Köşe Yazarları

NARİSKİN’İN NOTALARI


Çarlık Rusyası’nda, Nariskin isimli bir Rus soylusu yaşarmış. Müziğe çok meraklı olmasına rağmen, ne bir çalgı çalabilir, ne de nota bilirmiş. Nariskin’in bu konudaki yeteneksizliği onu çok üzermiş.

Müzik dünyasında, ben de varım diyebilmek için kendisine ait seksensekiz köleyi konağının geniş salonuna toplamış ve görevlendirdiği müzik öğretmenine köleleri eğitmesi için talimat vermiş. Her köle, piyanodaki bir tuşun sesini çıkaracak ve o nota ile isimlendirilecekmiş. Diyez’i, bemol’ü, do’su, la’sı derken, seksensekiz köle, piyanoda yer alan her tuşa ait sesi ve ismi ezberlemişler.

Salonda bu yöntem ile büyük Rus bestecilerinin eserleri çalınıyor ve her köle, sırası geldiğinde, ait olduğu sesi çıkarıp, görevini yapıyormuş.

Zaman geçtikçe, köleler kendilerini bu yeni görevlerine öylesine kaptırmışlar ki, adları sorulduğunda, ben Nariskin’in fa diyez’iyim, ben Nariskin’in do’suyum, ben Nariskin’in si’siyim diyorlarmış.

Kısacası Nariskin, kölelerini maddeye dönüştürmüş, sahibinin sesi yapmış hepsini.

Bu yaşanmış olayın üzerinden yaklaşık 200 yıl geçti. Peki bu hikaye bize çok mu yabancı?

 

BİZİMKİLER

Özellikle hükümete gelenler ve belli kesimler buyruğa uymak konusundaki gönüllü tavırları Kıbrıslı Türklerin büyük bir çoğunluğu tarafından üzüntüyle izlenmektedir.

Yeri gelmişken söyleyeyim; Türkiye’deki bugünkü hükümeti beğenmesek de? Türkiye ile sağlıklı ilişkiler kurmak hem gerekli hem de önemlidir, bu coğrafyada (barış tesis etmek istiyorsak) Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını, Kıbrısla tarihsel bağını ve güvenliğini gözönünde bulundurmak durumundayız. Türkiye’yi toptan reddederek politika üretmek mümkün değildir.

Ancak, Türkiye’ye ve son dönemlerdeki Kıbrıs politikalarına ve/veya taleplerine sorgusuz sualsiz itaat etmeniz gerekmez. İki ülke arasında karşılıklı saygı esasına göre ilişki sürdürmeyi becerebilmelisiniz. Kıbrıslı Türk toplumunun onurunu kırıcı davranışlar karşısında sessiz kalmamalı protokollerle size dayatılanların tamamına evet (peki efendim) dememelisiniz. Nüfus ve vatandaşlık politikalarınıda da gözden geçirmenin zamanı gelmedi mi?

Güncel bir örnek vereyim. Taksimciler süreç içinde fedarasyoncu şimdi de koro halinde Avrupa Birliği çatısı altında iki devletli çözümü savunur oldular. İşte anlatmak istediğim tam da budur. Sahibinin sesi olmak işte budur.

Bu şekilde davranarak, Kıbrıslı Türklerin varlığını, iradesini ve onurunu  koruyamadınız ve her geçen gün Kıbrıslı Türklerin iradelerini ve dirençlerini alabildiğine zayıflatarak erimesinde pay sahibi oldunuz.

Hem Türkiye Cumhuriyeti’nin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin menfaatleri karşılıklı saygı esasına uygun olarak çelişmeden yaşatılabilir. Yeter ki ne siyasal tahakküm arzusu ne de biat kültürü ile hareket edilmesin.

TAVSİYE ETTİĞİM FİLM

PEKİ ŞİMDİ NEREYE

Vizyon tarihi: 6 Temmuz 2012 (1s 50dk)

Yönetmen ve oyuncu: Nadine Labaki

Tür: Dramedi

Ülke: FransaLübnan

 

“Peki Şimdi Nereye” (Where Do We Go Now) filmini özellikle Kıbrıslı kadınlara tavsiye ederim.
Film, Lübnan’ın küçük bir köyünde geçiyor. Müslümanlar ve Hristiyanların bir arada huzurla yaşadığı, fakat çıkacak en ufak bir dini kavgada savaş yerine dönmesi an meselesi olan topraklardayız. Dinsel çatışmaları ve savaşın anlamsızlığını kadınların kıvrak zekası üzerinden eleştiriyor.

