Köşe Yazarları

NEREDEN GELDİK NEREYE…

Eşref Çetinel yazdı






Türkiye İçin siyasi ve ekonomik yönden büyük sorun olamayacak kadar “küçük” bir ülkeyiz! Daha doğrusu öyle olmamız gerekirdi.

Belki Kuzey’deki Türkiye cephesinden bakıldığılda “mülâhaza” aynen budur.



Fakat KKTC’den TC’ye bakarken ayni düşünceyi serdetmek mümkün değildir. Şöyle ki “başta Ankara olmak üzere Türkiye ile çok sorunlarımız vardır.”

47 yılını bulmuş siyasi çözümsüzlük bunların en önemlisidir.

“Devlet” olduk dememize karşın tanınmamış olmamız sürgit siyasi sorunlarımızdandır.

“Sınırlarımızın” dışına çıkabilmek için çoğu zaman Güney’deki Rum’un hava alanı ile pasaportunu kullanmak zorunda kalmamız bir başka büyük sorunumuzdur..

Yıllardır Ankara’nın parasal katkıları oranında bir maliyemizin olabildiği, çoğu zaman devletin “ödemelerini” borçlanarak gerçekleştirdiği bir başka açmazımızdır…

***

BUNA karşın planlarımız, programlarmız, seçimlerimizle falan bir “devlet” gibi davranmaktayız.

Doğrusu şu ki “kamu görevlilileriyle sigortalılardan” başlayan, devletin kurumlarıyla, özel sektör müesseselerinin ötesi devlet kurumlarıyla toplumda yerlerine oturtulmuş olmaları gerçeğinde yansıttığımız “devlet varlığımız”  eğri gemi doğru sefer yoluna devam etmektedir..

Nereye kadar? ***

BiZİM kuşak bugünlere bir ulusal “mücadele” sonunda geldi.

O dönemlerde öncelik sahip olduğumuz toprakları korumak ve kaybetmemekti.

Buna karşın Kuzey’e sıkıştığımızda toprak yönünden adada aslan payını kapanın yine Rum toplumu olduğunu gördük..

Buna karşın büyük şansımız, “göç ettiğimiz” Kuzey’i bundan sonra artık bir ötesinin olamayacağı son varoluş şansımızda “vatan yapmaktı!”

Yeniden kurmak, restore etmek, kanun ve kurallarıyla yeni bir devlet yaratmaktı..

Ki ondan sonra adadaki en büyük rakibimiz yine Güney’deki Rum toplumu olacaktı.. Tek bir farkla:

Siyasi yönden değil, sosyoekonomik gelişme ve kalkınma yönünden…

Onların Baf’ı varsa bizim de Girnemiz olacaktı.. Onların Limasolu varsa bizim Mağusamızın olacağı gibi..

Hatta Trodoslarına karşılık Beşparmaklarımız.. Turizmlerine karşılılık Girne!

***

TÜM BUNLAR DEVLET OLMAYI GEREKTİRİRDİ: Hem de tanınmış!

Bu siyasi sorunları çok yazdığımı hatta tekrarladığımı iyi biliyorum..

Doğrusu 47 yıldır ortaya koyduğum savlarla çok da çelişmedim..

Ne var ki Ankara’nın anlaşılması mümkün olmayan Kıbrıs siyasi sorununa yönelik politikası nedeniyledir ki adadaki Rum-Yunan ikilisi 47 yıldır sadece Tüm adanın tanınmış “devleti” değil, Türkiye tarafından toprakları işgal edilmiş mağdur ve mazlum toplum oluşu oynamaktadır..

Ve biz bu siyasi fiyaskoyu değiştiremedik, gündemden çıkartamadık..

***

İŞTE BÜYÜK GERÇEK! Geçen gün bir gazetenin manşetinde ayazlanıyordu. “Bu yılın ilk 8 ayında  Güney Kıbrıs’a giden yolcu sayısı 2 milyon 500 bini aşmış…

Ben olaya iki hava alanına sahip Güney’in “dünyanın tanınmış devleti olarak elbette böyle bir başarı göstermesinin olağan sayılması gerektiğinin ötesinde bakacağım.

Çünkü olay Anastasiadis gibi vasat bir politikacının böylesi başarılara imza atamayacak kadar kısır bir siyasetçi olduğudur!

