Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Müşterisini dinleyen başarır

Kader BALIKÇI

Cenk Burhan Soykut… Sanayi bölgesinde bulunan 3 bin 500 metrekarelik atölyesinde yaşamlara güzellik katacak ürünleri zevk sahibi alıcılarıyla buluşturuyor. İç ve dış mekanlarına ayrıcalık kazandırmak isteyenlerin mutlaka kapısını çaldığı Burhan Limited’de küçük bir gezinti bile sizi bambaşka dünyalara götürüyor. Çok uzun yıllar önce bir kadının saçlarını taramak için baktığı ayna, pahalı porselenlerin özenle saklandığı bir konsol ya da rüya gibi bir kapı Burhan Limited’de tekrar can buluyor. İşinin ehli ustaların ellerinin değdiği tarih kokan bu parçalar ilk yapıldıkları andaki kadar kıymet kazanıp ya bir evde, ya seçkin bir restoranda ya da şık bir ofiste layık olduğu yeri tekrar buluyor. İş’te Başarı röportajlar dizimizin bugünkü konuğu olan Cenk Burhan Soykut, aile fertlerinin de aralarında bulunduğu 25 kişilik bir ekiple, restorasyon, reprodüksiyon, tasarım ve projeleriyle müşterilerine hizmet veriyor. Hindistan, Endonezya, Çin ve Tayland’da seçimlerini bizzat yapıp getirdiği aksesuarları da müşterilerinin beğenisine sunuyor. Cenk Burhan Soykut’a göre, başarının yolu doğru ekiple çalışmak ve müşteriyi dinlemekten geçiyor. İşte o başarı hikayesi:

-Burhan Limited nasıl doğdu?
Şirketi 1979’da babam Burhan Soykut kurdu. Elektronik mutfak ürünleri satışı yapıyordu. Okullar tatil olunca biz de ona yardıma gidiyorduk. Ama teknolojiyle aram hiç iyi değildi. Bana zor gelen işlerdi. Küçük yaşlarımdan itibaren hep yaratıcı işlerin peşinde koştum. Annem Sezgin Hanım dikiş öğretmeniydi. Onunla birlikte patchwork işleri yapıyordum. 1989’da şirkete katıldım.

-Başarılı bir aile şirketisiniz. İş bölümü ve yapılanma hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ablam Dilek Burhan Limited’in kumaş, oğlu Burhan da teknoloji bölümünden sorumlu. Burhan’ın eşi Nadir de iç mimarlığımızı yapıyor. Eşim Derya öğretmen, kızım Sera da Almanya’da Resim ve Fotoğrafçılık okuyor.
Dikiş atölyesiyle başladı
-Eğitimini gördüğünüz alanın dışında bambaşka bir iş yapıyorsunuz. Nasıl başladınız bu işe?
Ankara’da Ekonomi okudum. Üniversite yıllarımdan önce evimize yakın bir atölye vardı. Ufak tefek işler yapardım orada. Okul bitince Türkiye’den mobilya alıp Kıbrıs’ta satmaya başladım. 1989’dan 1996’ya kadar sürdü bu. 1992’de Uzakdoğu’dan mobilya getirmeye başlamıştım. İlk atölyemi de o zaman kurdum. Bir dikiş atölyesiydi. Her tür yastığı yapıyorduk. Çok şanslıydım çünkü annem tecrübeliydi. Ben satış kısmıyla ilgilenirken annem dikiş atölyesinin sorumluluğunu üstlenmişti. Atölyeler annemden mirastır. 1995’te Girne’de mağaza açtım. O zaman hazır mobilya satan yoktu. Tüketici ile üretici arasında doğrudan iletişim yoktu. Sonuç alıcı için tam bir hayal kırıklığıydı. O dönem mobilyaya meraklı Avrupalı bir kesim vardı. Ancak yabancılarla marangoz atölyeleri arasında iletişim sorunu yaşanıyordu. Yabancı dil avantajım sayesinde yabancı müşteriyle diyaloğa girdim. Onların taleplerini öğrenip, bunu kağıda aktarıp marangoza iletince iletişim sorunu ortadan kalktı. Artık onlar adına sipariş alıp atölyelere iş vermeye başlamıştım.

