Kıbrıs meselesinin çözümüne dönük devam etmekte olan müzakere süreci Güney Kıbrıs’taki seçimler nedeniyle istenen hızda ilerleyemedi.
Güney Kıbrıs’ta Mayıs ayında yapılacak seçimler süreci olumsuz yönde etkiledi.
Türk tarafı müzakere masasında 2016 yılı başından itibaren seçimlerin süreci etkilememesi için her türlü uyarıyı yaptı.
Hatta seçimlerin ertelenmesi gerektiğini de gündeme getirdi.
Bu konuda hiç de küçümsenmeyecek bir diplomasi faaliyeti yürüttü.
Çünkü Türk tarafı seçimlerin ihtiyaçları ile müzakere sürecinin ihtiyaçlarının bir birinden çok farklı olduğunu biliyordu.
Ve bu farkın süreci olumsuz etkileyebileceği endişe ile seçimleri aradan çıkarmak için büyük bir çaba sarf etti.
Ama bu konuda muhataplar ayni endişeyi paylaşmadı.
BM ve Rum Liderliği “seçime kadar yönetim ve güç paylaşımı, ekonomi, AB ve mülkiyet konularında geriye kalan anlaşmazlıkların giderilmesine yoğunlaşalım, geriye kalacak olan iki başlığa Türk tarafının da istediği gibi seçimlerden sonra bakarız” yaklaşımını öne çıkardı.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Eide de seçimlere kadar geçecek dönemin bu şekilde verimli kullanılabileceğine inandı.
Ama gelinen aşamada geriye dönüp bakıldığında bu dönemde bazı ilerlemeler sağlanmış olsa da geçen zamanın öngörüldüğü kadar verimli kullanılmadığı ortaya çıktı.
Halbuki seçimler ertelenmiş olsa ve taraflar çözüm bulma iradesi ile müzakere sürecine odaklansalardı ele aldıkları ilk dört konuyu bitirip ardından Burgenstock modeli yoğunlaştırılmış bir görüşme süreci ile toprak ve garantilerle güvenlik konularını da halledebilirlerdi. Böylece ortaya kapsamlı bir çözüm planını çıkarıp Haziran ayında referandum hedefini gerçekleştirebilirlerdi.
Ancak böyle olmadı.
Davos zirvesinde Rum tarafı seçimleri ertelemeyeceğini ortaya koydu.
Bununla da kalmadı, Haziran için öngörülen referandum hedefini daha ileri bir tarihe taşımayı da başardı.
Kısacası Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde seçimlerin süreci yavaşlatması nedeniyle hedeflere ulaşılamadı.
Bu arada hidrokarbon meselesinin yeniden gündem olacağı zaman dilimine girildi.
Öte yandan Rum müzakereci Mavroyannis yeni görevine gitmek için hazırlıklara başladı.
Bu meseleler müzakerelerde işleri zora sokacak meselelerdir.
Ve zaman geçtikçe müzakere masasında iyi giden işler maalesef zora girmektedir.
Bu günlerin yaşanabileceği önceden öngörülebilmeliydi.
Türk tarafının hakkını verelim, bu gelişmelerin yaşanmaması için elinden gelen her şeyi yaptı ve ilgili tüm tarafları uyardı.
Ancak yapılan uyarılar dikkate alınmadı.
En büyük zaman kaybı da Türkiye’deki seçim süreci sırasında yaşandı.
Türkiye’deki 7 Haziran seçimleri ve ardından Kasım ayına kadar geçen dönemde Rum Liderliği müzakerelerde vites düşürmeyi tercih etmiş ve Türkiye’deki gelişmelerle ilgili “bekle gör” politikası uygulamıştı.
Bu da müzakerelerde ciddi bir zaman kaybına neden olmuştu.
Sonuçta müzakerecilerin zor olan işi her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Çözüm uzak değil, ama yaşanmakta olan gelişmeler onu uzaklaştırabilecek gelişmelere kapı açmaya aday.
Dileyelim, sağduyu hakim gelsin ve süreçte bugüne kadar sağlanan ilerlemeler Güney Kıbrıs’taki seçimlerden sonra atılacak doğru adımlarla Kıbrıs sorununu kapsamlı bir çözümle tarihe gömsün.
Bu imkansız değil ama her şey ortaya konulacak cesur liderliğe ve niyete bağlı.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























