Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MÜTHİŞ CEHALET DÖNEMİ…

Benim de yıllar boyu minibüs beklediğim durak.

Arkadaşlarla bir Pazar günü keyfinden sonra otobüse bindiğimiz yer.
El  ele gezip dolaştığımız park.
Üniversiteli çocuklardık.
Pazar günü orada çoğunluğu üniversiteli çocuklar katledildiler.
Ne için?
Kültürel haklarının verilmediğinden dolayı silaha sarılanlar için.
Öz yönetimleri kabul edilmediğinden dolayı katliamlara girişenler için.
Kobane fantezilerinin Türkiye’de barikatlara toslamasından dolayı öfkelenenler için.

     ***

Onlara diyebileceğim fazla bir şey yok.
Zaten desem de ne fayda.
Aslında onların  birilerini dinledikleri yok.
Tıpkı düşman saydıklarına söyledikleri gibi cehalet destek ve güç elde etti.
Şimdi “cehlin ilme galip geldiği” (Turhan Korun) zamanlardayız.
İki ucu da keskin kılıç.
Biri doğuda kesiyor Kürt analar ağlıyor.
Diğeri Batı’da kesiyor Türk analar ağlıyor.
Bu cehalet sarmalında Türkiye nasıl çıkacak kimse bilmiyor.

     ***

Batı ülkelerinde de terörü bir araç olarak kullanan çeşitli örgütler olmuştur. Ancak, siyasi bir amacı gerçekleştirmek üzere; sırtına, arabasına patlayıcı yükleyerek, masum insanların arasına dalıp öldürebildiği kadar insan öldürme gayesi güden örgütler Batıda hiç çıkmamıştır. IRA, bomba koyduğu yerlere, sivil kayıp olmasın diye, yarım saat önce telefon edip uyarıyordu. Kontrol dışına çıkan birkaç olay dışında (Birmingam Birahane Bombalaması gibi) sivil kayıpların olmamasına dikkat etmişlerdir. Baader-Meinhof (Kızılordu Fraksiyonu) dahi bombalamadan önce uyarı yapmıştır. Ortadoğulu terörist, tıpkı içinden çıktığı coğrafya gibi, kalleş ve pusucu.
Öğretim Görevlisi Latif Aran paylaştı bunu Facebook’ta.
Öntaç Düzgün bu paylaşıma şöyle destek verdi:
Batı'da birisi birisi ile hesaplaşmak isterse, eldivenini çıkarır adamın suratına vurur onu düelloya davet ederdi. Düellonun günü, saati ve yeri belirlenir sonuçta kimin kimi neden vurduğunu herkes bilirdi. Anadolu'da adam atın üstünde giderken kayaların arkasına saklanan düşmanı ona arkadan bir kurşun sıkar adam "yandım allah" diyerek düşer ölür fakat ne ölen ne de hiç kimse onu kimin ve neden vurduğunu bilmezdi.

      ***

Turhan Korun kitabında  dedi ya;
“Cehlin ilme galip geldiği yıllar” diye.
İşte öylesi bir dönemden geçiyoruz.
Müthiş cehalet dönemi…