Restorasyonu İngilizlerden öğrendi

-Mobilya restorasyonuna nasıl yöneldiniz?
O yıllarda Kıbrıs’ta çam üstüne cila atılırdı. Ama yabancı müşteriler bunu istemezdi. Onlar ürün üzerinde mum ve yağ gibi koruyucu maddeler istiyordu. Ahşap kültürüne ve restorasyonuna çok meraklıydılar. O dönem Karmi’de bir yardımcı evde bahçeye bakma karşılığında kalmaya başlamıştım. Çiçeklere bakıyordum. Bu süreçte bölgedeki evlerin restorasyonları, kapı ve pencerelerinin tamiratlarına gönüllü olarak katıldım. Yaşlı İngilizlerden mobilya restorasyonu işini öğrenmeye başlamıştım. Bu iş de 1995’ten 2000 yılına kadar sürdü. Bu arada üreticilerin verdikleri sözleri zamanında tutmadıklarını gördüm. Ve kendi atölyemi kurma kararı verdim. Bir garaj atölyem vardı. Ama marangozluk makinelerine ihtiyaç vardı. Kapanan bir atölyeden ikinci el makine satın aldım.

Boşlukları doldurarak ilerledim

-İş yaşamınızdaki dönüm noktası olarak neyi görüyorsunuz?
Makineleri almıştım ancak elektrikle ilgili problem nedeniyle hiç birini çalıştıramadım. Bu nedenle sanayide bir makinistin atölyesinin yarısını kiraladım. Bu adım iş hayatım için büyük bir döngü oldu. Tüm mağazalarımdan vazgeçtim ve kendimi sadece üretime adadım. İş yaşamımda hep sektördeki boşlukları doldurarak ilerledim. Avrupalılar ahşap kültürüne meraklıydı. Özellikle de eski mobilyaları restore ettirmeye meraklıydılar. Atölyemi kurarken de yine bir boşluğu tamamlamış oldum. Atölyeler arasında vakit kaybetmemek için işlerimi tek çatı altında toplama kararı aldım.  2004 yılında bu yerin inşaatı başladı. 2007’de de şimdiki yerimize taşındık. 2004’te inşaat sektöründeki patlamayla bizim işlerimiz de artış gösterdi.

Geçmiş ellerinde can buluyor

-Hangi alanlarda faaliyet gösteriyorsunuz?
Restorasyon, repredüksiyon, tasarım ve proje işleri yapıyoruz. Endonezya, Çin, Hindistan ve Tayland’dan itinayla seçerek getirdiğim aksesuarları da müşterilerin hizmetine sunuyoruz. Aile yadigarlarını ve antikaları büyük emekler harcayarak ustalıkla restore ediyoruz. Antika değeri taşıyan aynalar, çerçeveler ve mobilyaların reprodüksiyonlarını yapıyoruz. Müşteri taleplerine göre tasarım ve proje işleri de uzmanlık alanımız. Seyahat ettiğim ülkelerde vitrindeki hayatı değil, geri planı görmek isterim. Aksesuar almaya başladım. Bu zevk alışverişidir, insanı mutlu eder. Aksesuardan para kazananlar küçük atölyelerdir. Beni çok mutlu eden o atölyelere para kazandırmaktır. Tüm aksesuar seçimlerini kendim yaparım. Yılın 3 ayını yurtdışında geçiriyorum.