Olayın asıl nedeni Rum tarafında “devlet-özel sektör” çekişme ve zıtlaşmalarının çoktan çözülmüş olmasıdır.. “Devlet beceri ve devamlılığının” rayına oturması dolayısıyla istikrarın sağalanamış olmasıdır..

***

İYİ HATIRLARIM: Çünkü bizde de işlevselliğiyle devreye sokmaya çalıştığımız devlet tartışmaları sürerken;   o günlerin estirilen Sağ sol rüzgârlarında mesela önüme gelen özel sektör temsilcilerine gazetelerdeki yazılarımda “mütegallibe” derdim!

“Yani, gasp eden, toplumun ulusal gelir payını çalan, çalışmadan sahip olmadan kazanan, üstelik vergisini vermeyen mütegallibe! ***

OYSA bu savların hiçbir dayanağı yoktu.. Hiç bir toplumsal kritere sığdırılamayacak “sol görüşler” sonucunda toplum katlarından dışlanan “kapital sahibi” işinsanları uzun yıllar “yatırımların” dışına itilerek pasifize edildilerdi..

Ha, bu kesimin hiç mi günahı yoktu? Zaten bugün de de hâlâ tartıştığımız sorun bu değil midir? “Denetim!” ***

Ötesi sorun da 1974’den sonra başlayan “ganimet ekonomisinin” neredeyse toplumun ulusal ekonomisi haline getirilmiş olmasaydı!

Korkunç bir olaydı çünkü “kayıt dışı Rum mülkleri” yağma ediliyor, ellerden ellere alınıp satılıyor, parası olan tarafından kapatılıyordu!

Buna karşılık Güney’de büyük oranda toprak bırakarak Kuzey’e göç edenler karşılığını alamadıkları malları nedeniyle kaybediyorlardı! ***

YANİ 1974 sonrasında Kuzey’de hakçasına bir düzen kurulmadı! Devam ediyor desek abartmış mı olacağız!

Ki hâlâ kalıntılarının üzerinde “toprak” spekülasyonları” sürdürülüyor!

***

BİLİNENDİR: Pek çok gıda maddesi “mayalanma” yoluyla elde edilir..

Maya deyip geçmeyin yani.. Kattığınızı ya “yararlı” hale getirirsiniz ya “zararlı!”

Biz Kuzey’i yaratırken mayasını “ganimetle” oluşturduktu.

Elinden kurtulduğumuzu sandığımızda da “rant ekonomisine” dönüştüydü!

Şimdi “uğruna imar iskân yasaları” çıkartıyoruz da nesi kaldı ki neresi kurtarılsın?

***

ÇOK KISACA 1974’den beridir memleketi hâlâ “düzene” sokamadık ki arada yarattığımız “üniversiteler diyarı” gibilerinden “mucizeleri” de yavaştan yavaştan “esrar, fuhuş, kaçak işçi ve ötesi akla gelen her türlü illegal olayların cirit attığı belde durumuna getirdik!

Eğer pandemi olmasaydı şimdi sonuçları olması gereken yığınla olayın nasıl başımıza yeni dertler sarmalandığını görecektik..

***

VE TABİ bütün bu gelişmelerin içinde devleti yönetmek iddiası ile göreve gelen bir de hükümetimiz vardır..

Yönetebiliyor mu? “Koyduğu ve getirdiği yasaklar” oranında evet!

Neyse ki “yasaksız devlet” oluş geleneğine alışkın olmadığımız için bazen sıkboğaz edilsek de “yasakları” oluşturulan düzenler olarak kabul ediyoruz!

***

TÜRKİYE’ye dönecek olursak.. Hâlâ KKTC’deki mevcut siyasi statünün “değiştirilmesine gerek olmadığını mı düşünüyor bilemiyoruz..

Bildiğimiz artık adada birbirlerinden kopuk fakat Güney’in tanınmış, Kuzey’dekinin tanınmamış iki ayrı devletin olduğudur.

Son kararda KKTC’i nasıl bir siyasi statü bekliyor onu da bilmiyoruz..

Ve sadece “çıkılan yolda şu veya bu şekilde yürüdüğümüzü” görüyoruz ki işte sorulası soru: “Nereye?”

 







Başa dön tuşu