Röportaj

Mini vanla doğan dev: SERENA


VANLA BAŞLADI: Tekstille Lefkoşa’daki bir fabrikada tanıştı. Banka kredisiyle aldığı mini vanla adanın dört bir yanına konfeksiyon ürünleri dağıttı. Eşi Emine Hanım’ın desteğiyle 1992’de ilk Serena Mağazası’nı açtı

ÇALIŞARAK BAŞARDI: Tahir Topal’ın genç yaşında mini vanla çıktığı yolculuk adanın markası haline gelen Serena’yı doğurdu. Bünyesindeki LC Waikiki ve U.S. Polo ile KKTC ekonomisinin mihenk taşlarından birisi oldu

Kader BALIKÇI
İş’te Başarı röportajlar dizimizin bugünkü konuğu Kıbrıs’ın markası Serena’yı yaratan isim Tahir Topal. Onun hikayesi bir tekstil şirketinde 7 yıl canla başla çalışıp işi A’dan Z’ye öğrenmesinin ardından başladı. Önce banka kredisiyle bir mini van aldı. Ada’nın dört bir yanından topladığı tekstil ürünlerini aracına yükledi ve sabahın ilk ışıklarından gecenin geç saatlerine kadar mağazalara toptan pazarladı. “Artık kendi mağazamızı kurmalıyız” dediği zaman takvimler 1990’ı gösteriyordu. En büyük destekçim dediği eşi Emine Hanım’la, Metropol yolundaki ilk mağazalarını kurdular. 1992’de de ilk Serena’nın kapılarını açtılar. Büyük hayaller ve büyük emeklerle kurulan Serena, Tahir Topal ve eşi Emine Hanım’ın yıllar süren özverili çalışma temposuyla ülkenin lider markası haline geldi. Topal, “Hiç sevmem, cebimde taşımam” dediği parayla ise sadece yatırım yaptı. Şu an ülkenin dört bir yanındaki mağazalarıyla her Kıbrıslının gönlünde taht kuran Serena Grup, bünyesindeki LC Waikiki ve U.S. Polo markaları için kurduğu konsept mağazalarla da dünya markalarını Ada’ya taşıdı. Adanın ticari yaşamına yön veren, vergi listelerinde en tepelerde yer alan saygın ve mütevazı iş adamı Tahir Topal, çocukluğunda bakkal işleten babasından öğrendiklerini de hiç bir zaman unutmadı. Tıpkı babası Hasan Bey gibi sağlam ama emin adımlarla, arkasında çok sevdiği eşi Emine Hanım, İngiltere’de işletme ve muhasebe eğitimi gören büyük kızı Servet,  Bilkent’te ekonomi ve muhasebe eğitimi süren Göksel’in desteğiyle hayallerinin peşinden koştu. Ve başardı. İşte sınırlı imkanlarla zoru başaran Tahir Topal’ın hikayesi:

-İlk iş tecrübenizi kaç yaşlarında edindiniz?
1962 yılında Vadili köyünde doğdum. 4 kardeştik. Babamın bakkalında büyüdüm, ondan ticarete dair çok şey öğrendim. 1974 öncesinde Türklerin ticaret yapması çok zordu. Her yerde öncelik Rumlarındı. Ticarette kendilerini daha üstün görüyorlardı. 74 sonrasında ise askerle ticaretimiz başladı. Liseyi bitirdim, askerliğimi yaptım. “Artık bir iş sahibi olman gerekir” diyen babam 1982 yılında bana Lefkoşa’nın yolunu gösterdi.

-Tekstil sektörüyle ilk tanışmanız Lefkoşa’da mı oldu?
1982’de Lefkoşa’da bir tekstil fabrikasında işe girdim. İşe dair her şeyi A’dan Z’ye o fabrikada öğrendim. 7 yıl sonra oradan ayrıldığım zaman sektöre ve piyasaya dair büyük bir tecrübe edinmiştim. Ne yapabileceğimi düşündüm. O dönemin parasıyla 20 milyon lira kredi çekip bir mini van satın aldım. Fabrikalarda fason işler yaptırıp Mağusa’dan Güzelyurt’a kadar ülkenin dört bir yanındaki konfeksiyon mağazalarına toptan dağıtıyordum. Büyük bir risk almıştım. İlk zamanlar başaramayacağım korkusuyla uyuyamazdım. Aklımda hep kredi borcum vardı. Bir işe borçla başlamışsanız önce borcunuzu ödeyeceksiniz. Sonra yeni adım atacaksınız. Ben de aynen öyle yaptım. Borcumu bitirdim ve yeni şeyler yapma kararı aldım. 1986’da Emine Hanım’la evlendim. Tüm sermayem arabam ve içinde taşıdığım ürünlerdi. Ama heyecanlıydım ve yaptığım işi çok seviyordum. İşletmelerin itici gücü de heyecandır. Motivasyonu sağlayan heyecanı asla kaybetmemek gerekir.

