Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

NELER OLACAK NELER…

“Bunlara zamanında dayak atmadığımız için böyle oldular” dedi.

“Gidip Nişantaşı’ndaki evinin önünde bekleyeceğim, korkağın tekidir” dedi.
Gazeteciye Nişantaşı’ndaki evinin önünde dayak atıldı.
Kemikleri kırıldı.
Gazeteciye evinin önünde dayak attırma heveslisi kim?
AK Parti milletvekili, üstelik gençlik kolları başkanı.
“İnkar politikasını terk ediyoruz, Kürt sorunun çözeceğiz” dediler.
Apo ile de görüştüler PKK ile de.
Apo’nun bildirisini Dolmabahçe sarayında bile okuttular.
Bu yaptıklarına destek veren gazeteciyi şimdi vatan haini ilan ettiler.
“Akan kandan sorumlusun” diye şehit ailelerine hedef gösterdiler.
Yetmedi, üstüne dava  açtılar.
Tetikçilerini gazetecilerin üstüne saldırttılar.
“ İstersek seni sinek gibi ezeriz. Bugüne kadar merhamet ettik de hala hayatta kalabiliyorsun. '7 Haziran seçimleri öncesi PKK'nın baş propagandisti Ahmet Hakan'dı. Bunu bilmeyen yok. Türk milleti Coşkun'un tüm ihanetlerini kaydetti ve elbette bedelini ağır ödetecek." şeklinde tehditler savurdular.

Yeni Türkiye’den milli Türkiye’ye çark ettiler.
Ve sistemin yeni despotlarına dönüştüler.

      ***

Bülent Arınç, giderayak “umarım bu gece yarısı kabusundan erken uyanırız” dedi.
Türkiye bu gece yarısı kabuslarından hiç uyanmadı galiba.
Sadece arada bir gözünü açıp nefes aldı sonra yine kabusa daldı.
Dayak attıran, mahkemelerde süründüren, hapishanelerde zulüm yapan yetmedi  vurup öldüren milli Türkiye hep oldu.
AK Parti’nin çark ettiği milli Türkiye bu mudur?

      ***

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, New York’ta Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile görüşmüş.
Görüşmeden sonra “Türkiye’nin çözüm sürecine güçlü desteği var” diye açıklama yapıldı.
Biran irkildim.
Geçmişte Kürt sorununun çözüm sürecine güçlü destek verenler bu günlerde  ya pataklanıyor ya da mahkemelerde süründürülüyor.
Acaba sıra bize de gelir mi?

      ***

Bir tek Kıbrıs sorunu kaldı.
Gerisi darmadağın.
Baksanıza milyar dolara yakın parayla asrın  projesi yapılıyor ve koskoca bir deniz  bir baştan bir başa geçiliyor ama daha su Geçitköy  barajına varmadan hertürlü ilişki bir kaşık suda boğuluyor.
Belediye başkanlarına  hakaret ediliyor, KKTC yetkililerine söylenmedik laf bırakılmıyor.
Tepeden tırnağa Türkiye’yi teslim alan “kibir”  Kıbrıs Türkü ile Türkiye’nin ilişkilerini de zehirliyor.
Bu kibir nedeniyle beşinci dereceden memurlar seçilmiş belediye başkanlarını fırçalamaya yelteniyor.
Ortam biraz daha gerilse  kim bilir  neler olacak neler…