Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

MÜŞTEREK ALANLAR

ABD taraflara müşterek alanları bulma çağrısı yapmış…

Öteden beri Kıbrıs’ta iki toplum “taraf” olarak adlandırılıyor…

Peki  “taraf” dendiğinde ne anlaşılır?

TDK’ya göre taraf sözcüğü “İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri” anlamını taşıyor.

Ada’da iki toplumun sürdürdüğü anlaşmazlık –ki tek bu sorunu sürdürebilme konusunda başarılıdırlar- birbirlerini karşıt duruma getiriyor; istekleri ve düşünceleri farklı olarak biliniyor.

Bu yüzden zaman zaman taraflara çağrı yapılıyor.

Bu çerçevede ABD’den yapılan çağrıda tarafların “müşterek alanları” bulmaları istendi…

Tarafların müşterek alanları var mı?

Var olan müşterek alanlar neden dikkate alınmıyor?

Tarafların yaşam tarzlarıyla ilgili müşterek alanlar, “müşterek alan” değil mi?

Toplumları adalı yapan müşterek alanlar kıymetsiz mi; sorunun çözümü için değersiz mi; dikkate alınmayacak kadar yok mu sayılmalıdır?

Keşke hellim sevdası ile mangal sefası müşterek alanlardan olsaydı.

Keşke garavolli yemek, “sufla” ya da şiş kebap sevmek müşterek alanlardan olsaydı.

Köy kahvehanelerinde gelen misafire lokum dağıtmak,

Hurma dalına veya bir ipliğe yasemin dizmek,

Lefkara işi örmek;

Zivaniya, anglia, periskan ve sumada içmek,

Kahvehanelerde nargile içip muhabbet etmek,

Hasır bir sandalyede güneşlenmek müşterek alanlar olarak gözönünde tutulsaydı keşke.

Ve keşke zeytinden çakıstes yapmak, “laiko” ve con kahvesi içmek gibi kadim alışkanlıklar Kıbrıs sorununun çözümünde parametreler arasında yer alsaydı…

Eğer gerçekten müşterek alanlar aransaydı iş belki de kendiliğinde çözülecekti…

Keşke, birlikte ayrelli, gazayağı, karaot ve gömeç toplamak,

Hisaraltlarında lingiri, pirili ve bir ayak oynamak,

Toprak fırınlarda “bulla” yapmak,

Kazanlarda “herse” pişirmek,

Birlikte, köfter, paluze ve lokma yapmak,

Düğünlerde çiftetelli ve “sirto” oynamak,

Ovalardan tarlalardan laleler derlemek,

Kapıönlerine oturup turunç ve ceviz macunu hazırlığı yapmak;

Kapıönlerini sulamak;

Mülihiya ayıklamak gibi ortak alışkanlıklar müşterek alanlardan sayılsaydı.

Bir kültürü oluşturmak için az şey değildir; ve daha birçoğu McDonald ve Cocacola kültüründen daha kıymetli ve tarihseldir.

Kim bilir belki o zaman “taraflar” ne olduklarını, kim olduklarını, nereden nereye geldiklerini anlamış olurlardı…