden değişiklik önerileri var mıydı?
Nolan: Değişikliklerin taslağı çıktığı zaman bizimle görüşme olmamıştı. Özellikle bırakın Anayasayı, yargı ile ilgili de bazı değişiklikler düşünüldü, bunları kaleme aldılar. O safhaya kadar bizimle görüşülmedi. Daha sonra bizimle görüştüler.
İlgili komite Yüksek Mahkeme ile iki kez toplandı. Biz bazı noktaların değişmesinde yarar gördüğümüzü ifade ettik. Özellikle yargı ile ilgili yapılan düzenlemelerde bizi çok rahatsız edecek bir şey görmedik. Yargının yakınması olmadı. Yargı ile ilgili getirilen düzenlemeden de yargının yakınması olmadı. Bazı adımların atılması gerekiyordu, buna katılıyoruz.
Adaleti sadece yargı ile sınırlayamazsınız
Soru: Son yıllarda “ülkede adalet” kalmadı deniliyor. Bu ülkedeki adaleti sadece mahkemelerle sınırlandırmadığımız bir süreci yaşıyoruz. Adaleti sadece mahkemelerle ilişkili tutmak ve sınırlandırmak ne kadar doğrudur? Nedir böylesi bir söylemi tetikleyen?
Nolan: Biri çıkıp “ülkede adalet kalmadı” derse, bunu sorgulamak lazım. Bu söylemin nedenlerine bakmak lazım… Adaleti sadece mahkeme binaları ile sınırlayamazsınız. Nereyi ele alırsanız alın mutlaka orada adaletin olması lazım. Her yerde adil olmanız lazım. “Ülkede adalet kalmadı” söylemi mahkemeler için geçerli değildir.
Siyasiler, sivil toplum toparlanmalı
Soru: Mahkemeler dışındaki yapı için bu söylemin artması sizi rahatsız etmiyor mu? Endişe duyuyor musunuz?
Nolan: Toplumda olumsuz bir algılama var. Her protesto ya da karşı çıkışa hemen bir destek geliyor bazı kesimlerden. Güven kalmadı herhalde. Kimse sorgulamıyor, neden sorusunu kimse sormuyor. Her şeyin arkasında bir neden olacak, bunu sorgulayınız. Tümüyle toparlanmak lazım… Siyasilerin toparlanması lazım… Hükümet dışındaki diğer örgütlerin toparlanması lazım… Kendi kendilerini denetlemeleri gerekiyor.
“Yeni nesilden beklentim dürüst ve adil olmaları…”
Soru: Böyle bir talep görüyor musunuz? Halk “ülkede adalet kalmadı” derken bunun düzelmesi için talep ortaya koyuyor mu?
Nolan: Bence yoktur. Yeni nesil belki bir fark yaratır. Onlardan beklentim dürüst olmalarıdır, sorgulamalarıdır, adil olmalarıdır. Sorgulasınlar, nedenlerini sorgulasınlar.
Milletvekillerinin tümünün desteklediğinin halktan onay bulmaması nerede görüldü
Soru: Bir güvensizlik hali mi yaşıyoruz…
Nolan: Evet. Dünyanın neresinde görüldü, bir Meclis’in 48 milletvekili ortak bir şey üretiyor ve halkın % 62’si buna karşı çıkıyor. Bunu mantığınız kabul eder mi, etmez. Ama bu bir gerçek… Bu gerçekle yüzleşeceksiniz, nedenlerini sorgulamaya başlayacaksınız. Bazı gerçekler sizi üzse bile bunu değerlendireceksiniz. Ama bu sadece referandum sonucu ile ilgili değil. Genel olarak her şeyde bunu yapmak lazım. Anayasa değişikliklerinde olumsuz bir şey görmedim, aksine olumlu değişiklikler gördüm. Buna rağmen hayır çıktı. Bu nedenleri bulmak lazım.
Değişiklik yapmayı zamanla kısıtlamayın
Soru: Sorgulamaya başladık mı?
Nolan: Bugün tartışılmasından yana değilim. Olay soğusun, duygular değil de mantıkla konuşulsun. Şimdi söylendiği gibi Anayasa değişikliğine gidilecekse ve bunu Cumhurbaşkanlığı seçimine yetiştirmeyi düşünüyorsanız, böyle bir hedef koymayın derim. Kendinizi zamanla kısıtlamayın. Çok daha geniş platformda tartışılmasını sağlayın. Cumhurbaşkanlığı seçimine yaparız, sunarız diye bir hedef koymayın. Kendinizi zamanla kısıtlamayın. Çok daha geniş platformlarda tartışılmasını sağlayın. Özellikle yasama ile ilgili çok kısa zamanda çok iş yapmaktansa, çok uzun zamanda daha az iş yapın, ama sağlıklı yapın, daha kalıcı iş yapın. Herhangi bir Anayasanın veya yasanın 3-5 günde değişmesi de çok doğru değil. Lütfen bir şeyi sırf değiştirme adına değiştirmeyin. Bir gerekçeniz olacak.