Seyahat tutkumla büyüdük

-Başarının kapılarını nasıl açtınız?
Para konusunda yetenekli değilim. İşletme, ticaret, tahsilat sıkıntılı konulardır. Üretim ise işi daha komplike bir hale getirir. Hele ki çizgi ötesi çalışıyorsanız bu daha da zor bir durumdur. Bu nedenle başarıya ulaşmak için mutlaka doğru ekibi kuracaksınız. Ne şanslıyım ki aile üyelerimizin de aralarında bulunduğu ekibimiz çok iyi. Bu başarımızın en önemli sırrı. Ayrıca karşınızdaki müşteriyi çok iyi dinlemeniz gerekmektedir. O size ne istediğini anlatacak, siz anlatılanlardan onun tam olarak neyi kastettiğini anlayacaksınız. Müşteriniz size istediği modeli, ebatı ve renkleri anlatırken siz o kişinin yaşam tarzını anlayacaksınız. Ve sonra müşteriniz için uygun tasarımı bulup ona sunacaksınız. Çünkü bir masanın dört ayağı ama sonsuz tasarımı vardır.  Ahşap ise deniz değil bir okyanustur. Dinleyeceksiniz ki o sonsuzluk ve okyanusun içinden doğru ürünü bulabilesiniz. Tahsilat insanın yorgunluğunu alır ama müşteri memnuniyeti huzuru getirir. Bu arada işimin bu boyuta gelmesini seyahate olan tutkuma borçluyum. Eskiden 11 ay çalışıp 1 ay seyahat planları yapardım. Bunu gerçekleştirdim. Elbette ablam ve yeğenimin verdiği destekle bunları yaptım.

25 kişilik dev bir ekibiz

-Kaç kişilik bir ekiple bu işi yapıyorsunuz? Kapınızı kimler çalıyor?
Aile fertleriyle birlikte 25 kişiyiz. Müşteri kitlemizin geniş bir yelpazeyi kapsadığını söyleyebilirim. Uzun bir süre orta yaş üzerindeki Avrupalılar müşterimizdi. Zamanla yeni nesil de kapımızı çalmaya başladı. Şimdi diyebilirim ki yaşadığı veya çalıştığı mekanda zevk arayan herkes hedef kitlemiz.

Belirsizlik işleri zorlaştırıyor

-İşiniz çok zevkli. Ancak mutlaka zorlukları vardır? Nedir bu zorluklar?
Pazarın küçük olması ciddi bir zorluk. Belli bir alanda uzmanlaşmayı zorlaştırıyor. Siyasi belirsizliğin getirdiği ekonomik dalgalanmalar, dolardaki istikrarsızlık ve kalifiye elemana erişimin güç olması da yaşadığımız diğer zorluklar.

-2013 yılını şirketiniz açısından değerlendirir misiniz? 2014 yılına dair planlarınız var mı?
Ekonomik krize ve kalifiye eleman bulmaktaki güçlüğe rağmen iyi bir yıl geçirdik. Kışın bile boş değildik. Projeler ve müşteri talepleri sürdü. Yeterince dallanıp budaklandık. Bundan sonraki hedefimiz sağlam zeminde kalıcı olmaktır. Şimdiye kadar ürettiğimiz her şeyi arşivlemek istiyorum.

-Adada barış umutları yine canlandı. Sizce barış yakında mı?
Elbette barış kaçınılmaz. Umutluyum. Ancak planlarımı ve hayatımı başkalarına veya buna bağlamak istemiyorum.

***
Hayallerimi ailemle gerçekleştirdim

Başarınız: Ailemi bir arada tutup, onların da sayesinde hayallerimi gerçekleştirmek. Yeğenim Burhan, ablam Dilek olmazsa ben ülke ülke gezemezdim. Bunları hayal bile edemezdim.

Hayaliniz: Daha çok vaktimin olması. Arap Ahmet’teki konakların restorasyonlarını yapabilmek.

Sevdiğiniz mekan: Beşparmak Dağları’ndan manzarayı izlemek. Karpaz ve Meserya’nın köyleri. Karmi, Edremit, Kalavaç ve Görneç…

Giyim tercihiniz: Spor.

Sık kullandığınız söz: Niyeti iyiydi.

Para: Gerekli

Müzik tercihi: Etnik müzikler. Bob Marley’i tercih ederim.

Son okuduğunuz kitap: Kıbrıs’ta Mimari, Akdeniz Ağaçları,
Alıç Ağacıyla Sohbetler.