Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mont Pelerin’in ardından

Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında büyük önem taşıyan Mont Pelerin zirvesi çöktü.

Zirvenin çökmesi aslında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Lider Nikos Anastasiades arasında devam etmekte olan müzakere sürecinin tam olarak çökmesi anlamına gelmiyor.

Müzakerelere ilişkin olarak belirlenen doğal takvimin tamamlanmasına daha zaman var.

2016 yılı sonuna kadar taraflarda çözüm konusunda niyet varsa ve pozisyonlar gözden geçirilip siyasi bir cesaretle adım atılır, makul bir şekilde masaya dönülürse hala takvim hedefini tutturmak için fırsat var.

Gelinen aşamada işin görünen tarafı, toprak başlığında kriterlerin belirlenmesi için yapılan görüşmenin başarısız olduğudur.

Ve bu konuda istenen yakınlaşmaların sağlanamadığıdır.

Eğer bu mesele Mont Pelerin’de değil de Kıbrıs’ta ara bölgede ele alınmış olsaydı başarısızlığın etkisi bu kadar büyük olmazdı.

Bu işin görünen tarafı…

Bir de görünmeyen tarafı var.

Başarısızlığın ve zirvesinin çökmesinin nedeni taraflar arasında var olan sorunun çözümüne dönük felsefi ayrılıklardır.

Meseleye bakış ve zihniyetteki farkılıklardır.

Kıbrıs Türk tarafı süreci ileriye taşıma adına gerçek anlamda önemli sayılabilecek açılımlar yaptı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı önemli siyasi kararlar verdi, riskler aldı ve müzakere tekniği açısından atabileceği adımların limitini zaman zaman zorladı.

Ama karşı tarafın hep almaya dönük tavrı, uzlaşma hedefinden uzak vizyonu, makul sınırların dışında masayı zorlayacak yaklaşımları sıkıntı yarattı.

Toprak kriterleri meselesinde Rum Lider Nikos Anastasiades’in masaya taşıdığı tavır çözümü getirecek bir tavır değildi.

İşin doğrusu toprakta Türk tarafının masaya koyduğu yüzde 29.2 ile Rum tarafının koyduğu yüzde 28.2 oranları ortaya çıktıktan sonra kriterlerde uzlaşılamaması anlaşılabilir bir şey değildir.

Uzlaşılamamasının nedeni ise Rum tarafının kriter pazarlığı adı altında tüm toprak pazarlığını bitirme güdüsü ile müzakere etmesi, masaya makul olmaktan uzak öneriler getirmesi ve bundan geri adım atmaması oldu.

Halbuki Rum tarafındaki iki büyük siyasi parti DİSİ ve AKEL birinci Mont Pelerin zirvesinde toprak oranları ortaya çıktıktan sonra ‘geriye kalan kriterlerde anlaşma olmasa da olur, süreç en son safhaya artık geçebilmeli’ tavrını ortaya koymuşlardı.

Ama Rum Lider Anastasiades onlar gibi düşünmedi.

Toprak konusunu, güvenlik ve garantiler meselesi ile birlikte eş zamanlı Burgenstock modelinde olduğu gibi görüşmemek için Mont Pelerin’de bitirmek istedi.

Ve bu tavrından milim geri adım atmadı.

Bunun Türk tarafınca kabulünün mümkün olmadığını bildiği halde böyle yaptı.

Bu tavrından geri adım atmayınca da Mont Pelerin’deki zirve başarısızlıkla sonuçlandı.

Ama bekleyin, daha herşey birmiş değil.

2016 yılı sonuna kadar bu pilav daha çok su kaldırır.

EİDE UMUTLU

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Eide ile dün Adaya dönüşümüz öncesinde Cenevre Havaalanında karşılaştık. Kendisi müzakere sürecinin geldiği aşama ile ilgili oldukça üzgün olmakla birlikte takvimin hala çözüm için fırsat verecek durumda olduğu yönünde bize mesaj verdi.

Eide ile önümüzdeki günlerde Lefkoşa’da buluşup daha uzun sohbet etmek ve gelişmelerle ilgili bir mülakat gerçekleştirmek için sözleştik.

Cumhurbaşkanı Akıncı dün akşam adaya gelişinde yaptığı açıklamada, dün sabah Mont Pelerin’den ayrılmadan önce kahvaltı sırasında Eide’nin liderlere bazı devlet başkanlarının kendilerini arayacağını söylediğini açıkladı.

Görünen o ki, Mont Pelerin’de ortaya çıkan kriz Kıbrısla ilgili üçüncü tarafları harekete geçiriyor.

Eide de bu dönemde boş durmayacak gibi.

Önce üç- dört gün bekleyelim. Mont Pelerin’de yaşananların etkisi yerini sakin ve daha sağduyulu değerlendirmelerin yapılabileceği bir ortama bıraksın. O zaman bir şeyler olup olamayacağını göreceğiz. Gelinen aşamada BM’nin daha havlu atmadığını söyleyebiliriz.

mete-eide