Yargı, yürütmenin güdümünde değildir
Soru: Yargının bağımsız olmasına rağmen, siyasetin yargı üzerinde bir etki oluşturduğu söyleniyor. Siyaset, yargı üzerinde bir otorite sağlamaya çalışıyor mu Kuzey Kıbrıs’ta? Yargının bağımsızlığını ortadan kaldıracak girişimlerle karşılaştınız mı?
Nolan: Yargı bağımsızlığından ve tarafsızlığından asla taviz veremez, vermez. Siyasiler o kadar çok yıpranmıştır ki, onları daha da yıpratacak şeyler söylemek istemiyorum. Bazı taleplerde bulunmak halkın sandığı gitmesi kadar kolay değildir. Bu çok büyük bir cesaret gerektirir. Bu kolay değildir. Bunun olmayacağını çok açık şekilde ifade eden bir Anayasamız var. Anayasalar süs değildir.
Artan davaların nedenlerini araştırmalıyız
Soru: Ceza ve hukuk davalarında son yıllarda oluşan artışı da konuşmak istiyorum. Nedir bu artışın sebebi?
Nolan: Doğrudur. 4-5 yıldır bunu söylüyorum. Bu kadar çok hukuksal ihtilaf yoktur, olamaz. Bunların çok büyük bir kısmı hukuksal ihtilaflardan kaynaklanmıyor. Bu kadar çok hukuk davası dosyalanıyorsa, belli ki toplumun içinde bir rahatsızlık vardır. Ekonomi iyi gitmiyor belki de…
Bu kadar çok davayı bu kadar kısıtlı sayıdaki kadrolarla erken zamanda çözümlemeniz mümkün değildir. Bunları çözmek için yargıç kadrolarını artırmak gerekiyor. Yargıç sayısını artırarak çözmek benim önceliğim değil, öncelikli tercihim değil. Nedenlerini mahkeme tek başına bulamaz. Bunların nedenlerini araştırırken, ekonomist ve sosyologlara da ihtiyacımız vardır. Eğer daha adil bir düzen sağlarsanız, o zaman mahkemelerin iş yükü ciddi olarak azalacak.
Mahkeme binaları ile ilgili sıkıntı bir yaradır
Soru: Görevde bulunduğunuz sürede yapmak isteyip yapamadıklarınız oldu mu?
Nolan: Mahkeme binaları ile ilgili sıkıntı bir yaradır. Bunu yapmak için çok ciddi bir girişimimiz oldu da diyemem. Bu da çok fazla ısrarcı olamayışımızdan kaynaklanıyor belki de… Size bütçemiz buna yetmez diyorlar biz de buna boynumuzu büküyoruz.
Boynumuzu bükerek de bir yere varamadık. Bizim bir bütçemiz yok, bize ayrılan bütçe olanakları ile hareket ediyoruz. 40 yılda yargıya ne yapıldı, siz söyleyin. 40 yılda yargıya ne kazandırıldı. Bir tek İskele ilçesine bir bina kazandırıldı. Lefkoşa’da İlçe Seçim Kurulu’nun kullandığı bir bina vardı, asbestli… Bunun yerine bir düzenleme yapıldı. Bu kadar, başka bir şey yok. Dava sayılarındaki artışa bağlı olarak yargıç sayısını artırmak istesek de bina yok, nasıl görev yapılacak.
Yargıya 40 yılda yapılan yatırım 2 bina…
Soru: Yargıya 40 yılda yapılan yatırım sadece 2 bina diyorsunuz. İster istemez yasama-yürütme-yargının içinde yargının önemsizleştirilmesi gibi bir algıya yol açmıyor mu?
Nolan: Böyle bir algı da doğabiliyor. Bu algının da doğmaması için yargının yürütme ile kavga etmesini de istemiyorum. Bu başka bir yaraya neden olur. Devletin temel direklerinin çekişmesi yara verir.
Soru: Davaların sonuçlanma hızı eleştirilere neden oluyor
Nolan: Bu da görecelidir. Bir sitem var, ama bunu söyleyenlerin bir gerekçe göstermesi gerekiyor. Örnek verilsin. Sonuçlanıyorsa da bunu sorgulamam, nedenlerini bulmam lazım. Bu eleştiri ile gelenlerin diğer ülkelerden örneklerle bunu kıyaslaması lazım. Ama bu şartlarda verilen bu hizmetin bence fevkalade iyi verildiği kanısındayım. Ama uzun süre gidiyorsa da nedenlerine bakmak lazım. Nedeni ne isterse olsun bir davanın 7-10 sene gitmemesi lazım. Eğer yargıçlarda bir kusur varsa çıkarız bunu söyleriz.
































