Köşe Yazarları

Mete Hatay ve ‘Kıbrıs’ın En Uzun Yüzyılı’

Halil Paşa yazdı








Mete Hatay, daha önce Havadis gazetesi Poli dergisi yazılarını sıraya koyup, okurunu Kıbrıs’ın biraz uzak ve daha çok da yakın tarihine bir yolculuğa çıkarmış son kitabında. Gazete makaleleri ile uzun soluklu dergi yazılarının belgelere ve konuyla ilgili başka yazarların eserlerine atıfta bulunarak ele alınması, bizdeki köşe yazarı ve araştırmacı gazetecilerimizin sanırım en önemli eksiği. Mete’nin yazı ve makalelerindeyse öne çıkan en önemli özelliği. Poli dergisinin ilk yayın kurulunda yer aldığım için bilgi ve belge yüklü araştırmaların yazara önemli sayılacak bir zamana mal olduğunu iyi bilenlerdenim. Bu nedenle kitaplaşmasını çok istediğim bir şeydi Mete’nin Poli’de yayınlamış Kıbrıs’a dair emek-zaman yüklü bu araştırma yazıları.




Daha ilk bölümünden itibaren kitap, okurunu içerisinde anlatılan olaylara çekiyor.



Yalnızca siyasete değil ama adanın sosyal, kültürel ve aktüel kısa tarihine, geçmişte yaşanmış ilginç olaylarına meraklıysanız eğer, okuyun bu kitabı. Kafanızda Kıbrıs yakın tarihine dair pek çok boşluğu  dolduracak, belki de pek çok yanlış algınızı sorgulatacaktır.

Yazar, ada Osmanlı’nın ve İngiliz’in işgalindeyken, o yıllarda yaşanmış olayları sürükleyici bir hikaye tadında o denli etkili bir dille anlatılmış ki.

Bu kitabın her bir bölümünün ayrı bir tarih tadı var. Ve Kıbrıs tarihi meraklısının sonuna kadar okumadan bırakmayacağına da eminim.

Kıbrıs'ın en uzun yüzyılı

…………………………………..

Meğerse Osmanlı’nın adayı devrettiği İngilizlerin, Kıbrıs’ı askeri işgaline aldığı ilk günlerde, Osmanlı padişahının aklına ilk gelen, yıllardır işledikleri toprağın mülkiyetini Kıbrıslıların elinden almak ve kendi özel işlerinde kullanmak üzere İstanbul’daki ‘Arazi-i Hümayuna devretmek olmuş!

Kıbrıs ahalisinin ise padişahın bu kurnazlığından haberi bile olmamış. (benim de yoktu yeni oldu-hp)  Haberleri olunca da arazilerini Padişahın özel mülkiyetinden kurtarmak için ada İngiliz’in yönetimindeyken yıllarca bir de bununla uğraşmışlar. (‘Kim dolandıranını sever’ ya da ‘kim demiş ki adalılar Osmanlı gidince onu çok aradı’ diye?)

…………………

Osmanlı İmparatorluğunda Hristiyanların kiliselerine Çan kulesi inşa etmelerinin yasak olduğunu,

Osmanlı Kıbrıs’ı fethinin öncesinde Kıbrıs’ta çan kulelerinin yalnızca Katolik kiliselerinde bulunduğunu biliyor muydunuz?

Ya Kıbrıs’ta Osmanlı dönemi öncesinde Ortodoksların çan kulelerinin olmadığını ve Kiliseye çağırma yöntemlerinin ‘semantron’ adı verilen tahta bir alete vurularak çıkan sesle sağlandığını?

Ya da ancak Tanzimat Fermanıyla başlayan batılılaşma ile Çan Kulesi inşaatının Osmanlı’da ve dolayısıyla Kıbrıs’ta da serbest bırakıldığını?

Kıbrıs’ta Kilise ve Çan kulesi inşaatlarının başlamasıyla o ana kadar inşa edilmemiş minare inşaatlarını tetiklediğini?

Peristerona köyündeki caminin neden ikinci bir şerefe ilave dildiğini?

Tanzimat Fermanıyla başlayan ‘Çan Kulesi-Minare rekabetinin’ günümüzde milliyetçilik üzerinden adamızdaki iki cemaatin birbirinden daha derin bir nefrete, uzun erimli düşmanlık ve çatışmalara nasıl dönüştüğünü, yüz ve iki yüzyıl öncesinin yaşanmış olaylarından çıkarsamak ister misiniz?

İslam ve Hristiyanlığın çekişmesini Elen ve Türk milliyetçiliğiyle pekiştiren adalıların, kendi yurtlarında tarihi eserlerinin dahi soyulmasına seyirci ya da aracı olduğuna ne diyeceksiniz?

Yer yer ‘medeni’ batılıların aç(ık)göz(lü)lüğü ile adalıların saflığını da hatırlatan bir olaylar girdabına savuruyor yazar okurunu.

…………………………………….

Bölünmüş haliyle uzun yıllardır dünyalıların başına dert Kıbrıs sorununa yol açan olayları, ‘kör gözüne parmağım’ deyişi kadar açık ve kolay anlaşılır bir dille ve bir sohbet tadında anlatıyor. Demem o ki, Mete, adanın her iki cemaatin kaderini bugünün ‘Kıbrıs Sorununa’ kilitleyen ve beki de unutulmaya yüz tutmuş olayları o denli yalın bir dille anlatıyor ki; okurun da olayların bir parçası olmasını sağlıyor. Zaten okur da daha kitabın ilk sayfalarından itibaren kendini kitapta anlatılan olayların içerisinde buluyor.

………………………

Mete Hatay’ın kitabı, kitapçıların raflarından, Kıbrıs sevdalısı, tarih ve arkeoloji meraklısı, adayla ilgili bilgisini artırmak isteyen okuruna sesleniyor.

“Kör olma da Gör beni”!..

 







Başa dön tuşu