Yasta olan siyah giymiş kadınlar kolkola girmiş, acılarını, çaresizliklerini, neredeyse yıkılmak üzere oluşlarını anlatan teatral bir dans gösterisi yapıyorlar. Hristiyan dul bir kadın olan Labaki, küçük çocuğuyla yaşıyor. Köyden Müslüman bir erkekle birbirlerinden hoşlanıyorlar.

Bu film bize pek yabancı gelmedi.

 

LÜBNANDA NELER OLUYOR.: FİLMDEN GERÇEĞE

Müslümanlar ve Hristiyanlar Birlikte Eylem Yapıyor

Yukarıdaki filmde konu yapılan, bir köyde Hristiyan-Müslüman birlikteliği günümüzde Lübnan’ın bütününde gerçeğe dönüştü. Ekonomik problemler ve hükümetin vergi gelirlerini artırmak amacıyla tütün ürünlerine, petrole ve WhatsApp aramalarına uygulanan vergileri artırmak istemesi  kitlesel tepkilere neden oldu. Başkent Beyrut’ta resmi binalar önünde onbinlerce kişi protesto gösterilerine başladı.

Lübnan, ekim ayında yılların en büyük hükümet karşıtı gösterilerine tanıklık ediyor. Gösterilere 2,000,000 u aşkın insan katıldı.

Tabandan başlayan gösterilerde belirgin liderler yok ve parti ve mezhep ayrımı yapılmıyor.

Lübnan tarihinde ilk kez Hristiyan, Dürzi, Şii ve Sünnilerin çoğunlukta olduğu her bölgede yüksek katılımlı protestolar yaşandı. Etnik çeşitliliğin çok olduğu ülkede halk tüm ezberleri bozarak siyasi partilere karşı Lübnan bayrağı altında bir araya geldi.

Protestocular sadece hükümetin değil, kendi mezhep liderlerinin de hesap vermesini talep etti.

Kısacası, Lübnan’da istisnai bir durum yaşanıyor: mezhepsel ayrılıkların yarattığı bir bölünmeye değil, ortak sorunların birleştirdiği protestolara tanıklık ediliyor.(BBC News ve euronews den derlendi)

 

Not: Filmi izlemeden Lübnan’ın tarihine bir gözatarsanız iyi olur. (1975-1991  iç savaş.  Çatışmalar, 150 bin kişinin ölümü, bir milyon kişinin yaralanması, 350 bin kişinin ülke içinde yer değiştirmesi ve neredeyse bir milyon kişinin ülkeden kaçmasıyla sonuçlandı.)

 

‘TRUMPDIR NE YAPSA YERİDİR!’

Bilindiği gibi Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’ya yaptığı telefon görüşmeleri nedeniyle hakkında azil soruşturması başlatılmıştı.(ABD Başkanı’nın, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’den, Biden ve oğlunun Ukrayna’daki şirketiyle ilgili yolsuzluk soruşturması açmasını istediği öne sürülüyor.)

Türkiye Cumhurbaşkanı’na yazdığı mektup da müthişti. Ne diplomatik temayüller ne nezaket ne de resmiyet içermiyordu. Hatta  “…Sert adam olma. Aptal olma! Seni sonra arayacağım…” ifadeleri yer alıyordu. Bu nasıl bir akıldır ve nasıl bir ruh halidir.

Şimdi de film yıldızı Sylvester Stallone’nın canlandırdığı Rocky Balboa karakterine ait fotoğrafa kendi başını yerleştirdiği montaj bir fotoğraf paylaştı. Önce birileri mizah yaptı diye düşündüm. Ama bir baktım bunu haber kanalları gayet ciddi bir şekilde yayınlamışlar. Hayretler içinde kaldım ama Trump’ın yaptığına değil, haber kanallarının bunu gayet ciddi şekilde yorumlamasına. Demek ki Trump’ın hertürlü sıra dışılığı artık kanıksanmış. Yani bu ne yapsa yeridir diyorlar. Amerika’nın aklı başındaki vatandaşlarına sabırlar.

 

 

 

 

 

 




Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı