Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mürteciye karşı özgürlük…

Medine’deydik.

Sabahın ilk ışıkları olmasına rağmen sıcaklık kırk dereceye dayanmıştı.

“Öğle vakti  elliyi geçer” diyorlardı.

Acele etmemiz gerekiyordu kızgın güneşe yakalanmamak için.

Kabe’nin uhrevi ortamından sonra Medine’yi “turisttik gezi yapılacak yer” olarak görmüştük.

Veya bana öyle gelmişti.

Hz. Muhammet’in kabri ve anılardan ibaret bir hayli olay.

Mezarlar hariç, geçmişin  mekanları da yok ortada ve sadece tahayyül gücünüze kalıyor anlatılanlar.

Hz. Muhammet’in  üstü hurma dallarıyla örtülü mütevazı  camisi, basit tahtalardan çakılmış minberi, 2 göz odadan oluşan son eşi Ayşe ile yaşadıkları ve ölünce  salonuna gömüldüğü ev.

Hiçbiri yok.

Sevgili Yusuf Suiçmez, heyecanla,  ilk Müslümanların mahallesini tarif ediyor bize.

Tepemize  dikilmiş teknolojik şemsiyelerin altında zihnimizde canlandırmaya çalışıyoruz.

Hz. Muhammet’in evi bir oda bir salonsa mahallenin diğer evleri nasıldır diye anlamaya çalışıyoruz.

Yusuf  Suiçmez enteresan bir olay anlatıyor;

“Hz Muhammet bu sokakta Hz Ayşe ile yarış yaparlarmış. İki kez koşmuşlar. İlkinde Hz. Muhammet geçmiş. İkincisinde Hz Ayşe. Dolayısı ile berabere kalmışlar.”

Yusuf  Suiçmez bun hikayeyi kadın-erkek eşitliğini vurgulamak için anlatıyor.

Ama etraf öyle demiyordu.

Etrafta tek bir kadın bile yoktu. Arada bir görünenler de kapkara çarşaflar içindeydiler.

***

Adı: Ahmet Mahmut Ünlü

Müritleri “Cübbeli Ahmet Hoca” diyorlar.

“Yeni Türkiye’nin” yıldızlarından.

TRT dahil bütün televizyonlarda boy  gösteriyor.

Söyledikleri dehşetengiz;

“6 yaşından sonra  kız çocukları asla erkeklerle aynı yerde bulunamaz” diyor. “Erkek çocuklarla kız çocukları zinhar aynı sınıfta okuyamaz, büyük günah, cehennemde yanarsınız” diyor.

Ve bunun gibi bir hayli saçma sapan şeyler.

Bu sapkın, devlet televizyonu dahil bütün televizyonların baş konuğudur.

Daha da dramatiği var.

Geçtiğimiz hafta yapılan düğünün de baş konuğuydu.

Hani cumhurbaşkanının kızının evlendiği ve Genel Kurmay Başkanı, Başbakan ve bil cümlesinin nikah şahidi olduğu düğünün.

***

Kıbrıs İlahiyat Mezunları Derneği (ki kendilerini tanıyorum, yani uydurma bir dernek değildirler) Cuma günü yayınladıkları bildiride, “Din İşleri Dairesi’nin kontrolü altındaki camilerde din sömürüsü yapılıyor” dediler.

Bunun altından da bu sapkın zat çıktı.

Bildiriden öğrendiğimize göre bu sapkın zatın müritleri bizim camileri mesken tutmuşlar, para topluyorlarmış ve  namazında-niyazındaki Müslümanları zehirliyorlarmış.

Dernek bu duruma sert tepki gösterdi ve tedbir alınmasını istedi.

Bence yerden göğe kadar haklıdırlar.

Derhal tedbir alınmalıdır.

Bu topraklar mürtecilerin kirli planlarının tezgahlandığı topraklar değildir.

Kıbrıs Türkü’nün engin bir hoşgörüsü vardır.

Öyle ki Şeyh Nazım’ı bağrına basmıştır.

Fakat, bunlar ondan kalan mirası da kirletiyorlarmış.

Üstelik devletin camilerini kullanarak.

Politikaya hevesli Din İşleri Dairesi Başkanı ve her adımda Allah diyen Vakıflar İdaresi Müdürü bu işe sessiz kalacaklar mı?

Takip edeceğiz.

Özgürlüğümüzü korumak için…