KKTC ile TC hükümetleri arasında imzalanan ve mecliste de onaylanan İşgücü Anlaşması, zaten yerlerde sürünen mesleki eğitime bir darbe de o vuracak. Bu ülkede zaten kamusal eğitim hükümet tarafından unutulmuş ve üvey evlat muamelesi görüyor. Meslek liselerinin durumu daha da vahim… Meslek eğitimi dünyanın her yerinde pahalıdır. Yatırım gerektirir. Teknolojik takip ister. Siz mesleki eğitime hiçbir yatırım yapmazsanız ve piyasayı tatmin edecek eleman yetiştirmezseniz, meslek eğitimine ilgi azalır. Meslek liselerinden mezun olanların iş bulması zorlaşır. Aynen bizim ülkede olduğu gibi…
Hükümetin tüm engelleme faaliyetlerine rağmen Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nın (KTEZO) meslek eğitimi adına yaptıkları da olmasa, meslek eğitiminde yaprak kımıldamayacak. KTEZO’nun yeni projeleri arasında iki de yeni okul varmış. Bugün KTEZO’nun Çıraklık Eğitim Merkezi’nden mezun olanların neredeyse tümü iş bulabiliyor. Demek ki planlı, programlı bir meslek eğitiminde gençlerin işsiz kalması çok zor…
Bu ülkede 43 bin yabancı işçi olduğu söyleniyor. Bunların 10 bini üçüncü ülke vatandaşı… Ancak unutmamak gerekir ki bu ülkede öğrenci diye gelip de işçi olarak çalışan çok sayıda insan var. Bu ülkede çok sayıda kaçak işçinin de çalıştığını bilmeyen yok. Böyle bir ortamda bir de KKTC-TC arasında imzalanan işgücü anlaşması ile bizim Çalışma Bakanlığı ancak tasdik memuru görevi yapabilir. Bu anlaşma ile Türkiye’deki iş bulma kurumlarından isteyen istediği kişiyi getirebilecek. Bu gelecek kişinin yeterliliğini kim kontrol edecek. Bizim kurumlar devre dışı olduğuna göre, bu ülkede “ her işi yaparım abi” diyenler çoğalacak.
Bu anlaşmanın olumsuz yanları olacak elbet ama bundan önce Çalışma Bakanlığı devrede iken de denetim bacağı hep eksik kalmıştı. Bu ülkede binlerce kaçak işçi varsa, çalıştırılan işçiler sekiz saatin çok üzerinde çalıştırılıyorsa, barınma imkanları sınırlı düzeyde ise ve düşük maaşa çalışıyorsa hükümetlerin yapacak çok işi var demektir.
Bu tür anlaşmalar yerine, hükümetlerin yapması gereken; Meslek eğitimini teşvik etmek ve meslek liselerinden mezun olan gençlerin çok daha kolay iş bulacağı olanakları yaratmaktır. Gerek meslek eğitimini planlayarak, gerek koruyucu yasalar çıkararak, meslek liselerinden mezunları korumak gerek.
İş çevreleri hep kaliteli ara elemana ihtiyaç duyduklarını söylüyor da onların da devletin meslek eğitim politikalarına katkı koyması gerekmiyor mu? Önceliği bizim meslek liselerimizden mezun olanlara fırsat vermeleri gerekmiyor mu? Yani Türkiye’den veya üçüncü ülkelerden gelen işçiler bizim meslek liselerinden mezun olan çocuklardan çok daha mı kaliteli? Bence değil… İş çevreleri çıkıp açıkça itiraf etmelidir; “Biz yabancı işçilere daha az para ödüyoruz ve daha fazla çalıştırıyoruz”. Olay budur. Günde sekiz saat ve düzgün bir maaşa çalışacak çok sayıda Kıbrıs’ta yaşayan ara eleman bulmak mümkündür. Bizde asgari ücretin bile tanımı yanlıştır veya bazıları öyle anlamak istemektedir. Asgari ücret en vasıfsız işçiye verilen ücret olmalıdır. Bizde öyle mi?
*******
Aslında burada yapılması gereken, Çalışma Bakanlığı, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ve DPÖ ortak çalışarak meslek eğitimini işgücü ihtiyaçlarına göre planlaması kaçınılmazdır. Planlama yaparken de meslek örgütleri ve iş çevreleri ile ortak hareket edilmelidir. Bizim hükümet de Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nın meslek eğitimi adına yaptıklarını nasıl baltalayacağını, nasıl ayak bağı olacağını, yandaşlarına farklı örgütler kurdurtarak farklı amaçlar peşinde koşmaktadır. Meslek eğitimi bu hükümetin umurunda bile değil…
Planlamadan bahsediyoruz ama Eğitim Bakanlığı, bu ülkede neyi planlayabildi ki bugüne kadar? Planlayabilseydi eğitimin hali bugünkü gibi olmazdı herhalde…
