-İlk Serena’yı ne zaman kurdunuz? Neden Serena ismini seçtiniz?
1990’da eşim çalışmıyordu. İlk çocuğumuz Servet 3 yaşlarındaydı. O dönem Metropol yolunda evimizin hemen yanındaki 30 metrekarelik ilk mağazamızı açtık. Toptan dağıtımını yaptığım ürünleri mağazaya koyduk. Emine Hanım dükkanın başına geçti. Bu arada Türkiye seferlerim başladı. Türkiye’nin tekstil ürünlerine Kıbrıs’ta büyük ilgi vardı. Elimde 2 valiz, cebimde 8 bin lira ile İstanbul’a gittim. Getirip mağazaya koyduk ve çok kısa sürede hepsi satıldı. Her gidişte valiz sayımız artıyordu. 1992 yılında Metropol yolunda şimdiki Serena mağazasının yerini kiraladık. 55 metrekarelik bir dükkandı. Adını ne koyacağımızı düşünürken Serena’da karar kıldık. Geminin orta direğine Serena derler biz de orta direğin mağazası olacağız diyerek bu ismi tercih ettik. Türkiye’den daha çok ürün getirmeye başladık. Yavaş yavaş mağazayı büyüttük. Her zaman enerjik birisi olmuşumdur. Bir işi yaparken atacağım bir sonraki adımı da düşünürüm. Şube açmaya karar verdik. 1995’de Mağusa’da Salamis yolunda 200 metrekarelik ilk şubemizi açtık. Bu riski kendime inanarak ve çalışmama güvenerek almıştım. Çok büyük ilgi oldu. 95’ten sonra yine o bölgede ikinci mağazayı açtık. Markanın bilinirliliği artmıştı. Tabii hem borçlanıyor hem de öz kaynaklarımızı kullanıyorduk. Sıkıntılar da yaşanıyordu. Ama eşimin ve kızlarımın desteğiyle, riskleri göze alarak, azimle, kendimize inanarak yola devam ettik. 1999’da Girne şubemizi açtık. Mağazaların metrekarelerini büyütmeye başladık. 2007’de Mağusa’da şimdi mağazamızın bulunduğu binaya taşındık. 2000 metrekarelik perakende satış alanımızda Türkiye’den getirdiğimiz seçkin markaları Ada halkı ile buluşturuyorduk. Mağazalarımıza ilgi çok büyüktü.

-1990’larda Türkiye’den ürün getirirken zorluk yaşar mıydınız?
O dönemlerde Türkiye’den mal getirmek çok zordu. Türkiye’de torba ticareti vardı. 1992’de Mahmut Paşa’dan mal alırdık. Omzumuzda torbalarla gezerdik. Yağmur çamur demez kamyonetlerle eşyaları havaalanına taşırdık. Tek uçak vardı. Yolcular biner malımıza yer kalmazdı. Biz de sabahlara kadar mallarla birlikte alanda yatardık. Ve sabah uçağına binerdik. Çok zor zamanlardı.

-Kurumsallaşma çalışmaları ne zaman başladı?
Serena hızlı ancak emin adımlarla büyüyordu. Bu da bizi yönetimsel olarak kurumsallaşmaya itiyordu. 2007’de insana yatırım kararı aldık. İşletmenin, muhasebesinden müdür kadrosuna kadar profesyonellerle çalışmaya başladık. Merkezdeki personel sayımızı artırdık.

-LC Waikiki ve U.S. Polo ailenize nasıl katıldı?
Serena mağazalarında Türkiye’den getirdiğimiz marka ürünleri satıyorduk. Ancak o dönem Türkiye’de de markalaşma başladı. Büyük markalar toptancılıktan mağazacılığa geçiyordu. Türkiye’de bu konsepte yöneliş bizi ilk etapta sıkıntıya soktu. Bize kendi ürünlerini Serena’lar içinde satamayacağımız bildirildi. Tecrübe ve vizyonu bir araya getirip kararımızı vermek zorundaydık. Bu tip kararları alırken süreci de kısa tutmak gerekir. Biz de bu yöne gitmeye karar vererek Türkiye’deki markalara mağaza açma kararı verdik. İlk etapta o markaların satış alanlarını büyüttük. Türkiye’nin perakende lideri LC Waikiki’ye mağaza açma talebimizi ilettik. Mağusa’daki 1200 metrekarelik mağazamızda bu adımı attık. Bu işletmemiz için bir dönüm noktası oldu. Yine bu kararımız doğrultusunda geçtiğimiz yıl Serena’larda sattığımız U.S. Polo markası için Lefkoşa’da bir mağaza açtık. Dereboyu’nda SRN Plus mağazamızda Roman, Zeki Triko ve Yargıcı’nın ürünlerinin satışını yapıyoruz. 2014 sonunda Lefkoşa’da Metropol yolunda yeni ve modern mağazamızı hizmete sokacağız. Amacımız Serena bünyesinde dünya markalarını adaya getirmek.

