Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Milli Eğitim ve Kültür bakanlığı iş başı yapmalı!

Öğrenciler ve öğretmenler tatilde. Şimdi sıra Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nda;iş yapma sırası onda. Yıllardır eğitimde taş taş üstüne koyulmadı. Eğitim sistemi geleneksel olarak kaldı; çağdaş dünyada hiçbir geçerliği olmayan. O nedenle gerikalmışlıktan toplum olarak kurtulunamıyor.

Öğrenciler sürekli yarıştırılıyor; amaç ‘seçme’. Seçilen de nitelik olarak ‘istenilen’, ‘arzu edilen’ değildir. Çağdaş dünya ile yarışacak niteliklerin peşine düşülmemiş. Sadece kendisine verilen ansiklopedik bilgiyi en iyi ezberleyenler seçiliyor. Sonuç ise ortada; KKTC hemen hemen tüm alanlarda dünyanın gerisinde, nal toplayan bir ülke. Her şeyini teslim etmiş bir ülke ve toplum; Su’yu başta olmak üzere, havalimanını, eğitim programlarını, ders kitaplarını, yakında da deniz limanlarını, elektriğini, telekomünikasyonunu ve böyle devam ederse eminiz daha nice kurumlarını da dış mihraklara teslim edecek. Yazık 42 yılda hala daha kendi ayakları üzerinde duramayan bir ülke ve toplum. Suçlular arasında MEKB da var.

Bu durumun sorumlusu temelde MEKB’nin sürekli ‘yatması’dır. Hiçbir konuda yerel bir programı yok. Öğretmen yetiştirme programı bile yok. Öğretmenlerin niteliklerinin nasıl olacağı konusunda nitelik belirlemesi yok. Neredeyse isteyen herkes öğretmen olabiliyor. Özellikle ilkokul düzeyindeki özel okullar bu açıdan denetlenmiyor. Bu konuda yeterli bir program yok. O nedenle özel okullarda ‘herhangi bir meslekten’ kişiler öğretmen olabiliyor. Resmi ilkokullarda da durum aynı. Sınıf öğretmenliği bölümlerinden mezun olmamış kişilere öğretmen olma yolu açık. Önlem yok.

İlkokul öğretmeni atama yöntemi de yanlış bir şekilde başlıyor. Yeni atama tüzüğüne göre başarılı değil, başarısız öğretmen adayları öğretmen olabiliyor. Kamu sınavında bir önceki yıl yapılan sınavda 600 barajını aşmış aday, sonraki yılda 800 puan alan adaydan önce kodroya girme hakkı elde ediyor. Başarılı aday ise bekliyor: büyük hata.

Ve hatalar zinciri ilkokulda başlıyor. Akademik hatalar zinciri ilk olarak ilkokullarda başlıyor. Ortaokul ve lisede birikerek devam ediyor. Sonuçta da üniversitelerde durum içler acısı. Türkçe ve Matematik başta olamk üzere, pek çok eksikle öğrenciler üniversite eğitimine başlıyor. Yazım hataları, dil bilgisi hataları; başta –de, -da ekleri, soru takıları vs. Matematikte basit grafiksel okumalar veya gösterimler bile edinilmemiş – ki grafik konusu ilkokul matematikte yer almaktadır. Türkçe ve matematikteki yetersizlik bütün alanlara yansıyor.

KKTC’nin çağdaş dünya ile yarışacak düşünce yapısına sahip öğrencilere ihtiyacı var ancak MEKB bunun için hiçbir önlem almamış yıllardır. Öğrencilerde sadece ezber yeteneğinin gelişmesine hizmet ediliyor. Kolej, Liselere Giriş Sınavı ve LYS sınavlarında ‘ezberleyen’ler seçiliyor. Yaratıcı düşünme, problem çözme ve eleştirel düşünme yeteneği ise köreltiliyor. Halbuki çağdaş dünya bu tür ‘üst düzey düşünme becerileri’nin geliştirilmesi üzerinde kafa yoruyor. Eğitim sistemlerini de öğrencilerin ‘üst düzey düşünme’ yeteneklerini geliştirecek şekilde yeniden kurguluyor.

Buralarda ise üst düzey düşünme becerileri okulöncesine başlandığı ilk günden itibaren öldürülüyor. Okullarda fotokopi makinesine bağımlı bir eğitim sistemi yaratılmış. Öğrenciler şablonlar içerisine sıkıştırılmış. Önüne konan resimi boyarken bile sınırları taşırmaması gerekiyor. Anlayacağınız öğrenciler varolan şablonların yani toplumun kabul ettiği düşünme şablonlarının dışına çıkamıyor. Sonuçta da toplum düşünme şablonlarına hapsolmuş durumda kalıyor. O nedenle çağdaş dünyayı yakalamak da hayal olarak kalıyor.

Hatırı sayılı miktardaki gencimizin İngiltere başta olmak üzere, yurt dışında başladıkları üniversite eğitimlerini yarıda bırakıp, KKTC’deki üniversitelere dönmelerinin nedenleri arasında bu da var; yaratıcılıklarını geliştirememeleri. Özellikle araştırma yapabilecek, makale yazacak yetenekleri geliştirilememiş. Halbuki oralarda istenen yeterlilik bu tür ‘yaratıcı’ davranışlara sahip olmaktır.

MEKB 42 yıl sonra belki harekete geçer. Toplumsal düşünme biçimini, şablonların dışına çıkaracak bir eğitim sistemi için üzerindeki ölü toprağını silkeleyip atar. Tatil döneminde öğrenci ve öğretmenler hakkettiği tatillerini doyasıya yaşasın. MEKB da birşeyleri haketmek için iş başı yapsın. Yoksa KKTC hala daha emeklemeye devam edecek…

NOT: Örtük Dersler 2 kitabının tanıtımında beni yalnız bırakmayan herkese sevgi ve saygılarımı sunarım… Sizlerin varlığı yazmamın en büyük motivasyonudur, teşekkürler. 5 – 25 temmuz arasında önce oğlumun mezuniyet töreni sonra kısa bir tatilde olacağımdan bir süre yokum. Sizlere de iyi tatiller dilerim.