-Kaç noktada hizmet veriyorsunuz? Serena kaç kişilik bir aile?
110 kişilik büyük bir aileyiz. Serena’nın 4 şubesi bulunuyor. LC Waikiki ve U.S. Polo mağazalarımızla, Roman, Yargıcı ve Zeki’nin ürünlerini sattığımız SRN Plus mağazamız bulunuyor. Kermiya yolunda bir outlet mağazamız var. 1000 metrekarelik merkez depomuz aynı zamanda yönetim binamız.

-Tahir Topal’ın çalışma ilkeleri nelerdir?
Değişmez ilkemiz dürüstlüktür. Yaşamımızda yalana asla yer yoktur. Beni sadece iki tarafın da mutlu olduğu ticaret memnun eder. Aksi takdirde cebime girecek paranın haram olduğuna inanırım. Her zaman sağlam ama emin adımlarla yürürüm. Kendime, aileme ve çalışanlarıma inanırım. Düşünerek hareket ederim. İnsanları dinlerim.

-İş yaşamınızın başında riskler almışsınız?  Sonra büyümek için de çeşitli risklere girmişsiniz. Hala aynı cesaretle risk alıyor musunuz?
Evet ilk yıllarda bilinmezler daha çok olduğu halde bazı risklere girdik. Gençken yürek daha hızlı atar. Ama artık daha temkinli adım atıyoruz. Çünkü bu saatten sonra yapılan yanlışın bedeli büyük olur.

-Perakende sektörüne gireceklere neler tavsiye edersiniz?
Seçecekleri lokasyonun iyi olması lazım. Doğru olmayan lokasyonlara yatırım yapmasınlar. İşe başlamadan önce bir hedef belirlesinler. Babam hep şunu derdi: Önce aldığın malın parasını ödeyeceksin. Eğer borçla başlayacaklarsa önce o borcu ödemeyi kendilerine amaç edinsinler. Borcu bitirip para kazanmaya başladıkları zaman yeni ve iyi planlanmış bir adım daha atsınlar.

-Serena 2013 yılını nasıl geçirdi? 2014 planlarınız nedir?
Çok iyi bir yıldı. Hedeflerimize ulaştık. Bu durum grubumuz bünyesinde yapacağımız yeni yatırımların önünü açtı. Ancak 2014 yılı tüm dünya için ekonomik açıdan kötü başladı. Bu durumun düzeleceğine inanıyorum. Ama tedbiri elden bırakmamak gerekiyor. Bu yılın sonunda Metropol yolunda açacağımız yeni LC Waikiki konsept mağazamızın heyecanını yaşıyoruz.

-5 yıl sonra Serena Grup nerede olacak?
Biz bu işe 30 yılımızı verdik. Piyasada önemli olan güvenirliliktir. Bu güveni tam anlamıyla sağladık. Büyüyoruz, büyümeye devam edeceğiz. Ama bildiğimiz gibi bu Ada’nın bir tarafında Türkler bir tarafında da Avrupalılar yaşıyor. Ve bu nedenle biz de Ada’nın değişebilecek siyasi yapısına göre plan yapıyoruz. Son 1 yıldır herhangi bir çözüm halinde ne yapacağımızı konuştuk ve grup olarak önlemlerimizi aldık.
***

EVE HUZURLA DÖNEBİLMEK
EN BÜYÜK MUTLULUĞUM

-En büyük başarınız: Ailem ve onların verdiği büyük destek.
-Hayaliniz: Çocuklarıma iyi bir iş, iyi bir isim bırakmak.
-En büyük mutluluğunuz: Eşim ve kızlarım. Bir de günü güzel bitirip eve huzurla dönebilmek.
-Hayal kırıklığınız: Büyük bir hayal kırıklığım yok. Böyle bir şey yaşamamak için iyi plan yaparım ve çok çalışırım.
-En sevdiğiniz şarkı: Sevemedim Karagözlüm.
-Son okuduğunuz kitap: 365 Gün Dua.
-Ölüme dair düşünceniz: Yaşarken öleceğimizi unutmamız gerekir.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı